5500 YILLIK ANALI KIZ FİGURİNLERİ

Hürriyet Gazetesi´nden Ömer Erbil´in haber yaptığı İstanbul Beşiktaş’ta bulunan figürinler arkeoloji dünyasını heyecanlandırdı. İstanbul Arkeoloji Müzeleri tarafından Beşiktaş metro hattında sürdürülen Tunç çağı mezarlığı kazılarında bugüne kadar urgan tipi 69 mezar bulundu. Mezarlardan gelen buluntular müze arkeologlarını sevindirirken geçtiğimiz günlerde mezar hediyesi olarak bulunan 2 figürin İstanbul arkeolojisine yepyeni bilgiler sunması bekleniyor. Çünkü bu figürlerin dünyada bir başka örneği yok.

Beşiktaş Meydanı’nda devam eden metro istasyon kazıları sırasında çok sayıda kurgan tipi mezar bulunmuştu. Mezarlıkta yarı hoker ve tam hoker ölü gömme şeklinin yanı sıra yakılarak kremasyon tipi gömüler de tespit edildi. İlk başlarda ilk demir çağı MÖ 1200-1100’lü yıllar olduğu sanılan mezarlar açıldıkça tarih daha da eskiye gitti. İlk tunç çağı başlangıcı (MÖ 3500-3000) olarak nitelendirilen mezar buluntuları İstanbul tarihi için yepyeni bilgileri de beraberinde getirdi. Orta Asya step kültürünün Beşiktaş kıyılarına nasıl geldiği, Balkanlar üzerinden mi bu kültürün indiği yoksa Anadolu üstünden mi Balkanlara geçtiği üzerinde de yoğun bir çalışma sürüyor. Karbon-14 analizleri ve mezar iskeletleri üzerindeki DNA testleri bu tezleri daha da güçlü hale getirecek.

 

Günümüzden 5500 yıl öncesine ait Beşiktaş’taki tunç çağı mezarlığında yürütülen kazı çalışmalarında, 25 No’lu kurgan mezarın içinde kremasyon mezar içerisinde, yanmış kemiklerin arasında, iki adet figürin geçtiğimiz günlerde bulundu. Biri büyük diğeri daha küçük boyutlu figürin ters şekilde konmuş ve ayakları uç uca gelecek şekilde özenlice yerleştirilmişti. Figürinlerin ön yüzü stilize insan formunda olup, baş kısımları oval formlu, üzerinde kazıma çizgi ile yapılmış iki yana açılan dal ya da yaprak betimlemesi olabilecek semboller bulunuyor. Anadolu’da ele geçmiş olan diğer antropomorfik figürinlere bakıldığında stilize de olsa göz, ağız gibi unsurlar net olarak görülüyor. Beşiktaş’ta bulunan figürinlerde ise göz, ağız belli olmayıp, ayak kısımları tek parça halinde, uç kısmı kazıma çizgileri ile parmaklar betimlenmiş. Gövde kısmında ise üst köşeler omuz çıkıntısına denk gelecek şekilde stilize edilmiş, gövdenin ön yüzünde üst ve yanlarda kazıma nokta bezemeler ile bir çerçeve yapılmış. Bezemeler iki dikey sıra halinde olup, çerçevenin içinde kalan alanda ise çizgisel bir insan figürü bulunuyor. Kazıma çizgi ile yapılmış bu figürün baş kısmı V şeklinde olup kol ve bacakları iki yana açık. Bu çizgi insan betimlemesi çeşitli materyaller üzerinde Moldovya, Ukrayna ve Romanya’nın kuzeyinde görülen Tripoli-Cucuteni kültürü ile benzerlik taşıyor. Asya kurgan kültürü araştırmacıları bu gibi işaretleri “Tamga” olarak adlandırıyor. Figürinin arka kısmı ise baş ve gövdeyi kapsayacak şekilde kazıma çizgi ile yapılmış semboller bulunuyor.

 

İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürü Rahmi Asal: “İki figürin kazıda ilk kez ortaya çıktı. Mezar buluntuları arasında çanak çömlek kaplar çıkıyordu. İki kurgan mezar arasında pişmiş topraktan yapılmışlar. İlginç olanı örneğine daha önce hiç rastlamadık. Araştırmalarımızda bire bir benzerini de bulamadık. Benzeri Tripoli-Cucuteni kültürü olarak karşımıza çıkıyor. Moldovya, Ukrayna ve Romanya’da benzer formlar var. Üzerindeki semboller oldukça ilginç. Konusunda uzman bilim insanları ile çalışıyoruz. İki figürin üzerinde de benzer semboller var. Sembolleri uzmanlarımız çalışıyor. Onları çözdüğümüz de asıl soruları cevaplayabileceğiz.”

 

Haber : Ömer Erbil

Kaynak : Hurriyet.com.tr