ANTİK YUNAN´DA EV KÖLELERİ

Antik Yunancada ‘hane’ anlamına gelen oikos veya oikia kelimesi, hem evi hem de ev içerisinde yaşayan aile üyelerini ve hatta köleleri kapsar. Aslına bakılırsa hane anlamına gelen bu kelimenin köleleri de kapsıyor olduğunu, köle anlamına gelen oiketēs kelimesinden anlıyoruz.

 

MÖ 8. yüzyılda, Atina’nın kuzeyindeki Boiotia bölgesinde yaşadığı bilinen Antik Yunan uygarlığında ev kölelerinin görevleri nelerdi? Köleler genellikle çocuklara bakmak, hastalarla ilgilenmek, kapıyı açmak ve gözetlemek, yemek ve dikiş yapmak, su taşımak ve alışveriş yapmakla yükümlüydü. Vatandaşların çoğunun bu görevlerin herhangi birinde uzmanlaşmış kişilere ayıracak maddi gücü bulunmadığından çoğu köle bu görevlerin birçoğunu günlük olarak veya yaşamı boyunca yerine getiriyordu. Bu faaliyetler ayrıca kölelerin evin hür üyeleri ile yakın ilişkiler kurmalarına olanak sağlıyordu. Hesiodos, bir çiftçinin hanesinde ‘toprak sürmek için bir kadın ve bir öküz - öküzleri güdecek, satın alınmış ve evlenmemiş bir kadın’ bulunması gerektiğini yazar. Bu tarihten yaklaşık olarak 350 yıl sonra yaşamış antik Yunan dünyasının önemli filozoflarından Aristoteles de haneyi tanımlarken, hane halkının hür vatandaşlar ve kölelerden oluştuğunu; efendi ile köle arasındaki ilişkinin, bir ailede karı ile koca arasındaki ve baba-çocuk arasındaki ilişkilerden sonra üçüncü temel ilişki olduğunu söyler.

 

Klasik Dönemde Yunanistan’da kaç köle vardı? Kaç hanede köle bulunuyordu? Bu soruları yanıtlamak, üzerine en fazla bilgiye sahip olduğumuz Klasik Dönem Atina’sı için bile son derece zordur. Daha geç tarihli kaynaklar, MÖ 4. Yüzyıl sonlarında Makedonyalılar adına Atina valiliği yapan Phaleronlu Demetrios tarafından yaptırılan bir nüfus sayımında, tam vatandaşlık haklarından faydalanan 21 bin Atinalı ve 400 bin köle olduğu ortaya çıkmıştır.

 

 

Köle Aileler 

 

Atina kanunlarında kölelerin aile kurmasına hak tanınmıyordu. Ancak pratikte, kadın ve erkek köleler ilişki kurup, çocuk sahibi oluyorlardı. Bu, efendileri tarafından onlara verilmiş bir lütuftu. Efendilerinin iyi niyetine bağlı olan bu aileler, toplumun diğer tabakalarındaki ailelere kıyasla son derece kırılgan bir yapıya sahipti. Ancak bazıları, bu tür düzenlemelerin kölelerin efendilerine olan sadakat ve itaatini teşvik ediyor olabileceği konusuna şüphe ile yaklaşmaktadır. Ksenophon’un diyaloglarından birinde, Atinalı zengin İskhomakhos, evlenmek ve çocuk sahibi olmanın iyi köleleri daha iyi, kötü köleleri ise daha kötü hale getireceğini söyler. Ancak kölelerin aile kurmasına izin veren efendilerin, bu hareketlerinin ardında daha farklı sebepler de yatıyor olabilir, ne de olsa kölelerin çocukları da efendinin malı sayılmaktadır. Ayrıca, köle sütannelerin kendilerinin de çocuk sahibi olmaları gerekmektedir.

 

 

Köle - Hür İlişkisinden Doğan Aileler

 

MÖ 4. yüzyıl sonlarında Hyperides, Atina jürisine yaptığı bir konuşmada, Epikrates adında genç bir vatandaşın başından geçenleri anlatır. Bir parfüm dükkanında babası ve abisi ile çalışan genç bir erkek köleden hoşlanan Epikrates, köleyi ve kölenin tüm ailesini satın alarak azat etmiş, bunun üzerine bir de parfüm dükkanını devralmıştır. Bu hikayenin sonu, genç köleyi evine alarak onunla birlikte olmak isteyen Epikrates için pek de iyi sonuçlanmamıştır. Bu hikaye, hane içerisinde veya hane üyeleri arasında - hür veya köle fark etmeksizin- geçebilecek her türlü cinsel ilişkinin işleri nasıl karmaşık bir hale getirebileceğini göstermektedir. Bu ilişkilerden çocuk dünyaya geldiğinde ise olaylar içinden çıkılmaz bir hale gelecektir. 

 

 

Yazı: Mark GOLDEN

Yazının tam metnini Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin 55. sayısında bulabilirsiniz.