BEREKETİN YAŞATTIĞI KÜLTÜR: PRUSİAS AD HYPIUM DÜZCE/KONURALP

Prusias ad Hypium antik kenti, Bithynia (Bitinya) bölgesinde yer alan, dört yanı dağlarla çevrili bir ovanın kuzeyinde, küçük bir tepenin güney yamacında kurulmuştur. Günümüzde ise Düzce’nin 8 kilometre kuzeyinde, Konuralp Mahallesi sınırları içinde yer alır.

Prusias ad Hypium antik kenti, Bithynia (Bitinya) bölgesinde yer alan, dört yanı dağlarla çevrili bir ovanın kuzeyinde, küçük bir tepenin güney yamacında kurulmuştur. Günümüzde ise Düzce’nin 8 kilometre kuzeyinde, Konuralp Mahallesi sınırları içinde yer alır.Antik kentin bilinen tarihi MÖ 3. yüzyıla kadar dayanır. Kentin kurulmasında ve gelişmesinde tarıma elverişli Hypios Irmağı’nın etkili olduğu düşünülmektedir. Tarihçi Memnon, Plinius, 19. yüzyılda gezgin Charles Texier ve Fransız arkeolog Georges Perrot, Bithynia bölgesinin önemli kentlerinden olan Prusias ad Hypium (Üskübü/ Konuralp) antik kentinden bahsetmişler ve kent ile ilgili bilgiler vermişlerdir. Memnon antik kaynaklarda kentin adının ilk kurulduğu dönemde Kieros olduğundan söz etmiştir. Dörner’in yaptığı çalışmalar sonucunda, Prusias’ın MÖ 5.-4. yüzyıllarda Herakleia Pontike’ye bağlı bir koloni kenti olarak kurulduğu belgelenmiştir. MÖ 3. yüzyılın son çeyreğinde Bithynia Kralı I. Prusias, Kieros’u ele geçirmiş ve kente kendi ismini vermiştir. Prusias adında birden çok kent olduğundan Prusias’ı ayırt etmek için, kentin adını “Melen’in kenarında” anlamına gelen “Hypios/ Hypium” olarak değiştirmiştir. MÖ 74’te Romalıların hâkimiyetine geçen kent, imparatorluk çağında büyük gelişmeler göstermiş ve zenginliğe kavuşmuştur. Bu dönemde imar faaliyetleri başlamış ve büyük yapılar inşa edilmiştir. Tarihi dönemlerde bölgede meydana gelen depremlerden etkilenen Prusias’a ait kalıntılar bugün Konuralp ismi ile anılan yerleşimin altında kalmıştır. Ele geçen bazı yazıtlardan kentin iç idaresinde özerk, dış siyasetinde ise Roma’ya bağlı bir kent devleti olduğu anlaşılmaktadır. Prusias ad Hypium’un zenginliği, üzerinde kurulduğu bereketli ovadan ve Hypios (Melen) Irmağı’nın taşımacılıkta kullanılıp Karadeniz’e açılmasından
kaynaklanmaktadır. Roma imparatorlarının doğuya seferlerinde Prusias’ı ziyaret ettikleri bilinir. MS 3. yüzyıldan itibaren Roma İmparatorluğu’nun ekonomik sıkıntılarından dolayı kent küçülmeye başlamıştır.
 
MS 4. yüzyıldan itibaren Bizans kontrolüne geçen kent, 1323 yılında Orhan Gazi’nin komutanlarından Konur Alp Bey tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Konuralp Mahallesi’nde Geç Hellenistik-Erken Roma dönemlerine tarihlenen su kemerleri, köprü, sur duvarları, atlı kapı ve tiyatro günümüze kalmış mimari kalıntıların başında gelir. Mimari kalıntıların dışında kentte yapılan inşaat çalışmaları sırasında tespit edilen birçok plastik eser, İstanbul Arkeoloji Müzeleri başta olmak üzere
çeşitli müzelere götürülerek sergilenmektedir. Bu eserler arasında en önemlisi Bereket Tanrıçası Tykhe heykelidir. Orijinali MÖ 4. yüzyıla ait olan bu eser, MS 2. yüzyılda yapılmış bir Roma Dönemi kopyasıdır. Tanrıça Tykhe’nin başının üzerinde zeytin yapraklarıyla süslü, şehir surunu temsil eden bir taç vardır. Sol kolunda çeşitli meyvelerle dolu bir bereket boynuzu ile zenginliğin simgesi olan Plutos ismindeki çocuğu taşır.
 
Antik Tiyatro Kazı Çalışmaları Kentin en iyi korunmuş anıtsal yapısı olan tiyatro, bir dağın eteklerine kurulu olan kentin üst teraslarında, güneydeki verimli Düzce Ovası’na hâkim vaziyette, bir yamaca dayanmaktadır. Tiyatronun konumu seyircileri hava akımından koruyacak şekilde güneye, güneşe ve ışığa yönelik yapılmıştır.
Çift diazomalı (oturma basamaklarının arasındaki yürüyüş yolu) ve 3 cavealı (oturma basamakları) olduğu düşünülen tiyatro, cavealara açılan iki adet simetrik tonozlu girişe sahiptir. Tiyatro geçiş dönemi özellikleri gösterir. Hellenistik örneklere göre daha zarif ve zengin bir görünüm sergilemektedir. Tiyatronun yapı malzemesi monolit
mermerdir. Tiyatronun cavea kısmı Geç Hellenistik Döneme tarihlenmektedir. Tiyatronun sahne binasındaki yazıtlı bloğun Prof. Dr. Mustafa Adak tarafından okuması ile birlikte sahne binasının inşasının MS 130 yılında tamamlandığı öğrenilmiştir. Aynı yazıtta tiyatronun dönemin Roma İmparatoru Hadrianus’a adandığı da yazmaktadır. Bütün bir caveadan günümüze sadece en üst oturma bölümü sağlam kalmış, 16 oturma sırası, tonozlu girişler ve sahne binası ulaşabilmiştir. Bu oturma sıraları bazı yerlerde zamanın karşı konulamaz tahrip gücünden dolayı yok olmaya yüz tutmuştur. Burada 7 kerkides (oturma yerlerini dik kesen merdivenler) ve
6 krepis (basamak) sırası vardır. Günümüzde sahne binasının büyük bir bölümü tahrip olmuş durumdadır. Sahnenin dış yüzünde iki kemerli pencere ve bir kemerli kapı sağlam kalmıştır. 2013 yılından itibaren Konuralp Müzesi ile Düzce Üniversitesi Arkeoloji Bölümü birlikte kazı çalışmalarına başlamıştır. Günümüzde bir mahallenin içinde kalan tiyatro alanı, 1323 yılında Konuralp’in fethi ile beraber yerleşime açılmıştır. Alana 21 adet ev yapılmış ve bu evler alanın 1. derece sit alanı ilan edilmesinin
ardından yıkılmıştır. Yıkılan evlerin molozları ise yine aynı alana bırakıldığı için yaklaşık 4 metre kadar bir dolgu toprak olduğu tespit edilmiştir. İki sezondur yapılan kazılarla birlikte tiyatronun tonozlarında doğu ve batı koridorları tespit edilmiştir. Simetrik olarak uzanan koridorlarda deprem izlerine rastlanmıştır ve batı tonozunun sonradan tadilat gördüğü tespit edilmiştir. Diğer bir çalışma alanı ise tiyatronun orkestra alanıdır. Burada açılan sondajda sahne binası ile orkestra alanını birbirine bağlayan sütunlar bulunmuştur. D. B. Ferrero’nun 1970’li yıllarda yapmış olduğu planın netliği alanda yapılacak kazılarla kesinleşecektir.
 
 
 
Nurperi AYENGİN