BİTLER İNSAN EVRİMİNİ AYDINLATABİLİR Mİ?

Bit DNA´ları üzerine yapılan yeni bir araştırma, bitlerin tarihsel gelişiminin insan tarihiyle paralellik ilerlediğini gösteriyor. Saç biti üzerinde yapılan genetik analizler, iki farklı erken insan türünün uzun bir izolasyon dönemi sonrasında fiziksel temas kurduğunu ortaya koydu.

Bit her ne kadar öğretmenlerin okullarda engellemek için uğraştığı, saçtan saça atlayan bir parazit olsa da, aynı zamanda insan kökenini araştıran bilim adamları için önemli bir bilgi kaynağı. Bitlerin tarihi insan tarihiyle ilginç bir paralellik gösteriyor. Saç biti üzerinde yapılan genetik analizler iki farklı erken insan türünün, uzun bir izolasyon dönemi sonrasında fiziksel temas kurduğunu ortaya koydu. Londra Doğal Tarih Müzesine bağlı paleontolog Chris Stringer, yapılan analizlerin modern insanın kökeni üzerine yapılan araştırmalar için yeni bir pencere niteliği taşıdığını aktardı.

Stringer ve diğer bilim adamları Homo sapiens türünün Afrika dışına çıktıktan sonra Asya’da yaşayan Homo erectus gibi diğer insan türlerinin yerini aldığını, ancak herhangi bir ırk karışımı meydana gelmediğini öne sürüyorlar. Çoklu bölge evrim teorisi ise, bunun tam tersini iddia ediyor. Bu teori, modern insanın farklı coğrafyalarda yaşayan Homo sapiens türlerinin bir araya gelerek birbirleriyle ve arkaik Homo türleriyle eşleşmesi sonucunda, bölgesel ve türsel sınırların ortadan kalkması ile ortaya çıktığını savunuyor. Bu iki zıt teorinin ortasında kalan bir başka teori ise modern insanın Afrika’dan dünyaya yayıldığını, arkaik Homo gruplarıyla karıştıklarını fakat yalnızca Afrika genlerinin baskın çıktığını öne sürüyor. Utah Üniversitesinden evrim biyologu Dale Clayton, bitler üzerinde yapılan analiz sonuçlarının en çok üçüncü hipoteze uyduğunu söyledi.

Yapılan araştırmada Clayton ve David Reed, Pediculus humanus türü bitlerden alınan mitokondriyal DNA örneklerini insan evrimine ilişkin verilerle karşılaştırdılar. Analizlerde ikisi insandan, üçü farklı primat türlerinden, biri de bir kemirgen türünden alınmış toplam altı bit örneği kullanıldı. Bitlerin soy ağacının çıkarılması için iki farklı mitokondriyal gen dizilimi ve morfolojik özellikleri incelenerek, bunlar daha sonra Homo türünün soyağacıyla karşılaştırıldı.

Yerleştikleri insan vücudunu terk etmemelerinden dolayı bitler, insan evrimini kanıtlamaya yardımcı “tamamen bağımsız bir bulgu türü” oluşturuyor. Örneğin, parazitlerin DNA’ları üzerine yapılan analizler, insana özgü ve şempanzeye özgü bitlerin yaklaşık 5.6 milyon yıl önce ortaya çıktığını ortaya koydu. Bu sonuç, insan ve şempanzenin atalarının 5.6 milyon yıl önce birbirlerinden ayrıldığını öne süren daha önceki çalışmaları da doğruluyor. Araştırmada ayrıca, insan evrimi tarihine paralel olarak, bitlerin de bir dönem çarpıcı bir nüfus kaybına maruz kaldığı ve yaklaşık 100.000 yıl önce nüfus artışında iyileşme yaşadığını gösteriyor. Elde edilen sonuçlar, bitlerin insan tarihinin izinden gittiğini ortaya koyması açısından büyük önem taşıyor.

Yapılan araştırma ayrıca, Pediculus Humanus bit türünün genetik olarak farklı iki soyunun 1.18 milyon yıl önce ortaya çıktığını gösterdi. Bunlardan birinin alt-türünün, bugün bütün dünyaya yayılmış, insan kafası ya da bedenine bulaşan bit türü olduğu biliniyor. Diğeri ise yalnızca Amerika kıtasında bulunan ve kafa derisinde yaşayan bit türü olarak biliniyor. Clayton’a göre bu iki bit türünün birbirinden ayrılması, Asyalı Homo erectus ile Homo sapiensin Afrikalı atalarının ortaya çıkışı ile aynı tarihlere denk geliyor. Bitlerin birbirlerinden genetik olarak farklı biçimde gelişmeleri, birbirleriyle temas kurmadıklarını, dolayısıyla üzerlerinde yaşadıkları insanların da aynı zamanda birbirlerinden uzakta olduğunu gösteriyor. Stringer’e göre araştırmada elde edilen veriler, çoklu bölge evrim teorisi ile öne sürülen uzun dönem gen akışı kuramını çürütüyor.

Araştırmada elde edilen veriler aynı zamanda erken insan türleri arasında küçük ölçekli etkileşimlerin varlığını ortaya koyuyor. Bugün dünya üzerinde tek bir insan türü olmakla birlikte, iki farklı bit alt grubu var. Dolayısı ile Homo erectus üzerinde yaşayan bit türünün, Homo erectus yok olmadan evvel Homo sapiens türüne bulaşmış olması gerekiyor. Bu olayın muhtemelen yaklaşık 30.000 yıl önce gerçekleştiği tahmin ediliyor. Araştırmacılar bitlerin, Homo erectus ve Homo sapiens arasında meydana gelmiş olabilecek kavga veya cinsel ilişki gibi tensel temaslar sonucunda bulaşmış olabileceğini düşünüyor.

Bazı bilim adamları bu teoriye tamamen ikna olmuş durumda olsalar da, doğruluğu üzerine tartışmalar devam ediyor. Michigan Üniversitesinden, çoklu bölge evrim teorisi üzerine çalışan Milford Wolpoff, bitlerin farklı alt-türlere ayrılmasının, milyon yıllık bir sürece işaret etmediğini ve grupların izole olmadan da birbirinden ayrılabileceğini belirtiyor. Wolpoff, ayrıca arkaik insan türleri arasında sık sık temas meydana geldiğini de öne sürüyor.

Clayton ve Reed, yalnızca cinsel yolla bulaşan bitlerin genetik tarihinin incelenmesiyle, erken insan türleri arasındaki etkileşimin de anlaşılacağını, çalışmalrının devamıyla bu soruya yanıt bulmayı umduklarını aktarıyor.

Kaynak: E. Pennisi, “Louse DNA suggests close contact between Early Humans” Science 306:210, 2004.