10 Binyıl Öncesinin Taklit Boncukları

İnsanın kendini ifade etme çabasının, uzak geçmişimizden günümüze, çeşitli yöntemleri ve çeşitli amaçları olduğu bilinmektedir. Bu yöntemlerden biri, ifade aracı olarak seçilen nesnelerin dönüştürülerek yeniden işlevlendirilmesi ve kimi örneklerde, oluşturulan ürünlerin beden üzerinde taşınmasıdır.

 Bu ürünler giysiler, takılar veya dövmeler olabilir. Bireyin seçtiği giysiler veya taktığı takılar, ait olduğu sosyal ve kültürel arka plana dair söz söyleyen semboller olarak algılanabilir. Örneğin “Fatma’nın Eli” veya “Hamsa Eli” olarak bilinen bir sembol giysilerde, çantalarda, takılarda çokça karşımıza çıkan ve günümüzde moda haline gelmiş olan bir öğedir. Fatma’nın Eli’nin giysi, takı gibi ürünlerde çokça betimlenmesi ve tercih edilmesi, bir inancı ve bu inanca duyulan günümüze ait bir ihtiyacı yansıtmaktadır. Birey, gündelik olarak manevi, ekonomik, toplumsal sıkıntılar ile karşılaştığında aidiyet hissettiği bir inancın sembolünü yanında, üstünde, bedeninde taşıyarak bundan güç alabilmektedir. Seçilen sembol ile veya inancın, aidiyetin somutlaşmış hali olarak ürün ile birey birebir, özel veya mahrem bir ilişki kurmaktansa bu sembol ile kurduğu ilişkiyi sergilemek gibi bir isteğe de sahiptir. Bu kaygı ise belki de seçime bir boyut daha katmakta ve devreye estetik kavramı girmektedir. Tüm bu sürece paralel olarak ise ürünün maddi ve manevi boyutta değeri dönüşür.

İnanç, estetik kaygılar veya bireyin aidiyetini, kimliğini ifade etmesi amacıyla doğadan alınan bir maddenin yeniden şekillendirilmesi, yeni bir işlevlendirmeyi de taşır. Hammadde artık kültür ürününe dönüşür. Bunun bir örneği de, boncuklardır. Böylesi bir çabanın bilinen en erken örnekleri, Orta Paleolitik Çağda Neanderthaller’de karşımıza çıkmaktadır. Neanderthallerin ürettiği örnekler, kemik, diş, fildişi gibi maddelerden üretilmiş takılardır. Üst Paleolitik Çağda ise geniş bir coğrafyada, farklı kültürlerde deniz kabukları, kemik, diş, taş gibi çeşitli hammaddelerden üretilmiş takılar karşımıza çıkmaktadır. Hammadde seçimi, çeşitliliği, aidiyet gibi faktörler bağlamında gittikçe karmaşıklaşan takı üretimi Neolitik Çağda da devam eder.

Aşıklı Höyük Projesi 2013 kazı sezonunda bulunan 20 adet boncuk da bu bağlamda Aşıklı topluluğunun doğal çevre ortamı ile olan karşılıklı ilişkisini ve olasılıkla estetik, kimlik, inanç gibi çeşitli amaçlar ile geliştirdikleri yöntemleri anlamak adına önemlidir. Yerleşmenin MÖ 9. binyıla tarihlenen tabakalarında 16 tanesi tavşan kemiğinden, üç tanesi ise geyik dişi taklidi kemikten yapılmış boncuk bulunmuştur. Projenin kemik uzmanlarından Mary Stiner ve Rozalia Christidou’nun incelemeleri sonucu, boru biçimli 16 boncuğun yaban tavşanının uzun kemiklerinden yapıldığı anlaşılmıştır. Kemiklerin formu, içlerinin boş olma özelliği, kolay işlenebilir olması nedeniyle tavşan kemiği, Aşıklılılar gibi pek çok topluluk tarafından da boncuk yapımında tercih edilen bir hammaddedir. Geriye kalan üç boncuk ise kızıl geyik dişi taklidi kemik boncuklardır. Boncukların diş görünümü verilene dek işlenmiş ve parlatılmış olması, hangi hayvanın hangi kemiğine ait olduklarının anlaşılmasını engeller. Taklit etme gibi bir yönteme başvurulmuş olması, kızıl geyiğin köpek dişinin tercih edilen bir hammadde olduğunu yansıtmaktadır. Damlayı andıran biçimleri, parlak yüzeyleri gibi çekici görünümlerinin yanısıra her kızıl geyikte yalnızca iki adet köpek dişinin bulunması, topluluğun değer algısını göstermesi bakımından önemlidir. Ulaşılamadığı takdirde başka bir hayvan kemiğinin şekillendirilerek benzer görünüme kavuşturulması, kızıl geyiğin köpek dişinden yapılmış olan takılara yüklenen anlamın sembolik bir boyutunun olabileceğini de düşündürebilir.

Boncukların olasılıkla bir kolyeye veya bileziğe ait olabileceği düşünülmektedir. Nasıl dizildikleri, takı olarak kullanılmak üzere nasıl bir arada tutuldukları ile ilgili verilere ulaşılamamıştır; ancak söz konusu dönemde Aşıklı topluluğunda dokumacılık teknolojisinin mevcut olmadığı düşünüldüğünde kullanılan ‘ipin’ bitki liflerinden veya inceltilmiş hayvan bağırsaklarından yapılmış olabileceği varsayılabilir.

Gerek kızıl geyiğin köpek dişlerinden boncuklar, gerekse de bunların imitasyonlarının yapımı, farklı dönemler, kültürler ve coğrafyalardan da bilinmektedir. Özellikle Geç Neolitik Çağda Orta Avrupa’da kızıl geyik dişlerinden boncuk yapımı ve imitasyonları karşımıza çıkmaktadır. Araştırmacılar bu imitasyonların, basitçe hammaddeye erişilemeyişi gibi bir nedenle başvurulan bir yöntem olabileceğini belirtmekle birlikte, aynı zamanda imitasyon yapımının çeşitli sembolik anlamlarının da olabileceğini savunmaktadırlar. Aşıklı’nın kronolojik ardılı Çatalhöyük’te de MÖ 7. binyılda kızıl geyik dişi imitasyonu boncuklar bulunduğu bilinmektedir.  

Aşıklı Höyük özelinde kızıl geyiğin köpek dişlerinden yapılmış bir boncuk dizisi, 8. binyıl yerleşmesinin en üst evrelerine ait bir mezardan bilinmektedir. 1992 kazı sezonunda ortaya çıkarılan 20-25 yaşlarındaki bir kadın mezarında, bireyin boyun kısmına yakın yerde bulunan delinmiş geyik dişleri bu kez bakır boncuklar ile birlikte dizayn edilmiştir. 9. ve 8.binyıla ait her iki buluntu topluluğu, geyik dişi boncukların, gerçek ya da taklit olsun, Aşıklı topluluğunun değer anlayışını yansıtması açısından önemi büyüktür.  

 

Prof. Dr. Mihriban ÖZBAŞARAN

Sera YELÖZER

Fotoğraflar: Özgür Toprak - AŞIKLI HÖYÜK 2013 ARŞİVİ