ANADOLU´DA HAYVAN EVCİLEŞTİRME

Hayvan ve bitkilerin evcilleştirmesi, insanlık tarihinin en önemli gelişimlerinden biridir. Holosenin başlangıcında avcı toplayıcılıktan çiftçiliğe geçilmiştir. Geçiş döneminin doğasını anlayabilmek için arkeologlar ve diğer bilim insanları bir yüzyıl boyunca bu konuda araştırmalarını sürdürmektedirler.

 Geçim ekonomileri ve toplumsal örgütlenmede oluşan dikkat çekici değişimleri açıklayabilmek için sayısız hipotez ileri sürülmüştür. Önerilen bazı modeller tarım ve hayvancılığın ortaya çıkışında Genç Dryas’ın başlangıcında oluşan iklimsel değişimlerin, bazıları ise nüfus artışı ve doğal kaynakların kısıtlı hale gelmesini neden olarak göstermiştir. Günümüzde insanları hayvanları evcilleştirmeye itenin, çevresel faktörler, nüfus, kültürel seçimler gibi çeşitli nedenler olduğu düşünülmektedir.

Aynı dönem içinde yerleşik olduğu halde halen evcil hayvanı bulunmayan kültürlerin varlığı nedeniyle bu olguyu tek bir nedene bağlamanın doğru olmadığı anlaşılmıştır. Breasted evcilleştirilen hayvanların çiftlik hayvanlarının ata babalarının yaşadığı hilal şeklinde bir hat çizmiş (Verimli Hilal) ve ilk evcilleştirmenin bu bölge içerisinde bir yerde olabileceği savını ortaya atmıştır. Söz konusu alan tarıma alınabilecek yabani bitkilerle, evcilleştirilebilecek hayvanların Dağları’nın eteğindeki Jarmo’da kazılara başlamış ve kazı ekibine zoologları da dâhil etmiştir. Dört ana çiftlik hayvanı içinde en erken hangisinin evcilleştirilmiş olduğu tartışmalı olmakla birlikte koyun ve keçinin (özellikle de keçinin) sığır ve domuza göre daha önce evcilleştirilmiş olduğu önceleri kabul görmüştür. Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi de ilk üretime geçilen bu çekirdek bölgenin içinde yer alır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Neolitik Dönemde Yakındoğu ile kültürel birlik gösterir. Bölgede hayvan kemikleri üzerindeki ilk incelemeler ilgili veriler elde edebileceğimiz kazı sayısı halen komşu ülkelere göre azdır. Hayvanların ne zaman hangi şartlarda ne tür gerekçelerle evcilleştirilmeye başlandığını anlayabilmek için avcı toplayıcılıktan üretime geçişi bize veren uzun silsileye sahip yerleşmelerdeki araştırmaların önemi büyüktür. Bu nedenle Güneydoğu Anadolu’da hayvan evcilleştirilmesi sürecindeki yerini anlayabilmek için Çayönü (Diyarbakır), Mezraa-Teleilat (Urfa) gibi yerleşmelerde yürütülen zooarkeolojik çalışmalar büyük önem taşır.

Hayvanları Evcilleştirme Sürecinde Neler Yapıldı? İlk zooarkeolojik araştırmaları yapan bilim insanları hayvan evcilleştirilmesinin tespiti için bazı kriterler çoğunlukla boyutlardaki küçülmeyi kıstas olarak almışlardır. Boyutlarda küçülme ve diğer morfolojik değişimler (kafatası, boynuzlar vb.) hayvan evcilleştirmenin ileri aşamalarında uzun bir süre sonra ortaya çıkan olgulardır ve hayvanların evcilleştirilmesinin ileri safhasında belirginleşmiştir. Bu nedenle bu veriler insanların hayvanları kontrol altına almaya başladıkları evcilleştirmenin ilk aşamasını anlamamıza yardımcı olmaz. 70’li yıllarda insanların hayvanlar üzerindeki kontrolünün anlaşılmasını sağlayan demografik profiller kullanılmaya başlanmıştır. Hayvancılığın bu erken evrelerinin anlaşılabilmesi için en etkili metotlardan biri cinsiyet ve yaşa bağlı bir hayvan kullanımı stratejisinin olup olmadığının araştırılmasıdır. Mesela genç erkeklerin üzerine yoğunlaşmış bir hayvan tüketim stratejisinin, hayvanların insanlar tarafından kontrol altına alınmasının ilk aşamasında görülen bir kriter olarak kabul edilir. Böyle bir modelde erkek bireyler çoğunlukla genç yaşlarda kesilirken, dişiler doğurganlıkları nedeniyle ergin yaşlara kadar tutulurlar. Avcılık yapanlarda ise et kapasitesinin fazlalığı nedeniyle öldürülme eğilimi ergin erkek bireylere yönelmektedir.

Yazan : Gülçin İlgezdi Bertam