ANTAKYA MOZAİKLERİ

1932-1939 yılları arasında Fransız mandası döneminde Princeton Üniversitesi, Worcester Sanat Müzesi, Baltimore Sanat Müzesi ve Louvre Müzesi gibi üniversite ve kurumun içinde yer aldığı “The Committee for the Excavation of Antioch and Its Vicinity” adlı kazı ekibi Antiokheia (Antakya), Seleukeia Pieria (Samandağ) ve Daphne (Harbiye)’de sistematik kazılar yapmıştır. Kazıda ortaya çıkarılan 300’den fazla mozaik taban kaplaması corpus halinde D. Levi tarafından yayınlanmıştır.

Hatay İli, Antakya merkez ilçesi sınırları içinde yer alan Hellenistik ve Roma dönemlerinin görkemli kenti Antiokheia, kuruluşundan günümüze dek kesintisiz yerleşim görmüş kadim bir kenttir. Antiokheia, antik kayıtlara göre I. Selevkos tarafından MÖ 300 yılında kurulmuştur. Kent, Habib-i Neccar Dağı’nın (Silpios) kuzeybatı, batı yamaçları ile Asi Nehri (Arantu, Orontes, Aksios) arasında uzanan kayalık yamaç ve ova düzlüğü üzerinde, mimar Xenarius tarafından yapılan plana göre kurulmuştur. Aynı adı taşıyan diğer şehirlerden ayırt etmek için yanına coğrafi yer sıfatları eklenerek Asi’deki Antiokheia (Antiokheia ad Orontem), Daphne’deki Antiokheia (Antiokheia Epi Dafne) gibi isimlerle anılmıştır. Çoğunlukla söylendiği şekliyle Antiokheia yani Antakya, MS 4. yüzyılda Büyük Antakya (Antiokheia Megale) veya Doğunun Tacı, Doğunun Kraliçesi (Orientis Apichem Pulchrum) olarak anılmaktadır. Dilimize Arapça üzerinden Antakya olarak geçmiş, kuruluşundan itibaren aynı isimle anılan ender şehirlerden biridir. Antakya, Roma Döneminde (MÖ 1. yüzyıl-MS 6. yüzyıl) zenginliği ve refahı, entellektüel yapısı ve kurumları ile Roma İmparatorluğu’nun doğu eyaletlerinin merkezi olmuştur. Uzun bir kent tarihine sahip olan Antakya, kurulduğu Hellenistik Dönemden tüm görkemini sürdürdüğü yaklaşık bin yıl boyunca doğunun önemli merkezlerinden biri olmuş Geç Antik Çağda Roma, İskenderiye (Alexandria), İstanbul (Konstantinopolis) ile birlikte dünyanın büyük kentlerinden biri olarak da ün kazanmıştır. Kent MS 526 depreminde büyük tahribat görmüş, 638 yılında İslam dünyasına katılmış ve giderek görkemini yitirmiştir. 1932-1939 yılları arasında Fransız mandası döneminde Princeton Üniversitesi, Worcester Sanat Müzesi, Baltimore Sanat Müzesi ve Louvre Müzesi gibi üniversite ve kurumun içinde yer aldığı “The Committee for the Excavation of Antioch and Its Vicinity” adlı kazı ekibi Antiokheia (Antakya), Seleukeia Pieria (Samandağ) ve Daphne (Harbiye)’de sistematik kazılar yapmıştır. Kazıda ortaya çıkarılan 300’den fazla mozaik taban kaplaması corpus halinde D. Levi tarafından yayınlanmıştır. Bugün dünyada 30’a yakın müze ve özel koleksiyona dağılmış olan mozaiklerin bir kısmı Hatay Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Antakya Mozaikleri Görkemli mozaik kaplamaların ele geçtiği Antiokheia, liman şehri olan Seleukeia Pieria ve zengin Romalı tüccarların yerleştiği Daphne kazılarında ele geçen mozaikler hamam, kilise, palaestra gibi kamu yapılarından, az da olsa mezar odalarından gelmekte ise de büyük çoğunluğu evlere ait taban mozaikleridir. Antakya mozaikleri, Doro Levi’nin kronolojisine göre MS 2. yüzyıl başı ile MS 526 büyük depreminin hemen sonrasına tarihlendirilmekte olup; MS 540 yılındaki Pers saldırısı sonrasına tarihlendirilen hiçbir mozaik buluntu saptanmamıştır. En son mozaik eser, üzerinde yazıt da içeren MS 538’e tarihlendirilen F Hamamı’ndan gelmektedir. Şüphesiz Hatay Müzesince yakın zamanlarda Hatay’da yapılan kurtarma kazıları bu kronolojiyi değiştirecektir. Levi’nin Antakya mozaikleri kronolojisi ağırlıklı olarak ikonografi, mozaik stil ve üsluplarına dayanmakta olup Antakya mozaikleri üzerine yaptığı bu yayın mozaik çalışanları için önemli bir analoji kaynağı olmuştur. Antakya mozaikleri üzerine Levi’nin çalışmasının ardından çeşitli yayınlar yapılmıştır. Son yapılan çalışma ise Antakya mozaiklerinin stilistik ve ikonografik değerlendirmesine laboratuar analiz çalışmaları ile farklı bir boyut katmıştır. Antakya mozaikleri estetik ve artistik değerlerinin yanı sıra arkeolojik bir obje olarak 400 yıllık mozaik geleneğindeki yüzyıllar boyunca yaşanan değişim ve gelişimi adım adım kesintisiz olarak gözler önüne sermekte; aynı zamanda kentin sosyo-kültürel hayatındaki dönüşümün de izlenmesini mümkün kılmaktadır. Bu yazıda oldukça geniş bir yelpaze sunan Antakya mozaiklerinin genel bir değerlendirmesi ve seçilmiş olan örneklerle tanıtımı hedeflenmiştir. Antakya’da Hellenistik Döneme tarihlendirilen bir mozaik şu ana kadar ele geçmemiştir. Bunun nedenini kentin her yıkımda aynı yerde yeniden kurulmasında aramak gerekir.