2016 YILINDA YAPILAN 9 ÖNEMLİ ARKEOLOJİK KEŞİF

Arkeologlar geçtiğimiz yıl sadece birtakım tuhaf uygulamaları değil (piramit içinde piramit inşa etmek gibi), aynı zamanda, bilinen arkeolojik eserlerin sırlarından bazılarını ortaya çıkaran zengin bilgileri keşfettiler. Bu yazıda yeni “Ölü Deniz Parşömen”lerinden, şimdiye kadar Mısır´da bulunan en küçük mumyaya, İsa’nın mezarından, 200 Amerikan futbol sahası büyüklüğünde 1500 yıllık taş kompleksine kadar 2016´nın en önemli 9 arkeolojik öyküsünü okuyabilirsiniz.

 

1) NUH’UN GEMİSİ MOZAİĞİ

 

 

İsrail’de, Hukok bölgesindeki eski bir sinagogda, Nuh’un gemisi hikâyesini tasvir eden bir mozaik keşfedildi. Mozaikte; gemi, aslan, ayı ve leopar gibi hayvanlar, çiftleriyle birlikte tasvir edilmişti. Başka bir panel ise, savaş arabaları ile kuşatılmış antik Mısır askerlerinin dev balıklar tarafından yutulduğunu gösteren hikâyeyi tasvir ediyor.

 

2) MISIR’IN EN GENÇ MUMYASI

 

 

İngiltere’deki Cambridge Fitzwilliam Müzesi’nde bulunan minyatür bir lahit, bilinen en genç mısır mumyasını içinde muhafaza ediyor. Sedir ağacından yapılmış olan lahit 1907 yılında Giza’da keşfedildi ve günümüzden 2 bin 500 yıl öncesine ait.

 

Lahitteki bebek sadece 16-18 haftalık ve büyük olasılıkla düşük sebebiyle öldü. Üzerinde minik oymalar bulunan bu lahit bir asır boyunca müzede bulunmaktaydı. Ancak küratörler CT taramaları yapılıncaya kadar lahdin mumyalanmış iç organları tuttuğunu düşünüyordu.

 

3) PARŞÖMEN TOMARLARI

 

 

Bilim insanları bir dizi CT taramaları kullanarak, 1700 yıl öncesine ait yanmış parşömen tomarlarını neredeyse çözmeyi başardı. Bunlar 1970 yılında İsrail’de Ölü Deniz yakınlarındaki En Gedi sahasında keşfedildi. 1947 ile 1956 yılları arasında Qumran’da da meşhur “Ölü Deniz Parşömenleri” keşfedilmişti.

 

Yapılan taramalar Leviticus kitabının bir bölümünden oluşan metni ortaya çıkardı. Araştırmacılar parşömen tomarlarının kesin tarihinin belli olmadığını, ancak 1700 yıl öncesine ya da muhtemelen biraz daha erken tarihe dayandığını söylediler. Eğer öyleyse bunlar Hristiyanlığın ve Museviliğin bilinen en eski yazılı kaynakları olarak kabul edilecek. Benzer bir CT tarama tekniği, 2015 yılında, İtalya’da Herculaneum kentindeki 2 bin yıllık taramaları okumak için kullanıldı.

 

4) BİR PİRAMİT İÇİNDEKİ BİR PİRAMİT İÇİNDE BİR PİRAMİT!

 

 

Arkeologlar, Meksika’daki Chichén Itzá'deki El Castillo piramidinin aslında bir piramit içindeki bir piramit içinde yer alan bir piramitten oluştuğunu keşfetti. Dış piramit 950 ile 1000 yılları arasında, bu piramit içindeki piramit 850 ile 900 yılları arasında ve bunun içindeki piramitte 600 ile 800 arasında inşa edildi.

 

Bu keşfi yapmak için, bilim insanları en dıştaki piramidin elektriksel direnç incelemesini yaptı. Elektriksel direnç arkeolojide, elektrik akımlarının bir yapıdan veya zeminden geçen akımların karşılaştığı direncin ölçülmesi için yaygın olarak kullanılan bir tekniktir. Bu ölçümler daha sonra bir yüzeyin altında yer alan herhangi bir şeyin belirlenmesine yardımcı olmak için kullanılır.

 

5) ANTİK MISIRA AİT GEMİ ÇİZİMLERİ

 

 

Mısır’da Abidos bölgesindeki bir yapı içinde, 120’den fazla 3 bin 800 yıllık gemi çizimleri keşfedildi. Bu yapı, Firavun III. Senwosret mezarının yakınında yer alıyor. En büyük çizimler yaklaşık 1.5 metre uzunluğunda ve direkler, yelkenler, teçhizatlar, dümenler ile küreklerin yanı sıra işlenmiş büyük tekneleri tasvir ediyor.

 

6) KAZAKİSTAN’DA MEGALİTİK BİR SİTE

 

 

Arkeologlar, Kazakistan’da 120 hektarlık bir arazide, 1500 yıllık taş kompleksinin keşfedildiğini duyurdu. Burada yapılması gereken çok iş olsa da arkeologlar gümüşten yapılmış bir eyerin keşfedildiğini ve işlenmiş taşların raporunu bildirebildiler. Bu kompleks Asya ve Avrupa boyunca dolaşarak Roma İmparatorluğu ile çatışmaya giren Hunlar tarafından inşa edilmiş olabilir.

 

7) İSA’NIN MEZARI

 

 

Arkeologlar tarafından Kudüs’te, antik çağda yaşayan insanların İsa’nın kalıntılarına ait olduklarına inandıkları bir mezar ortaya çıkarıldı. Efsaneye göre Roma İmparatorlarından Konstantin’in annesi Helena MS 4. yüzyılda Kudüs’e gitti ve mezarın yerini bulmak için kazıların yapılmasını emretti. Helena, İsa’nın mezarı belirlendikten sonra buraya bir tapınak yaptırdı. Kayıtlar, 1555’e kadar mezarın hasar gördüğünü gösteriyor. Daha sonra mezarın korunması için üzerine mermer kaplama yapılmış, daha sonra da bu kaplama örtülüp mezar mühürlenmiştir.

 

Arkeologlardan oluşan bir ekip, bu yıl, koruma çalışması yapmak ve bu yer hakkında daha fazla bilgi edinmek için mezarı açtılar. Arkeologlar, efsaneye göre İsa’nın çarmıha gerildikten sonra yerleştirildiği kalkerden yapılma ölü yatağını buldu. Burada yapılacak olan kazılar önümüzdeki yıllarda mezara ve efsanelere daha fazla ışık tutabilir.

 

8) İNSALIĞIN BİLİNMEYEN BİR TÜRÜ

 

 

2016 yılında yapılan bir genetik çalışmada, insanın 70 bin ile 40 bin yıl önceki bir zamanda, bilinmeyen bir tür ile melezlendiği keşfedildi. Bu melezlenme Homo Sapiens Afrika’dan göç ettikten sonra gerçekleşmiş olmalıydı.

 

Kopenhag Üniversitesinden paleogenetik uzamanı Eske Willerslev, onların, modern insanların 50 bin ile 60 bin yıl önce Avustralya, Yeni Gine ve Tasmania’ya geçmesinden kısa bir süre önce modern insanlarla birleştiğine inandıklarını söyledi. Bu keşif, günümüz yerli Avustralyalıların genomları analiz edilerek yapıldı. 

 

9) YENİ ÖLÜ DENİZ PARŞÖMENLERİ

 

 

Daha önce bilinmeyen yirmi beş Ölü Deniz Parşömenleri bu yıl iki ayrı kitapta tanıtıldı. Parşömenler İncil’in bölümlerini içeriyor. Bu kitapların hepsi, antikacılar pazarında koleksiyonerler tarafından satın alındı. Uzmanlar, bazı sayfaların sahte olabileceğini söylediler. Bu parşömenler son 20 yılda eski eserler piyasasında görülenlerin sadece 25 tanesidir.

 

Buna ek olarak İsrail Eski Eserler Makamı MÖ 7. yüzyıldan kalma bir papirüste ele geçirdi. Uzmanlara göre bu papirüs de sahte olabilir.

 

Bu yeni keşiflerin ardından uzmanlar Ölüdeniz yakınlarındaki Judean Çölü mağaralarını tarayacak ve kazı yapacak.

 

http://www.livescience.com