36 BİNYILLIK AYAK İZLERİ

1965 yılında, bir grup mağara bilimci ve antropolog Romanya’nın Batı Karpat Dağlarının uzak bir bölgesinde yer alan Ciur-Izbuc Mağarası’nda araştırmalar yaptı. Girişten yaklaşık yarım kilometre uzaklıkta, mağaranın dibine yakın bir noktada yaklaşık 400 adet insan ayak izi ile çok sayıda mağara ayısı izlerine rastlandı.

 
1965 yılında, bir grup mağara bilimci ve antropolog Romanya’nın Batı Karpat Dağlarının uzak bir bölgesinde yer alan Ciur-Izbuc Mağarası’nda araştırmalar yaptı. Girişten yaklaşık yarım kilometre uzaklıkta, mağaranın dibine yakın bir noktada yaklaşık 400 adet insan ayak izi ile çok sayıda mağara ayısı izlerine rastlandı. Ayak izlerinden en belirgin 200 adedi küçük metal flamalarla Sala Paşilor “Ayak İzi Odası”nın yumuşak tortul zeminine işaretlendi. Metal flamaların birçoğu bugün hâlâ yerinde durmaktadır. Ciur-Izbuc Mağarası İyi korunmuş ayak izlerinden biriler ayak izleriyle aynı döneme ait veya biraz daha eski olmalıdır.
 
Burada bulunan kemik örneklerinden ikisi 36 bin 500 yıl öncesine tarihlendirilmiştir. Öyleyse, kemiklerin üzerindeki tabakada bulunan izler en fazla 36 bin 500 yıllık olmalıdır. Doğu Avrupa’daki çeşitli yerleşim yerlerinden de bildiğimiz üzere, mağara ayılarının nesli yaklaşık 29 binyıl önce tükendi. Mağaradaki ayak izlerinden bazıları, mağara ayısı izleri ile örtüşmektedir, öyleyse insan ayak izleri en az 29 binyıllık olmalıdır. Ciur-Izbuc Mağarası’nda bulunan ayak izleri şimdiye dek bilinen en eski ayak izleri olabilir. Fransa’daki Chauvet Mağarası’nda bulunan ve 33 bin ila 25 bin yıl öncesine tarihlendirilen ayak izleri bilinen diğer en eski izlerdir. Hem Romanya’da, hem de Avrupa’da daha eski ayak izleri bulunmuştur ancak bunlar insana değil Neanrthallere aittir. 40 binyıl önce Avrupa’ya göç eden insan, büyük ölçüde Neanderthallerin yerini almış, ayrıca aralarında ırk karışımı meydana gelmiştir. Ciur-Izbuc’da bulunan ayak izlerinin 36 binyıl öncesine ait olduğu doğruysa, bu izler büyük olasılıkla Avrupa’daki en erken insan veya insan/Neanderthal melezine aittir. Ciur-Izbuc Mağarası’nda bulunan ayak izlerinin tümü, 25 metre genişliğinde ve 75 metre uzunluğunda, nispeten küçük bir alanda bulunmuştur. Değişik yönlere doğru bakan ayak izleri, bazılarının içeri girerken, bazılarının dışarı çıkarken, bazılarının ise mağarayı keşfederken oluşmuş olabileceğine işaret eder. Çok yavaş yürüyen bir insanın (yaklaşık 0.5 m/s) içeri giriş ve çıkıştaki 75 metrelik alanın tamamını üç dakikadan az bir sürede katedebileceğini biliyoruz. İnsan yürüyüşü üzerine çalışan bilim adamları, düz ve iyi aydınlatılmış bir yüzeyde gelişigüzel bir biçimde yürüyen insanların, dakikada yaklaşık 90 adımlık bir ritim sergilediğini ortaya koydu. Ciur-Izbuc Mağarası’ndaki ayak izlerinin sahiplerinin bunun yarısı kadar bir hızla yürüyor olduğunu varsayarsak, 400 adet ayak izinin yaklaşık 9 dakikalık bir sürede oluşmuş olması gerekir. En az 6 veya 7 kişinin olduğu düşünülürse, mağarada bulunan tüm izler çok daha kısa bir sürede ortaya çıkmış olmalıdır.
 
Dolayısıyla ayak izleri Ciur-Izbuc Mağarası’ndaki insan istilasının 10 dakikadan kısa sürdüğünü ortaya koyar. Ayak izleri ayrıca mağarada dolaşan insanların ufak zorluklar yaşadığına işaret ediyor. Mağara zemininin hâlâ oldukça yumuşak ve çamurlu olduğu bazı kısımları mevcuttur. Kayma belirtileri gösteren ayak izleri bulunsa da, zemin üzerinde hiçbir el izine rastlanmadı. Öyleyse bu engebeli ve kaygan zeminde nasıl düşmeden yürüdüler? Binyıllar önce Ciur-Izbuc Mağarası’nda neler yaşanmış olabileceğini kesin olarak bilmemiz mümkün değil. Mağaranın insanlar tarafından selden önce mi yoksa sonra mı kullanıldığı ise büyük merak konusu. Mağara, geniş bir avcı-toplayıcı ailenin yaşayabileceği kadar geniş ve aynı zamanda bereketli ve güzel bir bölgede yer alıyor. Belki de mağaradaki izlerin sahipleri, bu bereketli topraklarda yaşıyordu ancak sel nedeniyle mağaraya gelmiş, şimdiyse selin sebep olduğu tahribatı değerlendirmek için geri dönüyordu. Her ne olduysa, onlar mağarayı terk ettikten kısa bir süre sonra giriş çökmüş olmalı çünkü mağarada insan aktivitesine dair başka hiçbir bulguya rastlanmadı. Ne bir insan kemiği, ne tekerlek izi, ne de araç-gereç. Mağara girişinin çöküşü, bir ailenin evini yitirmesine sebep olmuş olabilir ancak onların hayatından bazı kesitleri mühürleyerek, bugün arkeologlara olağanüstü bir keşif şansı vermiştir.
© David Webb