Bir Başlangıç Hikayesi: GÜVERCİNKAYASI

Güvercinkayası’nı Aksaray, Nevşehir, Niğde Yüzey Araştırması sırasında, 1994 yılında, bir kahve sohbeti sonucunda bulmuştuk. Aksaray-Nevşehir asfaltı çevresini tararken eski adı Mamasun olan Gökçe Köyü’ne de uğramıştık.

 

Güvercinkayası’nı Aksaray, Nevşehir, Niğde Yüzey Araştırması sırasında, 1994 yılında, bir kahve sohbeti sonucunda bulmuştuk. Aksaray-Nevşehir asfaltı çevresini tararken eski adı Mamasun olan Gökçe Köyü’ne de uğramıştık. Her gittiğimiz köyde ilk iş olarak muhtarı bulup tanışırdık. Ardından da sıra köy kahvesinde sohbete gelirdi. Araştırma yaparken en önemli şeylerden biri de yöre halkının güvenini kazanmaktır. Köylerine gelen yabancılara başta pek de iyi gözle bakmazlar. Hele bu kişiler ören yerleriyle ilgililerse… Ne de olsa ülkemiz, bir defineci cennetidir. Her kahvede mutlaka o çevrede bulunmuş bir defineden söz edilir. Defineyi bulanların çoğu da ne hikmetse hep dışarıdan gelmiştir. Bazen de definenin yeri bilinse bile efsunlu olduğu için çıkartılamaz. İnsanın kendi uydurduğu hurafe ve yalanlara nasıl olup da inandığına hep şaşırmışızdır. 
Mamasun, eski yazılı kaynaklarda, Avrupa’dan Kudüs’e yönlenen, Roma Dönemi Hıristiyan Hacı Yolu üzerinde konaklama ve binek değiştirme yeri olarak sözü edilen önemli bir merkezdir. Taş döşeli, 8 m genişliğindeki bu yolun kalıntıları günümüzde de, yer yer izlenebilmektedir. Kahve sohbeti sırasında, Mamsunlular’a kendi çevrelerinde çanak çömlek ya da obsidiyen, halkın deyimiyle “deve cıncığı”, bulunan yerler olup olmadığını sorduğumuzda pek de olumlu bir yanıt alamamıştık. O sırada tesadüfen kahvede dinlenen, Mamasun’a bir dostunu ziyarete gelen ... Prof. Dr. Sevil GÜLÇUR'UN kaleminden “Bir Başlangıç Hikayesi" yazısının devamı Aktüel Arkeoloji Dergisi'nin Eylül - Ekim 2012 Sayısında yer almaktadır