"MİRAS İSTANBUL" SEMİNER DİZİSİ 6.Bölüm "Tarihi Yarımada´da Dünden Bugüne Arkeoloji:Yitirdiklerimize ve Kazandıklarımıza Genel Bir Bakış"

MİRAS İSTANBUL" SEMİNER DİZİSİ 6.Bölüm "Tarihi Yarımada´da Dünden Bugüne Arkeoloji:Yitirdiklerimize ve Kazandıklarımıza Genel Bir Bakış" Sunuş: Nezih BAŞGELEN / Arkeolog – Editör Tarih: 20 Aralık 2014, Cumartesi Saat: 16.30 -18.00 Yer: Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Karaköy, Kemankeş Cad. No. 31 İletişim: 0212 251 49 00

"Üç yanı denizle buluşan, etrafı surlarla çevrili yedi tepeli bir yarımadanın üzerinde kurulan Istanbul neolitik dönemden bugüne 8500 yıllık kültürel birikimiyle eşsiz bir açık hava müzesi niteliklerine sahiptir. Üç kıtayı yönetmiş İstanbul'un merkezindeki Topkapı Sarayı, Ayasofya, Hipodrom ve Sultanahmet'in yanısıra sur içindeki diğer görkemli kültürel miras, Osmanlı döneminden Cumhuriyet'e tüm yönetimler için yadsınamaz bir övünç kaynağı olmuştur. Tarihsel yarımada'dan özellikle 1870'lerde Rumeli demiryolunun yapımı nedeniyle ilk tren yolunun geçirilmesinden bugüne binlerce yılın birikiminden gelen olan bu eşşiz kültürel miras her dönemde çeşitli nedenlerle geri dönülmez yıkımlara ve tahribata maruz kalmıştır. Buna karşın imar ve yeni yapılaşma nedeniyle biteviye yapılan temel kazılarında ortaya çıkan kalıntılar/eserler de kent arkeolojisi açısından önemli kazanımlar sağlamıştır. Bu sunumda 1870'lerden Marmaray'a Tarihsel Yarımada'da gerçekleştirilen büyük hafriyatlarda sürekli açılan temel kazılarında rastlanan kalıntılar, bulunan arkeolojik eserler genel hatlarıyla konu edilmektedir. Tarihi yarımadanın benzersiz topografik konumunun günümüze ulaşan sıra dışı değerlerinin akılcı artı değerler katılarak gelecek kuşaklara aktarılmasının önemi de konuşmada ayrıca vurgulanmaktadır.""Üç yanı denizle buluşan, etrafı surlarla çevrili yedi tepeli bir yarımadanın üzerinde kurulan Istanbul neolitik dönemden bugüne 8500 yıllık kültürel birikimiyle eşsiz bir açık hava müzesi niteliklerine sahiptir. Üç kıtayı yönetmiş İstanbul'un merkezindeki Topkapı Sarayı, Ayasofya, Hipodrom ve Sultanahmet'in yanısıra sur içindeki diğer görkemli kültürel miras, Osmanlı döneminden Cumhuriyet'e tüm yönetimler için yadsınamaz bir övünç kaynağı olmuştur.

Tarihsel yarımada'dan özellikle 1870'lerde Rumeli demiryolunun yapımı nedeniyle ilk tren yolunun geçirilmesinden bugüne binlerce yılın birikiminden gelen olan bu eşşiz kültürel miras her dönemde çeşitli nedenlerle geri dönülmez yıkımlara ve tahribata maruz kalmıştır. Buna karşın imar ve yeni yapılaşma nedeniyle biteviye yapılan temel kazılarında ortaya çıkan kalıntılar/eserler de kent arkeolojisi açısından önemli kazanımlar sağlamıştır. Bu sunumda 1870'lerden Marmaray'a Tarihsel Yarımada'da gerçekleştirilen büyük hafriyatlarda sürekli açılan temel kazılarında rastlanan kalıntılar, bulunan arkeolojik eserler genel hatlarıyla konu edilmektedir. Tarihi yarımadanın benzersiz topografik konumunun günümüze ulaşan sıra dışı değerlerinin akılcı artı değerler katılarak gelecek kuşaklara aktarılmasının önemi de konuşmada ayrıca vurgulanmaktadır."