ASSURLULAR VE URARTULAR

MÖ 9. yüzyıl ortalarından MÖ 7. yüzyıla kadar Doğu Anadolu’nun siyasi/politik coğrafyasına hakim olan ve onu şekillendiren iki büyük devlet arasındaki ilişkiydi: Assur ve Urartu.

 

asSURLULAR VE URARTULAR

MÖ 9. yüzyıl ortalarından MÖ 7. yüzyıla kadar Doğu Anadolu’nun siyasi/politik coğrafyasına hakim olan ve onu şekillendiren iki büyük devlet arasındaki ilişkiydi: Assur ve Urartu. O zamanlarda, Assur Kuzey Mezopotamya Krallığı, binyıla yayılan belgelenmiş tarihi konusunda başarısızlık yaşamıştı; stratejik konumunu belirleyen merkezi alanı, oldukça büyük bir nüfusu besleyebilecek kadar yeterli yağış alan mükemmel tarım arazileri, Assur (günümüz Qala’at Sherqat), Nineveh (günümüz Musul) ve Arbela (günümüz Erbil) üçgeni arasında yer almaktaydı. Fakat 9. yüzyılda Assur; Geç Bronz Çağı sisteminin çökmesi sonucu kaybedilen ve son iki yüzyıl boyunca yerel Arami kralları tarafından yönetilen batıdaki bu toprakları geri istiyordu ve Fırat, Assur’un batı sınırı olarak yeniden belirlendi. Bu yoğun askeri harekât evresi, Assur ordusuna, yalnızca batıya değil aynı zamanda Assur’un yeni bir güçle karşılaşacağı Doğu Anadolu’nun içlerine kadar ilerleme imkânı sağladı. Assurca olan ismiyle anılan Urartu Krallığı, MÖ 8. yüzyılın ortalarında Fırat’ın ana koluyla karışan Murat Su vadisiyle birlikte, Van (Türkiye’nin doğusu), Urmiye (kuzeybatı İran) ve Sevan (Ermenistan’da) gölleri arasında ve etrafındaki bölgede hüküm sürmekteydi. Bu bölgeler aynı zamanda Urartu’nun en yoğun nüfuslu bölgeleriydi. Ayrıca yazları yaylacılıkta kullanılan dağlık alanlar, kış aylarında yerleşime sahne olabilecek elverişlilikte değildi.

MÖ geç 2. binyıla ait Assur kaynaklarında rastlanan “Urartu” ismi, Demir Çağı devletlerinin ortaya çıkışından çok önce, Doğu Anadolu için kullanılan genel bir Mezopotamya terimidir. Günümüzde ise “Urartu”, özel olarak krallık için kullanılan bir isimdir, hâlbuki bu krallığın gerçek ismi, günümüze “Van” ismiyle ulaşan “Biainili”’dir. Hem Türkiye’nin doğusundaki gölü hem de kıyısındaki en önemli yerleşmeyi adlandıran “Van”, Urartu başkenti Turušpa’ya karşılık gelir. “Urartu” ismi ayrıca bölgedeki en yüksek dağ olan, 5165 metre yüksekliğindeki “Ararat” olarak da bilinir. Antik dönemde Urartu’nun merkezi bölgesini oluşturan bu sönmüş volkan, Ermenistan sınırının sadece 32 kilometre güneyinde ve İran sınırının 16 kilometre batısında yer alır. Günümüzde bu dağ, daha çok Nuh’un Gemisi’nin karaya çıktığı düşünülen yer olarak bilinir.

Savaş ve Diplomasi

MÖ 9. yüzyılın ortalarında Assurlular ve Urartular arasındaki ilk mücadeleden itibaren, bu iki ülke arasındaki ilişkiler düşmanca olmuştur ve açık çatışma olarak tanımlanabilen dönemler dışında da soğuk savaşlarla devam etmiştir. Her iki ülke de, Kuzey Suriye krallıkları üzerinde hâkimiyet sağlamak ve 

Yazı : Karen RADNER