AVUSTURYA´DA BİR KİLERDE OSMANLI ORDUSUNA AİT BİR DEVE İSKELETİ BULUNDU

Avusturya’da 17. yüzyıldan kalma kilerde bulunan tamamı korunmuş deve iskeleti, bu hayvanın Osmanlı ordusunda kullanılan değerli binek hayvanlarından biri olduğunu gerçeğini yeniden hatırlattı. Devenin büyük olasılıkla ya arkada bırakıldığı ya da 1683’te Osmanlı’nın Viyana kuşatması sırasında Tulln şehrinde ticaret amaçlı bir değiş tokuşun parçası olduğu düşünülmektedir.

Avusturya’da 17. yüzyıldan kalma kilerde bulunan tamamı korunmuş deve iskeleti, bu hayvanın Osmanlı ordusunda kullanılan değerli binek hayvanlarından biri olduğunu gerçeğini yeniden hatırlattı. Devenin büyük olasılıkla ya arkada bırakıldığı ya da 1683’te Osmanlı’nın Viyana kuşatması sırasında Tulln şehrinde ticaret amaçlı bir değiş tokuşun parçası olduğu düşünülmektedir.  

Avrupa’da şimdiye kadar bütün halde bulunan ilk deve iskeleti olan bu buluntu üzerinde yapılan DNA analizleri bu devenin orduda popüler olan iki hörgüçlü deve ile tek hörgüçlü deve kırması olduğunu göstermiştir. Hayvanın kemikleri, koşum takımı takıldığına ve sürüldüğüne dair izler taşımaktadır.

PLOS One dergisinde yayınlanan buluntu,  şehirde yeni bir alışveriş merkezi yapılması planlanan bir alanda, inşaat öncesi yapılan arkeolojik kazılar sırasında bulunmuştur.

Araştırmacılar, tamamen korunmuş olan iskeleti, kilere atılmış ve tamamen doldurmuş olan diğer atıklar, sürahiler, tabaklar ve tavalar arasında bulmuşlardır. Araştırmaya ait makalenin birinci yazarı olan Alfred Galik, buluntunun tam olarak ne olduğunu anlamalarının biraz zaman aldığını ve ancak belirli bir zamandan sonra bu kadar önemli bir buluntu olduğunu anladıklarını söylemektedir.  “İlk önce garip bir öküz çene kemiği olduğunu düşündüğümüz çene kemiğini bulduk ama daha sonra boyuna ait omurga kemiklerini görünce bunun bir ata ait olması gerektiğini düşündük” diyen Dr. Galik “en sonunda uzun bacak kemikleri ve ayaklardaki kemikler bunun bir deve olduğunu açığa çıkardı” diyerek buluntunun yarattığı şaşkınlığı anlatmaktadır.

Daha önce birkaçı Roma dönemine tarihlenen başka iskeletlere ait parçalar bulunmuş da olsa, tam olarak bulunan bu deve iskeleti Orta Avrupa için bir ilk oluşturmaktadır.

Kafatasının şekli, birçok genetik testle birlikte,  hayvanın annesinin tek hörgüçlü, babasının ise iki hörgüçlü deve olduğunu göstermektedir.

Dr. Galik, melez üremenin zamanı için normal olduğunu söyleyerek melez hayvanları kontrol etmenin daha kolay olduğunu, anne ve babalarından daha iri olan bu hayvanların aynı zamanda daha da dayanıklı olduklarını, bu nedenle de askeri kullanıma çok uygun hayvanlar olduklarını belirtmiştir.

1683’te gerçekleşen Viyana kuşatması, büyük olasılıkla Avusturyalılara yardım için gelen Polonyalıların 20 bin kişiden oluşan güçlü atlı birliği ile de bilinmektedir. Kuşatmayı gerçekleştiren Osmanlı ordusunun ise hem savaşmak için hem de taşıma işlerinde kullanmak at ve deve getirdiklerini bilinmektedir.

Tulln iskeleti sürüldüğüne dair ipuçları veren simetrik izler taşımakla birlikte yük altına girdiğine dair izler taşımamaktadır. Dr. Galik’e göre bu bulgulardan anlaşılan hayvanın değerli olduğu ve iyi bakıldığıdır.

Hayvanın, Osmanlılar tarafından kuşatılmış ama asla ele geçirilememiş bir şehirde bulunması da şaşırtıcı bir durumdur. Araştırmacılara göre ya işgalciler tarafından arkada bırakılmış ya da Viyana kuşatmasındaki başarısızlıktan sonra ticaret amacıyla değiş tokuş edilmiştir. Şehrin ise bu hayvanı bir merak objesi olarak tutmuş olması mümkündür. Bu durum, hayvanın ordudakinin aksine neden kesilip yenmemiş olduğunu da açıklamaktadır.

Yine Osmanlı İmparatorluğu’na ait bir diğer tüm deve buluntusu da İstanbul’daki Yenikapı kazılarında bulunan tek hörgüçlü devedir.

Dr. Galik Avusturya’da buldukları bu deve iskeletinin kariyeri için oldukça büyük bir sürpriz olduğunu ve hayvanın zooarkeolojik bir hazine olduğunu belirtmektedir.

Kaynak: http://www.bbc.com/news/science-environment-32145248