6000 YILLIK “TELESKOP MEZARLAR”

Gökbilimciler, binlerce yıl önce mezar olarak inşa edilen taş yapıların çağın insanları tarafından gece gökyüzünü ve yıldızların hareketini gözlemlemek amacıyla kullanılmış olabileceğini iddia ediyor. “Lenssiz teleskoplar” olarak adlandırılan mezarlar gökyüzünü gözlemlemek için kullanılan ilk araçlar olabilir.

     

MÖ 6000 ile MÖ 2000 yılları arasında Avrupa’nın birçok yerinde yaşayan insanlar tarafından yapılmış geçitli mezarların, mezar işlevi dışında astronomik amaçlar için de kullanılmış olabileceği araştırılıyor. Portekiz’deki Carregal do Sal megalitik kümesinde çalışmalarını yürüten bilim adamları, dar ve uzun giriş tünelleriyle ulaşılan ve geniş bir odaya açılan geçitli mezarların, belirli yıldız kümelerine göre hizalandığını ortaya çıkardı. Wales Üniversitesi’nden Fabio Silva İber Yarımadası’ndaki geçitli mezarların (Seven Stone Antas), Boğa Takımyıldızının en parlak yıldızı Aldebaran’a göre hizalanmış olduğunu söyledi. Uzun ve dar mezar girişi gözlemcilerin ince ufuk çizgisine odaklanıp, güneş doğarken ve batarken görülen sönmüş yıldızları daha iyi gözlemleyebilmelerini sağlıyordu.

 

Kısaca geçitli taş mezarlar, insanların yıldızları gözlemlemesini teleskobun icadından binlerce yıl önce sağlıyordu. Yani, megalitik mezarlar sağladıkları optik avantaj sayesinde insanlığın ilk gökbilimcileri için “lenssiz teleskop” görevi görüyordu.

 

TÜNELİN UCUNDAKİ IŞIK

 

Geçitli mezarlar antik toplumlarda kutsal mekânlar olarak kabul ediliyordu. İç taraftaki megalitik odalar definler için kullanılırken, dışarıdaki avlular cenaze ritüelleri gibi daha toplumsal faaliyetler için kullanılıyordu. Fakat bazen, geniş odalı mezarlar ölüye ev sahipliği yapmasının yanında çeşitli cenaze ritüellerini gerçekleştirmek isteyen insanları da ağırlıyordu. Mezarlara giren tek doğal ışık tünelin en uzak ucundan geliyordu.

 

Böyle bir ayarlama odanın içinde ritüellerini gerçekleştiren insanlara geceleri sönmüş yıldızları görebilme fırsatı veriyordu. Yaklaşık 10 derecelik bir açıklıkla, tıpkı fotoğraf makinelerindeki diyafram ayarları gibi, görüş alanını kısıtlayan; içeriye giren ışığı filtreleyip, gökyüzünün ışık yüzünden görünmeme ihtimalini azaltan bu sistem sayesinde, dışarıdan çıplak gözle görülemeyen yıldızların, mezarın içinden daha rahat görülebilmesi sağlanmış oluyordu.  Ayrıca, içeride bir gece geçiren bir insanın gözleri daha az ışığa alışık hale geldiği için, parlak olmayan yıldızları daha iyi görebilmesi mümkün oluyordu. Bu gözlemler sayesinde yazlık av bölgelerine mevsimler göçün ne zaman gerçekleşmesi gerektiğine karar veren antik toplumlar için belirli yıldızların ilk ortaya çıkış zamanlarını tespit etmek hayati önem taşıyordu.

 

Erken dönem kültürlerinin kozmolojiyi nasıl kullandıklarını görmek, o insanların dünyayı ve kendilerinin dünyadaki yerini nasıl gördükleriyle ilgili güçlü ipuçları sunuyor. Onların astronomiyi; hayatlarının, çevrelerinin ya da gökyüzünün kutsal bir deneyimi olarak görüyorlardı. Bu, astronominin eski toplumları nasıl şekillendirdiğini görmek açısından oldukça önemli.

 

Kaynak: livescience