REZAN HAS MÜZESİNDE URARTU TAKILARI

Bank of America Merrill Lynch “Sanat Eserlerini Koruma Projesi” kapsamında bir ülkenin, kültürel miras ya da sanat tarihi açısından önemli eserlerinin korunması amacıyla, kurum ve kuruluşlara destek olmaktadır.

 

Bank of America Merrill Lynch “Sanat Eserlerini Koruma Projesi” kapsamında bir ülkenin, kültürel miras ya da sanat tarihi açısından önemli eserlerinin korunması  amacıyla, kurum ve kuruluşlara destek olmaktadır. 19 ülkeden kültürel ve tarihi değer taşıyan 20 farklı sanat eseri ve insan eliyle yapılmış nesnelerin restorasyonuna fon sağlayan projenin Türkiye ayağında ise Rezan Has Müzesinin Urartu Takıları Koleksiyonu’nun restorasyon ve konservasyon çalışmaları yer alıyor. 2012 yılı Mart ayında başlanan restorasyon ve konservasyon çalışmalarının 2013 yılı Mart ayı içerisinde tamamlanması planlanıyor.

Bir eserin konservatif anlamda incelenmesi, objenin geçirdiği üç önemli evre dikkate alınarak gerçekleştirilir. İlk evre, objenin üretildiği ve kullanım gördüğü zaman dilimini kapsar.  İkinci evre, objeye tarihi belge niteliği kazandıracak bir sebepten ötürü toprak altı ya da su altı ortamda gömülü kaldığı dönemdir. Üçüncü ve son evre ise gömülü bulunduğu ortamdan çıkartılmasıyla, bilim insanları tarafından başlatılması gereken ve asla sonlanmayan koruma, onarım ve bakım evresidir.

Rezan Has Müzesi Urartu Takıları Koleksiyonu’na ait objelerin alaşım oranlarına dair bilgi edinmek amacıyla gerçekleştirilen aletli analiz çalışmalarının bir kısmı tamamlanmış durumdadır. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu ve Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezinin katkılarıyla, spesifik objelerin X-Ray Floresans (XRF) analizleri gerçekleştirilmiştir.

Analizler, Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezine ait taşınabilir bir cihaz ile Rezan Has Müzesi Restorasyon ve Konservasyon Laboratuarında gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın neticesinde koleksiyonu oluşturan takıların çoğunluğunun bakır ve kalay alaşımı olarak üretildiği anlaşılmıştır. Urartu metal ustalarının bu takıları üretirken alaşıma çeşitli fiziksel özellikler kazandırmak amacıyla; demir, çinko ve kurşun gibi metalleri, farklı oranlarda, iz element olarak kullandıkları görülür. Analiz sonuçlarına göre; boyunluk olarak kullanılan bir objenin sarımsı görünümü sebebiyle envantere pirinç olarak kaydedilmiş olmasına rağmen, içeriğinde hiç çinkoya rastlanmaması dikkat çekmiştir. Bakır ve kalay alaşımı olan obje üzerinde, bu görünüme sebep olan etkenlerin incelenmesine devam edilmektedir.

Rezan Has Müzesi Restorasyon ve Konservasyon Laboratuarında proje için titiz bir çalışma yürütülmeye başlanmıştır. Eserler üzerinde, öncelikle, bir takım durum tespiti ve tasnif çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Çoğunluğu restorasyon görmüş objelerde yüzeysel korozyon ürünlerinin tekrar ortaya çıktığı görülmüştür. Eserler önce takı türlerine göre ayrılarak gruplandırılmış, daha sonra bozulma durumuna göre önceliği belirlenen gruplar sırayla restorasyon ve konservasyon uygulamalarına tabi tutulmuşlardır.  

Ayrıntılı belgeme işlemleri yapılan eserler üzerinde öncelikle, mevcut koruyucu kaplama ürünleri ve önceki restorasyon uygulamalarından kalma diğer safsızlıklardan arındırma çalışmaları yürütülmüştür. Ardından yüzeysel korozyonlar mekanik temizlik ile uzaklaştırılarak, çevresel koşullara karşı direnci arttırabilmek amacıyla stabilizasyon ve koruyucu film kaplama işlemleri gerçekleştirilmiştir.

Koleksiyonun belki de en önemli parçalarını oluşturan Urartu kemerleri, aynı zamanda çalışmanın en meşakkatli kısmını oluşturmaktadır. Oldukça ince, çok parçalı ve kırılgan olan bu eserlerin arka yüzü, önceki restorasyon çalışmalarında yapıştırma, destek ve tümleme amacıyla kullanılan epoksi katmanı ile kaplanmıştır. Bu katmanı yüzeyden kaldırmak amacıyla önce şişirme uygulaması yapılmış, daha sonra kemer parçalarına zarar vermeyecek şekilde mekanik yollarla geri alınma işlemi gerçekleştirilmiştir. Bu tarz çok parçalı ve ince eserlerin yapıştırılmasında arka yüzeyde bir destek katmanı oluşturmak tercih edilen bir yöntemdir.

Ayrılan bazı parçalar üzerinde, epoksi tabakasının altında korozyon oluşumunun yeniden tekrarladığı görülmüştür. Detaylı mekanik temizlik çalışmalarından sonra, parçaların tek tek stabilizasyon işlemleri gerçekleştirilmiştir. Kemer parçaları üzerine, yapıştırma ve tümleme işleminden önce geri dönüşümlü bir film tabakası kaplanmıştır. Aseton ile kolayca çözülebilen bu tabaka, ilerde aynı eser üzerinde uygulama yapılması gerektiği takdirde epoksi tabakasının kolayca geri alınmasını sağlayacaktır.

Çatlaklar ve kırık parçalar, toz boya ile renklendirilmiş epoksi ve cam elyafı ile yapıştırılmış ve mevcut parçalar sağlamlaştırılmıştır. Daha sonra kalan boşluklar, mevcut bölümlerden kalıplar alınarak toz boya ile renklendirilmiş, epoksi ve cam elyafı kullanılarak aslına uygun şekilde tümlenmiştir. Kemerlerin ön yüzeyinde tekrarlanan motiflerin, tümlenen boşluklarda da devam etmesi sağlanmıştır. Devam eden motiflerin küçük boşluklara taşınması için mum kalıp yöntemi tercih edilirken, daha geniş ve uzun boşluklar için silikon kalıp yöntemi tercih edilmiştir.

Geçmiş çağlardan günümüze kalan eserlerin korunması, içinde bulunduğumuz yüzyılda artık bir bilim dalı olarak ele alınmaya başlanmıştır. Günümüzde eser olarak nitelendirilen, antik dönemin günlük kullanım objelerinin onarımı, aslında kullanım gördükleri dönemden başlar. Hasar gören objelerin, basit tamiratlar ile kullanılmaya devam edilmesi ya da bir yapının eskiyen mimari öğelerinin yenilenmesi, antik onarım uygulamalarını oluşturur. Bunun yanı sıra,objelerin ya da mimari yapıların daha dayanıklı hale getirilmesi için yeni teknolojilerin araştırılması ve antik dönemde de eserlere zarar verecek çevresel etkilere karşı alınan önlemler, ilk koruma çalışmaları olarak nitelendirilebilir.

Koleksiyonda yer alan eserlerin bazılarında ve özellikle kemerlerde antik dönem tamiratları görülür. Kemerlerin bir kısmında ise birden çok antik dönem tamiratı göze çarpmaktadır. Bunlar çoğunlukla, kırılan kemer parçalarının üst üste getirilerek perçinlenmesi, arkadan yama yapılarak perçinleme ya da eksilen parçaların yerine genişçe bir parça ile önden de görülebilen yama yapılması şeklindedir. Yaptığımız yapıştırma ve tümleme çalışmaları sırasında bu antik dönem tamiratlarının görünür kalmasına ve korunmasına özen gösterilmektedir.

Proje başlangıcından bu yana geçen zaman diliminde, bilezik, pazıbent ve boyunluk takı grupları, fibulalar, iğneler, yüzükler ve küpelerin büyük bölümünün koruma çalışmaları tamamlanmıştır. Urartu kemerleri ağırlıklı olmak üzere çalışmalar halen devam etmektedir.

Konservasyon çalışmaları tamamlanan eserler üzerinde, 3 ve 6 aylık periyotlarla yapılan kontrollerde, bozulmaların yinelenmediği tasdik edilmiştir. Bu eserler, RHM Konservasyon Laboratuarında pleksiglas saklama rafları içerisinde, %50 – 55 arası nem oranı korunarak depolanmaktadır. ICROM, metal eserlerin bu nem aralığı içerisinde korozyona uğrama riskinin minimum olduğunu bildirmektedir. Sergileme safhasına geçildiğinde ise eserlerin stabil durumlarının devamlılığını sağlamak adına, özel vitrin sistemleri üzerine çalışmalar devam etmektedir.

Mehmet AYRANCI

 Rezan Has Müzesi Koleksiyon Sorumlusu-Restoratör

Irmak YÜCEİL

Rezan Has Müzesi-Restoratör