ÇATALHÖYÜK´TE 3 BOYUTLU KAZI

Bugün nereye gitmek istiyorsun?

1994’teki meşhur bir Microsoft reklamından alınmış bu sözcükler, sorumlu halkla ilişkiler ajanslarına göre bilgi teknolojisinin insanların hayatına girdiğini ve “bilginin halka açılması”nın başladığını vurgulamaktadır. Tek bir reklama bu kadar bakış açısı kazandıran bir değer atfetmek isteseniz de istemeseniz de reklamın yayımlandığı zaman gerçekten de bugün herkesin kullanabildiği pek çok teknolojinin ortaya çıkmaya başladığı dönemin başlangıcı. Bilgisayarların uzun bir zamandır kullanıldığı doğru olsa da dijital bir topluma geçiş henüz gözle görünür bir halde değildi. Aynısı arkeolojik araştırma için de geçerli. Bazı kazı projeleri verilerin işlenmesi için bilgisayarları kullanmış olsalar da, bu zamanda Çatalhöyük arkeolojik alanındaki gibi tam ölçekli bir bilgi sistemi kullanılması, hem çarpıcı olması, hem de kayıt altına aldığı detay seviyesi nazarında emsali olmayan bir şeydi. Bilgi teknolojisi, üzerine yirmi yıldan fazladır yapılan araştırmalar sonucunda inanılmaz bir şekilde gelişti ve tüm bu esnada bölgedeki altyapıyı genel gelişim ile bilgi anlamında denk tutmak büyük bir gereklilikti. Çatalhöyük Araştırma Projesi en başından itibaren yeni teknolojilere açıktı ve bundan dolayı sürekli olarak yeni gelişimleri bünyesinde topluyordu. Bilgi sisteminin geri kalanı ile uyumlu olacak dijital kayıt çözümleri bulunmalıydı. Son teknolojilerin kullanılmaya başlamasının önemli bir örneği “Çatalhöyük’te 3 Boyutlu Kazı” projesiydi (California/Merced Üniversitesi, Duke Üniversitesi). Bu projede üç boyutlu modellerin kullanımını değerlendirmek adına çok sayıda üç boyutlu çekim tekniği test edildi. Sonuç olarak 3-boyutlu modelleme sırasında elde edilen tüm veriler bu tür modeller için yeni geliştirilmiş yapılarda depolanmakla kalmıyor, süreç sırasında çekilen fotoğraflar da fotografik görüntülerin geleneksel altyapısında kaydedilip bölgenin coğrafi içeriği, alanın coğrafi bilgi sistemine eş zamanlı olarak aktarılabiliyordu. Aynı zamanda verinin tamamı önceden merkezi veri tabanında var olan bilgi ile karşılaştırılabiliyordu. Dijital arşiv ve alanın ilişkisini daha iyi anlamak adına şöyle düşünebiliriz; Çatalhöyük Araştırma Projesi bir binaysa, veri deposu ek bir kattır. Genel coğrafi bilgi sistemlerinden (GIS) alınan bir terim kullanırsak şöyle açıklayabiliriz -arşiv, höyüklerin üzerinde bulunan ve bunları verilere bağlayan bir katman olarak görülebilir. Bu veri daha sonra bölgenin hikayesini oluşturmak için kullanılabilir. Bu anlamda iki adet Çatalhöyük var diyebiliriz. Birinci Neolitik Dönem ve avcı-toplayıcılardan zirai yaşam tarzına geçişi anlamak için elzem olan meşhur höyük, ikincisi ise araştırmaya açık materyal yığını, büyük veri topluluğu. Yani 1960’daki ilk kazılardan itibaren arkeologlar tarafından toplânmış ve Çatalhöyük Araştırma Projesi’nin dijital arşivinde depolanan tüm bilgi. Projenin en azından 1990’lardaki en yakın aşamasının Ian Hodder liderliğinde başlamasından beri kazı sürecinin her bir adımı özenli bir şekilde kaydedildi. Arkeolojik kaynakların ölçümler, boyutlar ve betimlemeleri yeniden incelenebilir ve yerleşme yeni bir şekilde yorumlanabilir. Yerleşme ve bilgi istifi arasındaki benzerlik, bilgi sisteminin fiziki organizasyonunda da kendini gösterir. Sistem yerleşmenin düzenine benzer bir şekilde yapılandırılır ve laboratuvarları ve kazı hendekleriyle araştırma merkezi sistemin içinde onlara karşılık gelen veri deposuna tekabül ederler. Hem fiziksel, hem de bilgi anlamında benzerdir, zira verinin nasıl üretildiği ve veriye nasıl erişileceğinin yollarını gösterdiği kadar farklı veri depolarının düzeni ve birbirleriyle olan ilişkilerini de gözler önüne serer. Fiziki anlamda höyükte, kazı evini Çatalhöyük’ün doğu höyükteki iki korunakla bağlayan bir yerel ağ sistemi var. Bunun yanında kazı evi kendi yerel ağ sistemi sayesinde yerleşmede çalışan tüm laboratuvarlara erişim sağlıyor ve bir ağ sunucusu, dosya depolama ve bir veri tabanı motoru içeren merkezi bir sunucu sistemine sahip. Kazı evine benzer olarak her bir korunakta merkezi sunucuya bağlı taşınabilir bilgisayar, tablet ya da akıllı telefonlara erişim sağlanabilecek yüksek sayıda nokta var. Bilgi anlamında sistem, araştırma verisini içeren bir veri tabanına sahip (Microsoft SQL Server). Fotoğraf, video ve 3 boyutlu modeller bu veri türleri için gerekli olan spesifik konfigürasyonlarda depolansalar da özel görüntü veri tabanı sistemi (Extensis Portfolio) veya bir ESRI ArcGIS coğrafi-veri tabanına benzer bir şekilde merkezi veri tabanı tüm yerleşmenin bilgisini içinde bulunduruyor.

Çekirdek - Veri Tabanı Yerleşme veri tabanı, yerleşmedeki araştırma sırasında elde edilen her tür bilginin karşılıklı ilişkisini sağlıyor. Çatalhöyük örneğinde ise veri tabanı, kazı veri havuzları ile farklı laboratuvarların spesifik kaplarını bağlayan bağıntısal veri modeli üzerine kurulu. Bilgi sisteminin temel amacı tüm alakalı verilerin araştırma için organize edilmesi ve araştırmacıların nesne türlerine ya da araştırdıkları materyale göre veriyi bulabilmesini sağlamaktır. Sistem her daim ulaşılabilir olmalı ve araştırma sürecine dahil olan herkes için münasip giriş noktaları sunabilmelidir. Merkezi veri tabanı sunucusu tüm veriyi içinde bulundurur ve derhal kullanıma konulabilmesini sağlar. Bu amaçla sistem, alandaki kazıcılar tarafından -mümkünse tabletlerinde- ve aynı zamanda laboratuvardaki araştırmacılar tarafından kullanılan grafiksel kullanıcı ara yüzlerine (GUI) sahiptir. Veri giriş formları Microsoft Access ve Visual Basic programlarına sahip, isteğe göre uyarlanmış masaüstü ara yüzleridir. Kullanıcı ara yüzleri bu yüzden yalnızca dijital çağda doğanlar tarafından değil, teknolojik becerileri ne olursa olsun Çatalhöyük’te çalışan herkesin kolayca ulaşabileceği bir şekilde geliştirilmiştir. Bilgi teknolojisi genel anlamda gelişmeye devam ettikçe yeni yaklaşımları daha önce bahsedilen üç boyutlu veri alımı gibi yerleşmede halihazırda kullanılan metotlara entegre etme gerekliliği doğar. Yeni yaklaşımlar yeni ara yüzler ve sıklıkla yeni bir depolama mantığı gereksinimini doğurur ve bunlar da var olan veri ile bağlanmalıdır. Sonuç olarak tüm sistem sürekli olarak denetlenir ve geliştirilir - yerleşmede olduğu kadar kazı sezonları arasındaki dönemlerde yerleşme dışında da. Kazı sırasında depolanan tüm veriler -yerleşmede ölçülebilir her şeyin ölçülmesi ile elde edilen- böylece dijital birer kopyaymış gibi arkeolojik yerleşmenin yalnızca bir yansıması olmazlar. Dijital arşiv aynı zamanda bilgi alımı sürecini laboratuvar sürecinden yayımlanmasına kadar kazının tüm farklı adımlarında yansıtır. Arşiv bu şekilde yerleşmeyi ve verisini, yerleşmeyi bilimsel çabaya değer kılan yorumu ile bağlar. Kazı ve Veri Üretimi Çatalhöyük’teki dijital metotların entegrasyonunun derinliği, en iyi yerleşmedeki arkeolojik pratiğin farklı adımlarına ve onlara eşlik eden ve karşılık gelen dijital metotlara bakaran anlaşılabilir. 2015 itibari ile yerleşmedeki arkeologların yanında bilgi sistemine sürekli bağlı olan bir tablet bulunuyor. Kazı sırasında arkeolojik içerik ile ilgili detaylı bilgiler tablete girilebiliyor. Veri böylece ağdaki diğer tüm kullanıcıların derhal hizmetine giriyor. Araştırma yalnız kâğıt dokümantasyonuna bağlı olduğu zamanki gibi, kazı yapan kişi yerleşmedeki tüm olası bilgileri kaydediyor. Bugünlerde veri girişinin büyük bir bölümü kaçınılmaz olarak dijital bir hal aldı. Bu, ölçümler ve boyutlar için olduğu kadar açıklayıcı bilgiler için de geçerli. Bağlam ya da özelliklerin yorumları üzerindeki tartışmalar bile dijital olarak depolanıyor. Fotoğrafçılığın dijital formu belli bir süredir standart halini almış olsa da kazı taslakları gibi diğer görsel bilgiler de bugün dijital olarak depolanmakta.