ANDRIAKE

Andriake bir kent değildir, Myra’nın liman mahallesidir. Arkeolojide en önemli özelliği de liman urbanistiğini tam anlamıyla vermesidir. Liman kentlerinde şehir ve liman yapıları birbirine karıştığından açıklıkla anlayamadığımız liman organizasyonu Myra’ya 4,5 kilometre uzakta, kentten kopuk olarak konumlanan Andriake’de çok açık biçimde kendini anlatır. Limanlarda gereken yapılar dışında başka kentsel elemanlar bulunmaz.

Limanda birbirine organik bağlı üç ana alan tanımlanabilmektedir: 1. Liman ağzına yakın tekne onarım, bakım çekekleri, 2. Anıtlarla liman meydanı biçiminde yapılaşan hareketli rıhtım caddesi, arkasındaki granarium ve agora odaklı ticaret merkezi ve 3. Bütün ticari ve teknik liman trafiğinden uzakta, doğuda yer alan hamamlar ve diğer yapılardan oluşan dinlenme, eğlenme gibi ihtiyaçların görüldüğü sosyal alan.

 

Plinius yerleşimden “Andria civitas” –kentolarak bahsetse de, ana kent Myra tarafından kurulan ve genişletilen, ticaret ve endüstri merkezi olarak özel fonksiyonlarla düzenlenen yerleşim yapısı dolayısıyla bir epineion söz konusudur. Andriake –kendisini uluslararası limanlar zincirinin önemli bir halkası haline getirenbu özelliğini, stratejik konumuna ve uygun güvenlikte topoğrafik yapısına borçludur.

 

Yerleşimde elimize geçen, her bölgeden yüzlerce yabancı kaynaklı amphora limanın uluslararası trafiğini belgelemektedir. Appianos’ta, Lentulus Spinther’in Andriake liman girişindeki zincirleri kırıp kenti işgal ettiği anılır. Limanın güneyindeki Kumdağ Tepesi’nin sırtında görülen Hellenistik Döneme ait tahkimat, limanın özellikle de girişinin emniyet altına alındığını gösterir.

 

Andriake, Akdeniz’de doğu-batı güzergâhında seyreden ticaret gemileri için korunaklı bir liman olmasının yanı sıra lojistik destek sağlayan tesisleriyle Tunç Çağından itibaren gemicilerin vazgeçilmez bir uğrak noktası olmuştur.

 

Gelidonya ve Uluburun batıkları Bronz Çağında doğu Akdeniz boyunca yoğun bir deniz trafiğini belgelemesine karşın, Likya kıyılarında özellikle limanı olan kentlerin bu dönemdeki rolü tam bilinmemektedir. Myra kentinin ünlü Klasik Dönem kaya mezarları dikkate alındığında, limanın en azından bu dönemlerden itibaren faal olduğu düşünülmelidir. Nitekim konuya ilişkin ilk arkeolojik veriler granariumun hemen önünde ele geçen siyah perdahlı, MÖ 4. Yüzyıldan tarihlenen seramiklerdir.

 

Epigrafik ve arkeolojik kanıtlar, Andriake’nin Hellenistik Dönemdeki varlığı konusunda kuşku bırakmaz. Ptolemaios egemenliğinde bulunan Limyra, Patara, Ksanthos ve Andriake’nin MÖ 197 yılında Seleukos kralı III. Antiokhos tarafından ele geçirildiği bilinmektedir. Bu bağlamda, Ptolemaioslar Döneminde Andriake gibi stratejik bir yerde bir deniz garnizonu olduğu düşünülebilir.

 

MÖ 1. yüzyılda Lentulus Spinther’in limandaki zincirleri kırıp Andriake ve Myra’yı ele geçirmesi esnasında yaşanan olaylar, Likya Birliği donanmasının burada demirlemiş olabileceğini düşündürmektedir.

 

Dükkânların doğusunda açığa çıkardığımız izodomik teknikte yapılmış duvar, güney yerleşim üzerindeki kule ve ayırma duvarı ile aynı özelliklere sahiptir. Ayrıca, 2009 - 2016 kazılarında ele geçen çok sayıdaki Likya Birlik sikkeleri, yerleşimin Hellenistik Dönemde salt liman ağzına yakın batı yarısındaki tahkimatlı alanları kapsamadığını, şimdilik granariuma dek yayıldığını göstermesi açısından önemlidirler.

 

MS 1. yüzyılın ilk çeyreğine ait onurlandırma anıtı, Tiberius döneminde limanın en işlek yeri olan granariumun hemen kuzey önündeki rıhtım caddesinin kenarına inşa edilmiştir. Limandan gelenlerin rahatlıkla görebileceği şekilde bronz heykellerle donatılan anıtın yer seçiminde, liman trafiği dikkate alınmış olmalıdır. Bu anıtların hemen 100 metre kadar doğusunda bulunan Nero dönemi gümrük yazıtı, ana kent Myra ve dolayısıyla Andriake’nin Likya Birliği’nde önemli bir konuma sahip olduğunu belgelerken, limanın, dönemin deniz ticareti rotasında önemli bir rol üstlendiğini de gösterir.

 

Yerleşimde bu dönemde inşa edilen Gümrük Binası ve Gümrük Yazıtı, daha organize ve donanımlı bir limanın varlığına işaret eder. Liman, en parlak dönemini Hadrianus döneminde yaşar. Güney yerleşimde inşa edilen granarium ile birlikte yerleşimin diğer kısımları da genişletilmiştir.

 

Granariumun doğusundaki ticari agora da bu dönemde inşa edilmiştir. Akdeniz’in en büyüğü olan Horrea Hadriani ve agorayla birlikte çevresindeki gelişmiş liman dokusuyla MS 2. yüzyılın Andriake’nin altın çağı olduğunu göstermektedir.

 

MS 2. yüzyılda limanda yaşanan bu imar ve kullanım yoğunluğunun MS 4. yüzyılda da sürdüğü granarium duvarına sonradan kazınan yazıttan anlaşılmaktadır. Bu durumu belgeleyen yeni veriler ise kazılarda ele geçmiştir. 

 

Yazı: Nevzat ÇEVİK

Yazının tam metnini Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin 56. sayısında bulabilirsiniz.