ARKEOLOJİ SEMPOZYUMU

Yakındoğu Arkeolojisinde Bilimsel Bir Şölen: Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumları 36 Yılın Ardından Genel Bir Bakış

İlk kez Ahmet Taner Kışlalı’nın Kültür Bakanlığı sırasında Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından 15-18 Ocak 1979 tarihlerinde Ankara’da Türk Tarih Kurumu’nun salonunda Kazı Sonuçları Toplantısı olarak başlayan bu önemli etkinlik, kısa sürede arkeoloji bölümlerinde ilgi ile karşılanmış ikincisi 11-15 Şubat 1980’de, üçüncüsü 9-13 Şubat 1981’de yapılmıştır. Dördüncüsü TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından 8-12 Şubat 1982’de Ankara’da yapılan Kazı Sonuçları Toplantısına, özellikle ikinci sempozyumdan itibaren resmi izinle arazide çalışan tüm ekiplerin katılmak zorunda bırakılması, ekiplerin yaptıkları çalışmaları her yönüyle bilim dünyası ve kamuoyu önünde paylaşması Türkiye arkeolojisinde bilimsel rekabet ortamının gelişmesine zemin hazırlamıştır. Her geçen yıl sunumların tekniği, içeriği ve görsel malzemelerin kalitesi giderek gelişmiş ve katılımların niteliği çok olumlu yönde değişmiştir. Kazı sonuçlarının toplu değerlendirmesine yönelik bu ilk toplantılardan önce Türkiye’nin dört bir tarafında değişik dönemlere yönelik kazıları yürüten ekipler genellikle birbirinden habersiz çalışıyor, kazılarının raporlarını da düzensiz Yakındoğu Arkeolojisinde Bilimsel Bir Şölen: Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumları 36 Yılın Ardından Genel Bir Bakış Aktüel Arkeoloji 31 aralıklarla çıkan Türk Arkeoloji Dergisinde duyuruyorlardı. Kazı sonuçlarının yıllık değerlendirmeler halinde yayınlanmaya başlaması 1979 öncesi çok değişik yerlerde ve dağınık bir biçimde yayımlanan bu sonuçların, her yıl düzenli olarak yayımlanmasını getirmiştir. Öte yandan bu sempozyumlarda oluşan okuyucu ilgisi Türkiye’de özel arkeoloji yayıncılığının da gelişmesini sağlamıştır. Uluslararası katılıma açıldığında yabancı meslektaşların da Şubat ayında Türkiye’ye gelmesi sorun yaratınca sempozyumun Mayıs ayına, kazı sezonunun hemen öncesine alınmasına genel istek üzerine karar verilmiştir. Bunun üzerine 23-27 Mayıs 1983’te İstanbul’da yapılan beşinci sempozyumda yüzey araştırmalarının sonuçları da ilk kez ayrı bir bölüm halinde ele alınmış ve 1983 yılından itibaren de ayrı bir seri olarak yayımlanmaya başlamıştır. Altıncı sempozyum 16-20 Nisan 1984’te İzmir’de, yedincisi 20-24 Mayıs 1985’te Ankara’da düzenlenmiş, 1985 yılından itibaren Arkeometri Sonuçları da toplantıda ayrı bir seksiyon halinde yer almış ve sonuçları ayrı bir seri halinde yayımlanmaya başlamıştır. Sekizincisi 26-30 Mayıs 1986’da, dokuzuncusu 6-10 Nisan 1987’de Ankara’da düzenlenmiştir. 23-27 Mayıs 1988’deki Ankara’daki onuncu sempozyum, T.C. Kültür Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Başkanlığı tarafından, 18-23 Mayıs 1989’da Antalya’daki on birinci toplantıdan itibaren ise TC Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenmeye devam edilmiştir. Sempozyum toplantılarında sadece kazı başkanlarının bildiri sundukları bir dönemden sonra bu olanağın ekip üyelerine de tanınması kazı ve araştırmaların sürdürülebilirliği açısından genç kuşağın gelişiminde çok olumlu bir etki yaratmıştır. Bunun etkisiyle yeni yetişen kuşak yeni alanlarda kazı ve araştırmalar yapmaya cesaret edebilmiştir. Bürokrasideki engelleyici prosedürlere karşın genç kuşağın başarılı projeleri mevcut yapının dar kalıplarını aşmış ve Türkiye Arkeolojisi uluslararası bilim dünyasında hak ettiği yere ulaşabilmiştir. Öte yanda ister yerli ister yabancı bilim insanları için Kazı Sonuçları Toplantısında bulunmak, bildiri vermek ayrıcalıklı bir prestij konumuna gelmiştir. Bu onurlu sonucun elde edilmesinde 1979 yılından beri aralıksız olarak her yıl düzenlenen Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu’nun yadsınamaz bir rolü ve önemi vardır. Son yıllarda İstanbul ve Ankara dışında yapılan sempozyumlarda izleyici katılımının büyük ölçüde azalması bu başarıya ciddi gölge düşürse de herkesin temennisi bu büyük ilginin devamı ve olumlu gelişme çizgisinin bundan sonraki  organizasyonlarda eskisi gibi sürdürülebilmesidir.