ANADOLU´NUN EN ESKİ ZEYTİNYAĞI ÜRETİM VAKFI

Anadolu’nun bilinen en eski vakfı olan 2 bin yıllık zeytinyağı üretim vakfının bulunduğu Lyrboton Kome yerleşimi, Antalya´nın Kepez İlçesi´nde gün yüzüne çıkarılıyor.

Antalya'nın Kepez Belediyesi sponsorluğunda Kültür ve Turizm Bakanlığı işbirliğinde 2016 yılında başlanılan çalışmalarda Lyrboton Kome Antik Kenti'nde bitki temizliği tamamlanarak zeytinyağı işlikleri, evler, hamamlar ve kiliseler gün yüzüne çıkarılıyor. Arkeopark olarak planlanan antik kent, proje tamamlandığında Arete Kulesi, zeytinyağı işlikleri, konutlar, kiliseler, hamam, sarnıçlar, mezarlar, floral ve jeolojik zenginlikte doğa ve tarih parkı olarak Antalya kentine ve turizmine kazandırılacak.

 

KEPEZ ANTALYA'NIN ARKA MAHALLESİ OLARAK NİTELENDİRİLMİŞ

 

Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, ilçenin uzun yıllar göç olgusuyla karşı karşıya kalmış ve gecekondu stokuyla, mülkiyet problemleriyle gündeme gelmiş, Antalya'nın arka mahallesi olarak nitelendirilmiş bir bölge olduğunu belirtti. Başkan Tütüncü, “Biz göreve geldikten sonra Kepez'in bir yandan bu yılların getirdiği birikmiş sorunlarını çözerken bir yandan da yeni cazibe merkezleri oluşturmak suretiyle Antalyalıların dikkatini buraya çekmeye gayret ettik" dedi.

 

ANTALYA'NIN ŞEHİR MERKEZİNE EN YAKIN ANTİK KENTİ

 

İlçede çok önemli değişim ve dönüşümlere imza attıklarını kaydeden Başkan Tütüncü şunları söyledi:

 

“Antalya'nın en önemli prestij eserleri artık bir bir Kepez'de yükselmeye başladı. Gerek belediye yatırımları gerek özel girişimle gerekse kamunun diğer alanlarında yapılan çalışmalarla Kepez bambaşka bir görünüm kazanmaya, kimlik oluşturmaya başladı. Geldiğimiz bu noktada dedik ki acaba bizim başka ne değerlerimiz var. En önemli değerlerimizden birisi de 2 bin yıllık ve hiç kimsenin bilmediği tarihi bir kente sahip olmamızdı. Burası Antalya'nın şehir merkezinde, Varsak sınırlarında bulunan en yakın antik kenti. Kendine özgü bir hikayesi olan antik kent. Burayı 'arkeopark' yapma fikri ortaya çıktı. 2 yılda bu hale geldi. İlk yılda bitki temizliğini yaptık, ikinci yılda buradaki eserlerin ayağa kalkması için kazı faaliyetlerine başladık. Arkeopark olarak vatandaşları 2017 yılı içerisinde konuk etmeye başlayacağız. En az 2 bin yıllık tarihi geçmişi ve muhteşem doğası ile Lyrboton Kome Arkeoparkı yeni bir cazibe merkezi olacak."

 

Kepez Belediyesi Arkeopark Projesi'nin ve müze başkanlığındaki kazıların danışmanlığını yürüten Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Çevik, Lyrboton Kome antik kentinin Helenistik dönemde yerleşim görmeye başladığını, ancak asıl organize yerleşimin MS 1'inci yüzyılda Roma İmparatoru Domitian döneminde gerçekleştiğini belirtti. Prof. Dr. Çevik, “Yerleşim daha sonra da gittikçe büyümüş ve Hıristiyan Roma Dönemi'nde de uzun süre kullanılmıştır. Bunu 3 kilisenin varlığından anlıyoruz. Ve en geç 11'nci yüzyılda da terk edilmiş" dedi. Antik kentte Türk katmanı bulunmadığını aktaran Prof. Dr. Çevik, “Bunun anlamı şu. 10 veya 11'inci yüzyılda artık yerleşimin sonunun geldiği söylenebilir. Kent, Roma döneminden bile başlanırsa en az 2 bin yıl yaşındadır" ifadelerini kullandı.

 

BÖLGENİN EN ÖNEMLİ ZEYTİNYAĞI ÜRETİM MERKEZİ

 

Lyrboton Kome'nin Perge ana yerleşimine bağlı bir kome (köy) statüsünde olduğunu ve zeytinyağı üretim merkezi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Çevik şunları söyledi:

 

“Burası, yüksek kapasiteli zeytinyağı tesislerinin varlığıyla bölgede benzersiz bir üretim merkezi özelliği sunuyor. En az 80 küsur zeytinyağı işliği var. Yerleşimin tümü kazıldığında bu sayı daha da artacaktır. Yüksek bir zeytinyağı üretim potansiyeli olduğu anlaşılıyor. Biz bütün bölgeyi 30 yıldır araştırıyoruz. Bir yerleşimde bu kadar tesise henüz rastlanılmadı. Bu yerleşim, iyi korunmuş bir zeytinyağı dünyası esasında."

 

KENTİN HİKAYESİ BİR KADIN AĞA İLE BAŞLIYOR

 

Antik kentin hikayesinin bir kadın ağa olan Arete (Onur) ile başladığını anlatan Prof. Dr. Nevzat Çevik, “Bu kadın ağa, yerleşimin sahibi ve kurucu ata soyu. İlk defa kuleyi yaptırıp İmparator Domitian'a ve Perge Artemis'ine adamış ve zeytinyağı yerleşiminin organizasyonu başarmış ve en önemlisi bir de zeytin vakfı kurarak üretimi kurumsallaştırmıştır. Vakıf ve üretim köyü sahipliği ve kontrolü Arete'yle başlayıp kızı Kille ile birlikte ve sonrasındaki nesillerle devam etmiştir. Bu kadın egemen sülalenin gücü yerleşimde ve üretimde kendisini göstermiştir" diye konuştu.

 

İLK KEZ BİR VAKIF KURULDUĞUNA TANIK OLUYORUZ

 

Antik yerleşimde, kurucusunun kadın olduğu bu vakıf kuruluş içeriğinin 1914 yılından beri okunmakta olan eski Yunanca yazıtlarda anlatıldığını belirten Prof.Dr. Çevik, “İlk kez bir vakıf kurulduğuna tanık oluyoruz. Bu bölgenin, bilinen en eski zeytin-zeytinyağı vakfıdır" dedi. Vakfı kuranların kadın olmasının müthiş bir denkleşme olduğunu sözlerine ekleyen Prof.Dr. Çevik, “Çünkü kadın, koruyucu bir cinstir. Dolayısıyla vakıf kurmakla da bütün zeytin ağaçlarını ve üretimi korumuş oluyor. Kızı Kille de korumaya devam ediyor. Oğulları Mouas ve Teimotheos bu vakfı besleyip geliştiriyor" dedi.

 

VAKFIN KURUMSALLIĞI SÜRDÜRÜLMÜŞ

 

Antik kentte günışığına çıkan yazıtlarda vakfın işleyişi, kuralları ile ilgili uzun bilgiler bulunduğunu kaydeden Prof. Dr. Çevik, “Yazıtlarda Kille oğlu Teimotheos'un 'Henüz hayatta ve akıl sağlığım yerindeyken çiftliği, 600 zeytin ağacını, Üçzeytin ve Killikleis mevkilerindeki fideleri ömür boyu devrediyorum. Annem Kille'nin ölümünden sonra da yerleşimin yöneticisi bu zeytinlikleri aynısıyla korumak ve elde edilen gelirle her yıl eylül başında Apollon festivali düzenlemek zorundadır. Bunları satmaya ve gelirlerini başka amaçla kullanmaya kimsenin yetkisi yoktur. Aksi halde Perge Artemis'ine 1000 Dinar ceza ödeyecektir. Bu hususlar her daim böyle kalacaktır' diyerek vakfın kurumsallaşmasını sürdürmüştür" dedi.

 

EN AZ 3 NESİL VAKIF KORUNMUŞ

 

Yazıtlardan elde edilen bilgiler ışığında, en az 3 nesil boyunca, 60-70 yıl vakfı koruyan ve geliştiren bir sülalenin ortaya çıktığını sözlerine ekleyen Prof. Dr. Çevik, “Bence vakfın gücü bugüne dek yansıdı. Etrafta korunan ağaçlık alanlar ve tarihsel kalıntılar vakfın uzun vadeye uzanan bir gücü olduğunu hissettiriyor. Kültür Bakanlığı ve Kepez Belediyesi de vakfın son yürütücüleri olarak yerleşimin yeniden doğmasına ve yaşamasına gayret etmektedirler" ifadelerini kullandı.

 

PERGE'NİN ALT YERLEŞİMİ OLAN BİR MERKEZ

 

Kazı başkanlığını yürüten Antalya Müze Müdürü Mustafa Demirel ise antik kentte 2016 yılı Ekim ayında çalışmalara başlandığını belirterek, “Kepez Belediyesi alandaki tüm çalışmaların sponsorluğunu üstlenmiş durumda. Bizim başkanlığımızda sürdürülen bir çalışma bu. Bizim de kent tarihi açısından, arkeopark ve doğa parkı olarak düzenlenmesi ve bölgedeki kaçak kazıların önlenmesi açısından çok önem verdiğimiz bir yerleşim" dedi. Lyrboton Kome antik kentinin Perge Antik Kenti'nin alt yerleşimi olan bir işlik merkezi olduğunu vurgulayan Demirel, şunları söyledi:

 

“2016 yılındaki çalışmalarımızda kapsamlı kazıdan daha çok yüzeysel temizleme yaptık. Doğuda bulunan alandaki 3 kilise yapısının genel temizliklerini yaptık. Hamam yapısında kısmi temizlik yaptık. Kentin girişinden itibaren alandaki restorasyon ve röleve çalışmaları ve çevre düzenlemesi esas bir çalışma başlangıcı amaçlamıştık. Onu 2016 yılı itibariyle tamamladık. Geçen yılki çalışmalarda 20 işçi, 2 arkeolog ve Antalya Müzesi'nden denetleyen 1 arkeolog vardı. Bu yıl sayısı arttı. 35 işçiyle çalışmaları sürdürüyoruz."

 

http://www.hurriyet.com.tr