“BİR BATIK ADA VE YÜZEYDE KALMA TAKTİKLERİ” SERGİSİ ZİYARETÇİLERİNİ AĞIRLIYOR

Daire Sanat Cihangir’deki yeni mekânı, 7 Ekim – 18 Kasım 2017 tarihleri arasında "Bir Batık Ada ve Yüzeyde Kalma Taktikleri" isimli sergiye ev sahipliği yapıyor.

Küratörlüğünü Sibel Horada’nın yaptığı sergide Hera Büyüktaşçıyan, Işıl Eğrikavuk, Balca Ergener, Nazlı Gürlek, Sibel Horada, Evrim Kavcar, Didem Özbek, Yasemin Özcan, İz Öztat, Ülgen Semerci, Julie Upmeyer, Dilek Winchester adlı sanatçılar yer alıyor.

 

Bir Batık Ada ve Yüzeyde Kalma Taktikleri, Sibel Horada’nın davetiyle bir araya gelen oniki kadın sanatçının yapıtlarından oluşuyor. Sergi, 11. yüzyılda birbiri ardına meydana gelen depremler sonucu sular altında kaldığına inanılan bir adayı ziyaret ediyor. Yüzyıllarca denizcileri tehdit ederek varlığını unutturmayan bu oluşum, halen İstanbul açıklarında, denizin ortasında bir resif olarak beliriyor. Vordonissi adıyla anılan bu kayalık, söylenceye göre, doğu ve batı kiliseleri arasında günümüze dek devam eden bir yarılmaya yol açan meşhur İstanbul Patriği Photius’un sürgün yıllarını geçirdiği manastırın kalıntılarını barındırıyor.

 

Suların iyice yükseldiği ve her gün yeni bir depremle uyandığımız bir dönemde, bu batık ada bir metafor olarak belirip yüzeyde kalma taktiklerini gözden geçirmemiz için vesile olabilir mi? Sibel Horada, sergiye davet ettiği sanatçıların yeni ve yakın dönemde üretilmiş işlerini bu soru etrafında örgütlenmeye çağırıyor. 

 

Hera Büyüktaşçıyan, Işıl Eğrikavuk, Balca Ergener, Nazlı Gürlek, Sibel Horada, Evrim Kavcar, Didem Özbek, Yasemin Özcan, İz Öztat, Ülgen Semerci, Julie Upmeyer ve Dilek Winchester’ın yapıtlarının yer aldığı Bir Batık Ada ve Yüzeyde Kalma Taktikleri, 7 Ekim – 18 Kasım tarihleri arasında Daire Sanat’ın Cihangir’deki adresinde ziyaret edilebilir. Sergi, İyi Bir Komşu temalı 15. İstanbul Bienali komşu etkinliğidir. 

 

DAİRE SANAT

Akarsu Cad. Şimşirci Sok. Santral Apt. 

No:11/1 Cihangir İstanbul

Tel: 90 212 252 52 77

 

Hera Büyüktaşçıyan

 

Archipelagos 

 

16 adet çeşitli ölçülerde heykel

Buluntu fayans, taş ve bronz

İstanbul 2017

 

''Derin sularda gezilen zamanlar '' 

Kağıt üzerine karışık teknik, 86,7x37 cm 

Istanbul 2017

 

Archipelagos, sayısız zaman ve mekanın taşıdığı külliyatın yaşayan organizmalara dönüştüğü bir heykel serisidir.  Zaman içerisinde kaybolmuş, ancak şimdiki zamanda kendisini görünür kılan mimari öğelerden oluşan bu fosilimsi melez formlar, yıkılmış veya yok olmuş mekanlardan kopan fayans parçalarından oluşmakta. Sanatçının yaşadığı adada çıktığı yürüyüşlerde keşfettiği ve toplamaya başladığı bu parçalar, doğanın dönüştürücü gücüyle kendisini yeniden var eden kayıp zaman ve mekanların birer hatırlatıcısı niteliğindeler. Tarihin dalgaları içerisinde görünmezleşen bu öğeler, yüklü bir belleğin zamanın akışı içerisinde kendi kendini yeniden yaratan adalar gibiler. Zamanın sürekli bir devinimle aktığı bir ufuk çizgisinde kendisini görünür kılan, kimi zaman saklayan, biriktiren, yıkan ancak yeniden inşa eden bir takım ada…

 

 

Işıl Eğrikavuk & Sibel Horada

 

Mevsimler

Kaya parçaları ve şiirler, çeşitli boyutlarda

Berlin / İstanbul 2017

 

 

Işıl Eğrikavuk ve Sibel Horada'nın ortak ürettikleri bu iş, Horada'nın adadan topladığı kaya parçaları ve Eğrikavuk'un yazdığı Rengalardan oluşuyor. Eğrikavuk, bir Japon şiir geleneği olan ve genellikle doğa döngüleri ve mevsimsel olayları anlatan Renga’yı, bu kez batık ada ve kaya parçalarını düşünerek yazdı. İki sanatçı, bu işi bir yerleştirme formunda bir araya getirerek, batık adanın konumuna, insanla ve zamanla olan ilişkisine ve daimi değişimine dair bir iş üretti. İşin tamamlanabilmesi için seyircinin de bu taşlara müdahale etmesi gerekiyor; dolayısıyla seyirci de bu değişimin bir parçası oluyor. 

 

TAŞLARI ELİNİZE ALIP KALDIRDIKTAN SONRA LÜTFEN YERLERİNE BIRAKINIZ

 

 

Balca Ergener    

 

Günlük

Fotoğraf serisi

Istanbul Ekim 2016- Nisan 2017

Balca Ergener, Ekim 2016 - Nisan 2017 tarihleri arasında her sabah gün doğumundan sonra ve her akşam gün batımından önce, İstanbul'da bulunduğu yerden (küçük bir çocuğu olduğu için çoğunlukla evden) gökyüzünün fotoğrafını çekti. Altına tarihleri not ettiği fotoğraflar, o günlerde ülkede neler olduğuna dair hiçbir bilgi vermiyor. Ergener için bu iş, savaş ve yıkım koşullarının getirdiği bir kapanmanın, hareketsizliğin ve işe yaramazlık duygusunun bir ürünüydü; aynı zamanda sakinleştirici bir uğraştı. Burada bir seçki halinde yer alan fotoğraflar, durup nefes alma anlarını hatırlatıyor. Bir yandan zamanın geçişini, bir yandan da kalıcılığı çağrıştırıyor. 

 

 

 

Nazlı Gürlek

 

Kum Dansı

Tek Kanallı HD video, 12’11’’ Loop

2017

 

Performansçılar: Aslı Bostancı, İdil Kemer, Gasia Papazyan, Hilal Sibel Peker, Leyla Postalcıoğlu

Kostümler: Letisya Tapan

Prodüksiyon: Burak Çevik, Merve Ertufan

Çatalhöyük Research Project tarafından detseklenmiştir

 

Nazlı Gürlek, 2016 yazında Çatalhöyük'e yaptığı ilk ziyaretinden beri kendisini büyüleyen duvar resimleri üzerinde çalışıyor. ‘9000 yıl kadar önce yapılmış bu resimler, bana, bedeni taklit ediyor, hareket ediyor gibi görünüyorlar’ diye yazıyor Gürlek. ‘Ritüelistik değerleri, bir kaç basit geometrik formun tekrarından oluşan karmaşık soyut desenlerde saklı.’

 

Bu desenlere karşı olan derin ilgisi üzerine düşünen Gürlek, bizim zihnimizle MÖ 7000 yılının Neolitik zihninin kognitif kapasitesini birleştiren şeyin ne olduğunu, ve bu bağın bu gün bize kendimiz hakkında neler söyleyebileceğini sorguluyor.

 

Kum Dansı (2017) bu anlamlandırma sürecinin bir ürünü. Bu iş için beş profesyonel dansçıyla çalışan Gürlek, resimlerden beşini dans diline tercüme etti. Resimsel desenleri hareketsel desenlere dönüştürmek için çalışan grup, bu performansı bir sahilde sahneledi. Performansın video kaydı burada, Çatalhöyük’teki duvar resimleriyle biçimsel yakınlık içinde gösteriliyor. Hareket, sonsuz bir döngü şeklinde devam ediyor.

 

Nazlı Gürlek’e göre bu video aynı zamanda, ‘desenleri ve farklı bağlamlarda var olan şeylerin birbirleriyle ilişkisini önemseyen feminen bakışa bir övgü’ olarak da okunabilir.

 

 

 

Sibel Horada

 

Bir Batık Ada ve Yüzeyde Kalma Taktikleri

Diasec C-type print, 70 cm (çap)

İstanbul 2017

 

 

Sibel Horada’nın İstanbul’un batmış olduğuna inanılan 10. adası Vordonissi ile kurduğu zihinsel ve mekânsal ilişki, Maltepe açıklarındaki bu kayalığın sergiyi etrafında şekillendiren bir metafor olarak belirmesini sağladı. Suların iyice yükseldiği ve her gün yeni bir depremle uyandığımız bir dönemde bu batık ada, yüzeyde kalma taktiklerini gözden geçirmemiz için vesile olabilir mi? 2017 yazı boyunca, Maltepe açıklarında deniz sularının ansızın alçaldığı bu mahalli defalarca ziyaret eden Horada’nın işi, küratöryel işlevi de içeriyor. Sanatçı, sergiye davet ettiği arkadaşlarının yeni ve yakın dönemde üretilmiş işlerini de bu soru etrafında örgütlenmeye çağırdı. 

 

 

 

Evrim Kavcar

 

İçi Yanık Zeytinlerin Sürgünleri

Ahşap, cam, pirinç, deri

İmroz/İstanbul, 2017

 

Evrim Kavcar'ın işi, İmroz’da karşılaştığı, gövdesinden yanarak kopmuş bir zeytin ağacına kulak verme arzusu etrafında şekillendi. İçi yanarak oyulmuş, özünü yitirmiş çok sayıda ağaçtan birine ait olan bu parça, İmroz’un hafızasını barındırıyor. Ona meylini teslim eden ayaklar üzerinde, zorla kaybedilmiş bir özün eksikliğinde, bir oluk oluyor. Yüksek sıcaklıklarda sıvılaşan kırık cam parçalarını oyuğuna alıyor ve Kavcar’ın (Halil’in* eşliğindeki ilk yürüyüşünde bulduğu) bir pirinç çanın eşliğinde sergileniyor. Çanın içindeki paslı çivi, bir dokunuşla hafızayı canlandırmaya hazır. 

 

*Bu işin, Kavcar’ı ağaçlarla buluşturan Halil Yalman’la adada yapacakları üretimin başlangıcı olması temennisi ile.

*sıcak cam döküm: Glasst. Tülin Yiğit Akgül Cam Atölyesi

*pirinç işçilik: Doğan Ergen atölyesi

 

 

 

Yasemin Özcan  

 

Yüzeyde Kalma İksiri

Zeytinyağı, su, cam, plastik

İstanbul, 2017

 

 

 

İz Öztat    

 

Bir Ada Teşkil Edebilmek

Tek Kanal HD video, 1’46’’ Loop

2014

 

İz Öztat & Zişan

 

Bir Nehir Adası Teşkil Edebilmek

Basılı/dijital mecrada üretilmiş yayın

2014

 

 

Bir Nehir Adası Teşkil Edebilmek adlı yayın, bir nehir adasının hayalî imkânları ile günümüz Romanya sınırları içinde, Tuna nehrinin suları altında kalmış Adakale'nin kaderi arasındaki tesadüfle ilgilenen İz Öztat ve Zişan arasında zaman dışı bir işbirliği. Artık olmayan Adakale ile Zişan'ın Cennet/Cinnet Adası arasında bir yerde gerçekleşen bir seansın kaydına yer veren bu yayın yoluyla işbirliklerine tanıklık ettiğimiz İz ve Zişan, farklı zaman akışları arasında sürüklenerek bir yokluğu arıyorlar. 

 

1915 yılında, Balkanlar'da bir Osmanlı toprağı olarak kalmış ve emperyal arzuların yansıtıldığı bir alan olarak Adakale, Zişan'ın ütopik kurgusu Cennet/Cinnet Adası'na ilham veriyor.

 

Adakale, Demirkapı Barajı'nın yapımıyla 1968'de sular altında kaldığından, İz Öztat'ın yolu artık olmayan bir adaya çıkıyor. Bir Ada Teşkil Edebilmek adlı videoda İz, adanın yokluğu etrafındaki şimdiyle ilişkilenerek, kolektif olarak teşkil edilen bir nehir adası hayâl ediyor.