ALACA HÖYÜK

MÖ 3. bin ve MÖ 2. binde bir başka deyişle, Hatti ve Hitit dönemlerinde en yüksek kültür seviyesine ulaşmıştı. MÖ 1. binin ilk yarısında Frigler Döneminde, görkemini yavaş yavaş yitirmesine karşın yine çağın güzel eserlerini üretmişlerdi.

Alaca Höyük'te 2013 yılı kazı çalışmalarına özellikle Eski Tunç Çağ ile ilgili olan alanda devam edildi. Bu çalışmalar sırasında ortaya çıkarılan gamalı haç motifli taş mührün yanında yine gamalı haç motifli ağırşak birbirini tamamlar nitelikteydi. Ayrıca, bir hayvan ayağı (patisi) şeklindeki taş mührün baskı yüzündeki hayvan ayağı motifi aslına çok yakın bir tarzda işlenmişti. Bulunan ağırşakların hemen hepsinin farklı desenlerde oluşu, bu desenlerin üretilen kumaşların desenlerini de yansıtmış olabileceğini düşündürdü. Kısacası, Orta Anadolu’nun en önemli Eski Tunç Çağ (Hatti) merkezlerinden biri olan Alaca Höyük yine çok çeşitli ve farklı türde eserleri arkeolojiye kazandırdı.

Alaca Höyük’te Hatti Dönemine ait içi siyah dışı kırmızı ya da içi kırmızı dışı siyah renkte, cam gibi parlak perdahlı seramiklerin hangi tür fırınlarda üretildiği daha önce bilinmemekteydi. 2013 yılı kazılarında, Eski Tunç Çağına ait bir katmanda bulunan koni biçimli, taş duvarlı ve içi dışı sıvalı bir fırın kalıntısı ile karşılaşıldı. Fırının iç sıvaları üzerindeki is kalıntıları, bir ölçüde, karbon monoksit gazının nasıl kullanıldığının işareti olmalıydı. Bu fırın bize şunu gösterdi: Orta Anadolu’da Eski Tunç Çağı sakinleri, açık havada seramik pişirme safhasını bitirmişler ve kapalı çanak çömlek fırınlama tekniğine ulaşmışlardı.

Alaca Höyük’te 1998 yılından bu yana uzantıları açığa çıkartılan İkinci Çevre/İhata Duvarının uzunluğu bu yılki çalışmalarla 96 metreye ulaştı ve bunun uzantısının beklendiği alanda yapılan jeofizik araştırmaları bu çevre duvarının devam ettiğini gösterdi. Bu duvarın yeni bulunan kısmının batısında kalan alanda, duvarlarının kalınlığı ve yapılış tekniği, “Mabet-Saray” binasına benzerlik gösteren yeni bir anıtsal yapının sekiz odası açığa çıkarıldı ve bu yapı B yapısı olarak adlandırıldı. Hitit İmparatorluk Dönemine tarihlenen bu yapının bir odasının (5 no’lu) içindeki sertleştirilmiş toprak taban üzerinde çok sayıda büyük boy tepsi parçaları ve çanak çömleklerle karşılaşıldı. Ayrıca bu alanda bulunan riton başının stilistik açıdan benzerleri Boğazköy-Hattuşa’dan bilinmektedir. Ancak Boğazköy-Hattuşa’da ele geçen krem renkli, Alaca Höyük’teki ise kırmızı astarlıdır. Yine bu ritonla birlikte bulunan bir İmparatorluk Dönemi tablet parçası, dini bir tablettir ve bulunduğumuz yapının dini içerikli bir yapı olduğunu düşündürmektedir. Filolog Prof. Dr. Belkıs Dinçol tarafından çalışması yürütülen bu tablet hakkında daha detaylı bilgilere çalışmalar sonucunda ulaşılacaktır.

 

                                                                                              Prof. Dr. Aykut ÇINAROĞLU

                                                                                              Duygu ÇELİK