ANADOLU’DAN BATI MÜZELERİNE TAŞINAN 5 BENZERSİZ KÜLTÜR VARLIĞI

Bu liste, 19. yüzyılda izinli veya izinsiz şekilde Anadolu’dan batı ülkelerine götürülmüş binlerce kültür varlığından yalnızca birkaçını içerir. Dağılma sürecindeki bir imparatorluğun yalnızca öz kaynaklarının ve topraklarının değil aynı zamanda kültürel birikiminin de batılılarca yağmalandığı 19. yüzyıl, yüzyıllar boyunca toprak altında kalmış zenginliklerin, batı müzelerinin sergi salonlarını doldurduğu bir dönem olmuştur.

1. Pergamon Sunağı: MÖ 2. yüzyılda Kral II. Eumenes tarafından, kendisine düzenlenen süikastten kurtulması üzerine, başta Zeus ve Athena olmak üzere tanrılar adına yaptırılmıştı. Alman mimar ve mühendis Carl Humann’ın, 19. yüzyıl sonlarında Bergama’da yaptığı kazılarda ortaya çıkardığı kalıntıları Berlin’e göndermesiyle, sunak, Almanya’da yeniden ayağa kaldırılmıştır. Zeus Altarı olarak da bilinen eser, Pergamon Müzesinde sergilenmektedir.

2.Miletos Agora Kapısı: T. Wiegand ve H. Knackfuss 1903 yılında buldukları agora kapısının tamamını, Almanya’ya götürdüler. Genişliği cephede 33 metre, yüksekliği ise 14.60 metre olan bu yapı, ancak II. Dünya Savaşı‘ndan sonra ayağa kaldırılabilmişti. MS 100-110 yılına tarihlendirilen bu anıtsal kapı, Berlin’deki Pergamon Müzesinde sergilenmektedir.

3.Myrina’da bulunan pişmiş toprak heykelcikler: Myrina, Aiolis Bölgesi’nin en güzel kentlerinden biridir. 12 Aiol kentinden biri olan Myrina, dünyada terracottalarıyla ünlü üç antik kentten biridir. Kaçak kazılarla ve sonras Fransız kazılarında ortaya çıkan pişmiş topraktan yapılmış binlerce heykelcik, Myrina’yı ünlü yapar. Avrupa’nın birçok resmi ve özel koleksiyonlarda, kaçak kazılarla ortaya çıkartılmış Myrina terracottaları bulunur. En büyük koleksiyon ise Paris’teki Louvre Müzesinde yer alır. Edmond Pottier, Salomon Reinach ve Alphonse Veyries adlı üç Fransız arkeolog tarafından, 1880 yılında Myrina’da başlayan kazılar üç yıl  devam eder. Bu kazılar sırasında yaklaşık 5000 mezar açılmıştır. Bunlar arasında lahit mezarlar, doğrudan toprağa gömme mezarlar, çatı kiremitleri ile oluşturulan mezarlar ve kaya oyuklarına gömme yapılan  mezarlar yer alır. Mezarlarda bulunan pişmiş toprak heykelcikler ve seramik buluntular, Arkaik Dönemden Roma Dönemine kadar uzanır. Pişmiş toprak heykelciklerin çoğu, Hellenistik Döneme aittir. Bu pişmiş toprak heykelcikler arasında; Eroslar, Nikeler, giyimli kadın heykelcikleri, çocuklar, Dionysos heykelcikleri ve çeşitli hayvan figürleri ön plandadır.

Myrina nekropolis buluntuları, Hellenistik Dönem heykeltıraşlık özelliklerini ve stil gelişimi ile yine Hellenistik Dönem seramik kronolojisini ortaya koyacak nitelikteydi. Mezarların karıştırılarak bütünlüğünün bozulması, bizi bu bilimsel sonuçlara ulaşmaktan da alıkoydu.

4.Knidos Aslanı: Royal Engineer’in (Kraliyet Mühendisleri) maddi desteğiyle, Vice –Consul Sir Charles Thomas  Newton, British Museum adına 1858-59 yıllarında Knidos’ta ilk kapsamlı ve planlı kazıları gerçekleştirdi. Bu çalışmalar sırasında ünlü Aslanlı Mezar Anıtı, Demeter Kutsal Alanı, Odeon ve Küçük Tiyatro’da kazılar yapılmış ve bulunan değerli eserlerin büyük bir bölümü Londra’daki British Museum’a götürülmüştür. British Museum’un sergi salonlarını süsleyen bu etkileyici eserlerden biri de Knidos Aslanı’dır. Dorik düzende inşa edilmiş bir mezarın piramidal çatısı üzerinde etkileyici şekilde büyük boyutlardaki bu aslanın korunmuş uzunluğu 3.01 metre, yüksekliği 1.80 metre ve genişliği 1.17 metredir. İleriye uzattığı ön ayakları ile aslan, büyük ölçekli bekçi heykelleri için favori bir tip olan, yarım uzanmış pozisyonda işlenmiştir. Yunan aslan heykeli tipolojisi üzerine yapılan araştırmalara göre Knidos Aslanı, Geç Klasik ve Hellenistik Döneme ait bazı aslanlar ile özdeşleşmektedir.

5.Likya Mermerleri: Likya’nın 19. yüzyıl eser yağmasını simgeleyen en önemli koleksiyonu “Ksanthos Mermerleri”ydi. Hiçbir Likya kendinde olmayan değerde, çok özel Klasik Çağ anıtları, başkentin akropolünü süslüyordu. Bir İngiliz aristokratı olan Sir Charles Fellows tarafından, ne yazık ki çok erkenden 1838 yılında keşfedildi. Fellows tuttuğu notlarında, “Ksanthos’da büyük miktarda kıymetli kabartmalar bulduğunu” heyecanla anlatır ve ünlü “Elgin (Psrthenon) Mermerleri’yle rahatlıkla kıyaslanacak değerleri nedeniyle British Museum’a taşınmaları gerektiği” belirtilir. Bu eserlerin British Museum’a götürülmesi için gereken Osmanlı fermanını da alır.  

1842-43’te “Likya Mermerleri” olarak bilinen, içinde Nereidler Anıtı, Payava Lahdi, Harpy Anıtı, Merehi ve Aslanlı Mezar’ın bulunduğu eserler, ya tümüyle ya da gövdelerinden kesilerek, 78 büyük kasa içinde bir savaş gemisine yüklenip British Museum’a, Londra’ya taşınır. Fellows kabartmaları kesip, söker ve düzenli olarak sandıklar. 

 

Daha ayrıntılı bilgiye Aktüel Arkeoloji dergisinin 47. sayısından ulaşabilirsiniz.