BİZANS´TAN KALMA SİNAGOGLAR YOK OLMAK ÜZERE

İstanbul’un yok olmaya yüz tutan tarihi ve kültürel mirasları arasında Türk Yahudi cemaatine ait Bizans döneminden kalma sinagoglar da bulunuyor. 20’nci yüzyılın başında sayıları onlarla ifade edilen tarihi sinagogların büyük bir bölümü Balat ve Hasköy bölgesinde yer alırken, birçoğu ise şimdilerde yok olma tehlikesi yaşıyor.

Balat’taki Selaniko, Eliahu, Kasturya, Çana, İstipol ve Pol Yaşan Sinagogu ile Hasköy’deki Sinyora, Esgher, Mayor, Abudara, Kula, Yeni Mahalle ve Naftali Sinagogu kullanılmaz halde kurtarılmayı beklerken, Hasköy ve Balat’ta sadece 2 sinagogun kaldığı belirtiliyor. Şalom Gazetesi yazarı ve profesyonel tur rehberi Mois Gabay, Milliyet için İstanbul’daki kurtarılmayı bekleyen tarihi sinagogları inceledi.

 

‘Virane halde bulunuyorlar’

 

Tarihi sinagoglara ideolojik veya dini yönden çok kültürel değer olarak bakılması gerektiğini kaydeden Gabay, “Türk Yahudi cemaatine ait Bizans döneminde inşa edilen birçok tarihi eser virane halde bulunuyor. İstanbul’un tarihi değerleri arasında Yahudi cemaatine ait bu yerler de bulunuyor. Kültürel değerlerin yeniden hayat bulması turizm açısından önemli olacaktır. Haliç’te yaşayan Türk Yahudiler çoktan bu bölgeden göç etti. Turizmde yeni bir soluğa ihtiyaç duyulan son birkaç yılda Haliç’in iki yakasında dokusuna uygun bu binaları restore etmek, bu semtleri yepyeni bir çekim merkezi yapabilir. Restore edilecek eserler müze veya kültür merkezi şeklinde sınıflandırılıp hizmete sokulabilir. Neticede bu eserler Türkiye ve İstanbul’un değerleri” diye konuştu.

 

‘500’üncü yılı vesilesiyle restore edildi’

 

Balat, Hasköy kıyılarında sadece Ahrida ve Maallemi Sinagogu’nun işlevini sürdürdüğünü dile getiren Gabay, “Bu sinagog Yahudiler’in İspanya’dan gelişlerinin 500’üncü yılı vesilesiyle restore edildi. Hasköy’deki Esgher Sinagogu, Kula Sinagogu da harabe halde. Türk Yahudi cemaati ile Kültür ve Turizm Bakanlığı ortak projeler geliştirebilir. Söz konusu Bizans’tan kalma tarihi eserler restore edilerek Türk turizmine kazandırılabilir” dedi. Gabay, söz konusu tarihi eserlere Osmanlı döneminde sahip çıkıldığını da belirtirken şunları söyledi: “Şehrin dokusu için önemli olan bu eserlerin yeniden hayat bulması temennimiz.”

 

http://www.milliyet.com.tr