35 Milyon Yıldan Günümüze

Batı Anadolu

Türkiye, Tersiyer’de Avrupa, Asya ve Afrika kıtaları arasında kavşak konumlu bir ülke olarak, memeli hayvanların göç yolları üzerinde yer almış, bu özelliğinin yanı sıra, birçok endemik faunanın evrilmesine olanak sağlayan büyük coğrafi bir provens olma özelliğini de taşımıştır. Kıtalar arası göçlerin büyük bir bölümü Türkiye, Ege Denizi ve Marmara Denizi üzerindeki kara köprüleri ile gerçekleşmiş, bu bağlamda Türkiye, üç kıtaya ait paleomemeli formların birlikte evrildiği büyük bir paleocoğrafik alan oluşturmuştur. Memeli fosilleri; memeli filojenezine yönelik evrimsel çalışmaların yanı sıra karasal Tersiyer çökellerinin kıta içi ve kıtalar arası deneştirmelerine, biyokronolojilerinin oluşturulmasına, paleoklimatolojilerine ve sonuçta paleocoğrafyanın aydınlatılmasına katkı sağlamaktadır. Bölgelerin tektonik evrim modellerinin oluşturulmasında, stratigrafisinin kurulmasında ve ortamsal yorumlarının yapılmasındaki önemleri dikkate alındığında paleomemeli faunasına ilişkin çalışmalar artan bir ivme kazanmıştır. Türkiye’nin paleomemeli fosil potansiyelini ortaya koymak için yapılan çalışmalarda 500’e yakın memeli fosil yatağının keşfedilmiş olmasına karşın daha yüzlerce yeni fosil yatağı gün ışığına çıkarılmayı beklemektedir. Bir memeli iskeletinde yaklaşık 200’ün üzerinde kemik ve 30’dan fazla diş bulunmaktadır. Memelilerin fosilleşen kısımları kemikler, dişler, boynuz (keratinden oluşan kın hariç), pençe (keratinden oluşan tırnaksı kısım hariç) ve dışkı pelletleridir (koprolit). Memeli fosilleri, akarsu, göl, bataklık, kıyı ortamları çökellerinde, karstik çatlak dolgularında, traverten ve jipslerde, gayzeritlere ilişkin çökellerde, volkanik tüf ve küllerde bulunabilir. Fosiller, bu ortamlara ait, genellikle çamurtaşları, kiltaşları, kumtaşları, linyitler ve seyrek olarak da kireçtaşlarında ve evaporitlerde çökelir. Batı Anadolu jeolojik ve paleontolojik açıdan evrimini irdelemek için öncelikle Anadolu’nun yaklaşık 35 milyon yıldan başlayarak tarihlenen zengin memeli fosil yataklarına göz atmamız gerekir.  Prof. Dr. Tümel Tanju KAYA Serdar MAYDA