Çatalhöyük

Ev Yaşamının Sembolik Dışavurumu 

 

9000 senelik bir Neolitik yerleşim olan Çatalhöyük’te, yaklaşık 8000 kadar insan bir araya gelmiş ve zamanı için oldukça karmaşık bir yerleşim birimi oluşturmuşlardır. Bu yerleşim 1960’larda ilk bulunduğu yıllardan beri birçok soruya ve yoruma maruz kalmıştır. Bulunduğu zamanlarda, konumu ve muhteşem sanat unsurlarıyla bezenmiş olması dolayısıyla da büyük yankı uyandırmıştır. Bugün Çatalhöyük yerleşimine yakın, daha erken döneme tarihlenen diğer Neolitik yerleşimleri, Orta Anadolu’nun Yakındoğu arkeolojisinin zengin bir parçası olduğunu göstermiştir. Bunun yanı sıra daha yakın zamanlarda kazısı yapılan Göbekli Tepe, Jerf el Ahmar, Körtik Tepe gibi diğer Neolitik yerleşimler de çeşitli sembolizm ve sanat unsurları ile donanmış olduklarından, en az Çatalhöyük kadar ilgi çekmektedirler. Yine de Çatalhöyük benzersiz duvar resimleri, buluntuları ve kompleks mimarisi ile özel yerini korumakta olup,uzun yıllar daha birçok soruya ışık tutacaktır.

James Mellaart’ın 1960’lı yıllarda yaptığı geniş çaplı kazılar sonucunda bulunan yerleşime ait mimari, sanat unsurları ve buluntu toplulukları bugün hala, verileri büyük ölçüde kullanılan bir arşiv yaratmıştır. James Mellaart aynı zamanda ön görüsüyle yerleşimi çok geniş ölçüde yorumlamış ve böylelikle gelecek sorulara açılan yolu oluşturmuştur. Arkeolojik soruların ve bu soruların cevaplarının içinde bulundukları zaman ve toplum yapısına göre yani sosyal koşullara göre şekillendiğini düşünürsek, 1960’ların yorumlamaları ve anlayışları bir kontekste oturur.

Çatalhöyük’te merak uyandıran sorulardan biri de mimari yapının nasıl şekillendiği, evlerin nasıl kullanıldığı ve bu kullanış biçimlerinin yerleşimdeki insanlar için ne anlama geldiği olmuştur. Çatalhöyük evleri yalnızca, insanların barındıkları alanlar değil, aynı zamanda 

 

"Bu yazının devamı Aktüel Arkeoloji Dergisi, Mayıs-Haziran sayısında yer almaktadır."