Andriake Limanı´na Defineci Saldırısına Bir Bakış

Murat Nağış´ın Andriake yazısı...

Myra’nın Limanı olarak bilinen ve tüm antik dünyada en erken dönemlerden beri kutsal ya da kutsal olmayan dinleri, bereketli topraklarında yetişen mür ağacı gibi saklayan Andriake’nin en güzel yapısının dinamitlenerek parçalanmasına üzülmenin ötesinde tepki vermek gerekir. Hıristiyanlığın en kutsal kişiliklerinden biri olarak Aziz Paulus’a ve yoksula – evsize ve kimsesize yaptığı yardımları yüzyıllarca insanların gönlünde yer edinmiş olan Myralı Aziz Nikolas yani Noel Baba’dan, Musevilerin Anadolu’daki en erken belki de en güzel tapınaklarından birinin daha yeni keşfedildiği kutsal bir toprak Myra ve Limanı Andriake’ye kadar sahip olduğumuz değerleri yok etmeyi hangi bilinçli toplumun kabul edebilir. Akdeniz’in en güzel, en korunaklı limanı olmasından dolayı kısa sürede dünyanın birçok yerinden gemilerle malların taşındığı Andriake’den, Anadolu’nun ve Akdeniz’in dört bir yanına ürünlerin taşındığı, buralara dinamit koyanlara hiç anlatılmadı mı? Myra büyüdükçe ve Limanı Andriake ticaretle zenginleştikçe üçbeş parça çanak çömlek içinde mür kokusunun kentin sokaklarına yayıldığını kimse anlatmadı mı bu değerli toplumun dinamit koyan vatandaşlarına? Antik dünyanın en kudretli İmparatorlarının adına heykeller ve tapınaklar dikildiğini ve İmparatorların bu kentlerin güzelliğini görmek için buraları ziyaret ettiği dinamit koyan bu insanlara hiç anlatılmadı mı? Antik dönemde kentlerin yaşayabileceği kıtlığı engellemek için dünyanın birçok yerinde büyük tahıl depolama alanları oluşturulduğunu ve bunlardan en büyük iki tanesi de Akdeniz’in göz bebeği Andriake Limanı ve Patara’da yapıldığı dinamit koyan bu insanlara hiç okutulmadı mı? Toplumu kısa yoldan zengin olma dürtüsü ile yetiştirmek yerine erdemli, onurlu, ahlaklı ve idealist bir nesil yetiştirerek sahip olduğu şeylerin sadece gelecekte yapabilecekleri değil geçmişte üzerinde yaşadığı topraklarda yaşayan insanlar tarafından bırakılan eserler de olabileceği öğretilemez mi? Nelere sahip olduğumuz neleri yok ettiğimizle ölçülmemeli! Çünkü bir gün artık neye sahip olduğumuzu ölçebileceğimiz bir şeyimiz olmayabilir. İnsanları dinamitlediği için cezalandırmak yerine toplumu ilköğretim seviyesinden itibaren kültürel, tarihsel ve arkeolojik değerleri bakımından sahip oldukları mirasını öğretmeliyiz ki, bunların ne olduklarını bilsin, sevsin, korusun ve geleceğe aktarabilsin. GELECEĞE BİR ANADOLU BIRAKABİLMEK İÇİN… Aktüel Arkeoloji Dergisi Yazı işleri Müdürü Murat Nağış