ANADOLU´DA PALEOLİTİK SANAT

Tarihöncesi çağlarda, Anadolu’da ritüel uygulamaların görüldüğü birçok farklı arkeolojik alan bulunmaktadır.

Bunların belli başlıları arasındaki Antalya – Karain Mağarası’nda ortaya çıkan üzerinde kazıma tekniğinde yapılmış resim bulunan bir kaya yüzeyi, çağdaşı olduğu dönemde Avrupa’da son derece yaygın görülen bir motif içermektedir. Kancaya benzer tırnakları olan bir hayvan pençesinin betimlendiği bu motif, insan maskeleri ile ilişkilendirilmektedir. Burada insanın, vahşi yaşam karşısındaki mücadelesini sembollerle anlattığı şamanik bir kontekst ile karşı karşıya olduğumuz açık bir biçimde anlaşılmaktadır. Bir süredir bu vahşi dünyada yaşam mücadelesi veren insan, insan görünümünden çıkarak doğal güçlere karşı koymaya hazırdır. Karain Mağarası’ndaki kazıma resim tekniğinde betimlenen bu sahne, örnekleri Avrupa’dan bilinen avcı mitolojilerindeki evrensel ritüeller ile karşılaştırılabilir. Bu tür ritüellerin, bugün Asya’nın kuzeyinde halen uygulanmakta olduğu görülmektedir.

 

İnsan eli, sözlü iletişim dilinden Hint dansçılarının mudralarına kadar (sembolik veya ritüel amaçlı el ve beden hareketleri) uzanan geniş bir yelpazede ifade biçimleri bulur. İnsan eli imgesi, tamamen evrenseldir. Öyle ki, bir el izi, herhangi bir durumda, herhangi bir birey tarafından bırakılmış olabilir. El izinin bırakıldığı mekân ile birey arasında kutsal bir temas kurulur. Birey, böylelikle imgeden yalnızca güç almakla kalmaz, imge aracılığıyla kendi varlığının izini o mekânda sonsuza dek bırakır. El izini mağaraya bırakan ilk insandan bu yana, kutsal mekânlar (duvar resimli mağaralar, tapınaklar, katedraller, vb. gibi) ile kurulan ilişkiler, gitgide karmaşık bir hal almıştır. Mağara duvarlarında resmedilen sahneler, belirli mitolojik imgeler etrafında kurulan anlamlı düzenlemelerden oluşur: Paleolitik Dönemde atlar, Neolitik Dönemde öküzler, vb. gibi. Kimi tamamen açık, kimi aynı hizalanmış parmakları ile el tasvirleri, bir kompleksler oyunu yaratır. El izleri rastgele bir şekilde değil, bir düzen içinde bırakılmıştır. İşaretler gözlemleyebildiğimiz ancak tam olarak idrak edemediğimiz bir düzen içinde yerleştirilmişlerdir. Binlerce yıl tekrarlanan ve saygı duyulan bu düzenleme genel olarak anlamlıdır. Bu ikonografik formüller, derin anlamları ifade etmek için kullanılan imgelerdeki entelektüel detaylandırmaların gücünü ortaya çıkarır ve konuşarak ifade etmenin mümkün olmadığı anlamlar içerirler.

 

Epi-Paleolitik Dönemde (günümüzden 16 ila 12 bin yıl önce) kullanım gören Antalya’daki Öküzini Mağarası’nda, Paleolitik Dönem sonlarında yaygın olarak görülen, geometrik ve figüratif çizimler içeren kazıma tekniğinde yapılmış resimler mevcuttur. Öküzini Mağarası’ndaki kazıma resim tekniğinde yapılmış sahnelerden birinde, büyük bir boynuzlu hayvan ile mızraklı bir avcının birbirlerine karşı mücadele verdiği bir ritüel av sahnesi işlenmiştir. Üst Paleolitik ikonografisi için klasik olarak nitelendirebileceğimiz, insanın doğaya karşı meydan okuyuşunu tasvir eden bu sahne birbirine karşı savaşan iki figür ile temsil edilir. Öküzini Mağarası’ndaki bu sahne, Fransa’daki Lascaux Mağarası ile Avrasya’da örneği birçok yerde görülen benzer temaya sahip sahneler ile, ayrıca günümüz topluluklarında görülen dans, resim veya transa geçme gibi çeşitli aktiviteler aracılığıyla canlandırılan tören ve ayinler ile de benzerlik gösterir. Öküzini Mağarası’nın kireçtaşı duvarları üzerinde betimlenen, mağaranın Epi-Paleolitik aşamalarına tarihlenen kazıma resimlerde işlenen bu sahnenin benzeri olan, bir bizon veya öküzün sembolik olarak mızraklı bir insana karşı mücadele verdiği örnekler, Avrasya ikonografisinde bugün hâlâ yaygın olarak görülmektedir. Bu sahnede işlenen mücadele, Asya ve Avrupa steplerinde yaşayan şamanlarda bugün bile rastlanan tipik bir temadır.

 

Yazı: Marcel Otte

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi´nin 67. sayısından ulaşabilirsiniz.