2016 YILINDA İNGİLTERE´DEN ŞAŞIRTICI 5 ARKEOLOJİK KEŞİF

2016 yılı iyisiyle kötüsüyle unutulmaz bir yıl olmuştur. Ancak son 12 ay içinde arkeoloji dünyasında çok çeşitli keşifler ortaya çıkarılmıştır. En azından İngiltere´deki arkeologlar için bu yıl hiç de kötü geçmemiştir.

 

1) Lindisfarne manastırı

 

Amatör bir arkeolog, Temmuz ayında Northumberland'da inanılmaz bir bulguya rastlamıştır: İngiltere'nin en ünlü manastırının kanıtı olduğuna inanılan nadir bir mezar işaretleyicisi.

 

İngiltere'nin en eski Hıristiyan manastırlarından biri MS 635’te kuruldu. Ancak yaklaşık 1300 yıl önce Vikingler tarafından yağmalandı.

 

Lindisfarne manastırı Avrupa'nın en güzel kitaplarından birine (Saint Cuthbert'a ithaf edildiği düşünülen “Lindisfarne Gospels”e) ev sahipliği yapmaktadır.

 

 

2) Stonehenge'nin kadınları

 

Dünyanın en ünlü tarih öncesi anıtlarından biri olan Stonehenge'nin kökeni ve amacı daima bir gizemdir. Ama bilim insanları yavaş yavaş bu kayalar hakkında daha fazlasını saptıyor.

 

Yeni bir kazı, burada MÖ 3100 ile MÖ 2140 yılları arasında gömülen kadınların cesetlerini ortaya çıkardı. Arkeologlar Nisan ayında bölgede 14 kadının yakılmış kalıntılarını keşfetti. Bu kalıntılar binlerce yıl önce kadın statüsü hakkında daha fazla bilgi veriyordu. Şimdi arkeologlar alana gömülmüş olanların yüksek bir statüye sahip olduğuna inanıyor.

 

 

3) “Kara ölüm” veba çukuru

 

Kasım ayında, Sheffield Üniversitesi arkeologları tarafından Lincolnshire'daki 14. yüzyıl manastır hastanesinde, içinde vebalı kurbanların olduğu toplu bir mezar keşfedildi. 27’si çocuk olan 48 iskelet, küçük topluğun insanlık tarihinde en kötü salgınlarından biri olan veba tarafından nasıl mahvedildiğini gösteriyor.

 

Büyük olasılıkla bubonik veba olan Kara Ölüm (Veba), 1346 ve 1353 yılları arasında Avrupa genelinde tahminen 75-200 milyon insanın hayatını aldı.

 

Kazının arkeologlarından Dr. Hugh Willmott, kırsaldaki Lincolnshire’de bu döneme ait daha önce bilinmeyen ve beklenmedik bir toplu mezarın bulunmasının eşsiz olduğunu ve küçük bir topluluğun karşılaştığı zorluklara ışık tuttuğunu söyledi.

 

 

4) Roma Britanya’sından geriye kalan en eski fresk

 

Şubat ayında, Londra Müzesi'nden arkeologlar MS 1. yüzyıldan kalma bir duvar resmi buldu. Bu, Roma Britanya'sından kalan en eski fresklerden biri.

 

Resim büyük bir olasılıkla misafirlerin ağırlandığı bir kabul yeri salonunu süslemek için kullanılmıştır. Araştırmacılar şimdi Londra’nın ilk zengin vatandaşlarının sevdiği ve tercih ettiği bu freski ayrıntılarıyla inceliyorlar.

 

 

5) En eski el yazısı belgeler

 

Haziran ayında arkeologlar, İngiltere’de bilinen en eski el yazısı belgeleri (Romalılar tarafından not alınması için kullanılmış olan 400’den fazla mumlanmış tableti) keşfettiler.

 

Roma yönetimi altında kentte yaşamın nasıl olduğunu açıklayan bu buluntular, Bloomberg’in Londra merkezi için yapılan kazıları sırasında keşfedildi. Ahşap tabletlerden bazıları isimleri, olayları ve ticari işleri ortaya çıkarmak için çözüldü.

 

Tabletleri çeviren Latin uzmanı Roger Tomlin, şunları söyledi: "Bloomberg yazma tabletleri özellikle Roma Britanya’sının erken tarihi ve Londra için çok önemlidir. 19 asır sonra onları tekrar okuyan ilk kişi olarak ve Londra kentini kuran bu insanların neye benzediğini hayal etmek için şanslıyım.”

 

http://www.ibtimes.co.uk/