ÇATALHÖYÜK HAYVANLARI

Çatalhöyük’te besin olarak en fazla tüketilen hayvanlar arasında olan evcilleştirilmiş koyun ve keçi, ritüel yaşamda büyük bir rol oynamazdı. Sembolik olarak, yabani öküz ve diğer yabani hayvanlar çok daha fazla önem taşıyordu. Sık resmedilen bir hayvan olan leoparın ise, Çatalhöyük halkı tarafından öldürülmesi veya besin olarak tüketilmesi yasaktı.

Neolitik Dönem, insan-hayvan ve insan-insan ilişkilerinin köklü değişikliklere uğradığı bir dönemdir. İnsan, bitki ve hayvanları evcilleştirdikçe doğayı farklı bir biçimde algılamaya başlamış, ilk kez yabani ve evcil kategorilerini yaratmış, ilk kez hayvanlara ve araziye sahip olunabilecek şeyler olarak bakmıştır. Mülkiyet duygusu mirasla ilgili soruları ortaya çıkarmış ve aile yapısını değişime uğratmıştır. Toprağı işleme ve hayvanları otlatma, iş bölümünün düzenlenmesinde bazı değişikliklerin yapılmasını kurmuş, hayvansal ve tarımsal ürünlerin yabanıl kaynaklara göre daha kolay elde ediliyor olması büyük ziyafetlerin düzenlenmesini, böylelikle ev sahibinin şöhret elde etmesini sağlamıştır. Bu değişim süreci ilk olarak Çatalhöyük’te başlamasa da, bu yerleşim, sürecin nasıl işlediğine dair özel bir pencere açar. 10 hektardan büyük bir alan üzerine kurulmuş olan Doğu Höyük, bilinen en geniş Neolitik yerleşim yerlerinden biridir. Yan yana dizilmiş ve birleştirilmiş kerpiç evlerden oluşan höyük, kalibre edilmiş hali ile MÖ 7400-6000 arasına tarihlendirilmektedir. Eserlerdeki ve mimarideki birçok değişim MÖ yaklaşık 6500’lerde gerçekleşmiştir. Geçiş dönemleri üzerindeki çalışmalar hala sürmektedir. Şu an için, çalışmaların odak noktasının ev ve aile üzerinde olmaktan çok yeniden oluşturulmuş sosyal yapıya da biraz değinerek birey üzerine olduğunu söylemek mümkündür. Büyüklüğü dolayısıyla bir kent olarak nitelendirilebilecek olsa da, Çatalhöyük kamu binaları gibi şehir hayatıyla bağdaştırdığımız hiçbir öğeye sahip değildir. Çatalhöyük zooarkeoloji (hayvan kemiği) ekibi yeni projedeki çalışmada bir milyondan fazla kemiğin kaydını yapmıştır (bu kazılarda çıkarılan malzemenin çok az bir kısmıdır, ayrıca kazılan alan da yine bütün alanın çok az bir bölümüdür).

Bu, Çatalhöyük’te yaşamış olan toplumların buraya yerleşirken evcilleştirilmiş koyun ve keçilerini (daha çok koyunlarını) yanlarında getirdiklerine işaret eder. Yerleşimdeki hayvanların çok büyük bir kısmını bu hayvanlar oluşturur: Erken tabakalarda yaklaşık yüzde 70 (MÖ yaklaşık 6500 öncesi) ve geç tabakalarda yüzde 80, 85. Evcilleştirilmiş köpekler en başından beri yerleşimde bulunmuş, fakat diğer bütün hayvanların erken dönemlerde hala yabani oldukları anlaşılmıştır. Diğer başlıca türler arasında öküz (yaban öküzü, evcilleştirilmiş öküzün soyu tükenmiş atası), yabani eşek, kızıl geyik ve yaban domuzu bulunur. Boyut olarak koyun ve keçiden büyük olan bu yabani hayvanlar avlandığında, en az evcilleştirilmiş hayvanlar kadar et sağlamıştır. Evcilleştirilmiş öküz geç evrelerde az sayıda görülmüştür. 1960’larda yapılan kazılarda, Çatalhöyük’ün bir zamanlar öküz evcilleştirmenin merkezi olduğu düşünülmüştür. Bugün, evcilleştirilmiş öküzün Güneydoğu Anadolu’da ve Kuzey Suriye’de daha erken dönemlerde görüldüğü bilinmektedir. Bu nedenle Çatalhöyük’ün daha geç evrelerinde bulunan evcilleştirilmiş öküzün burada evcilleştirilmiş olmasından çok, Güneydoğu Anadolu’da ve Kuzey Suriye’de evcilleştirilmiş olan ilk öküzlerin soyun dan geldiği ve Çatalhöyük’e dışarıdan getirildiği düşünülmektedir. Son dönemlerde, Ben Arbuckle Neolitik Dönem Anadolu’suna ait tüm zooarkeolojik veriyi bir havuzda toplamaya öncülük etmiştir. Bu çalışma, Çatalhöyük’ün temelleri atıldığı sırada, evcilleştirilmiş koyun, keçi, öküz ve domuzun bu bölgede yer almasına karşın, Çatalhöyük ve Orta Anadolu’daki diğer merkezlerde yaşayan halkın yalnızca koyun ve keçi yetiştirmeyi tercih etmiş olduğunu ortaya koymuştur. Evcilleştirilmiş öküz ve domuzlar Orta Anadolu’yu es geçerek batıya ve en sonunda Avrupa’ya yayılmışlardır: Birkaç yüzyıl öncesinde Çatalhöyük’ün batısında ortaya çıkmışlardır.

Çatalhöyük’ün sakinleri sonunda evcilleştirilmiş öküze sahip oldularsa da, yaban öküzü avlamaya devam etmişlerdi ve evcil ya da yabani olması fark etmeksizin, tükettikleri öküz sayısında değişim olmamıştır. Bu dönemde koyun yetiştiriciliği hızla artış göstermiş ve öküz koyuna oranla çok daha ufak bir rol oynamıştır. Çatalhöyük ve Orta Anadolu’da yaşayan topluluklar neden ilk başta evcilleştirilmiş öküze karşı direnmişler ve sonrasında neden onları kabul etmişlerdir? İlk sorunun cevabının Yakındoğu Neolitik kültürlerinde yaban öküzünün oynadığı, özellikle Çatalhöyük’te çok öne çıkan sembolik rolün etkili olduğunu düşünüyorum: Öküz, bu bölgedeki Neolitik ideolojisinin merkezinde, bir tür mitolojik ata olarak görülmüş olabilir. Öküz, Yakındoğu Neolitik figürinlerinde ve Göbekli Tepe’deki kabartmalı dikilitaşlar gibi başka formlarda da oldukça öne çıkan bir hayvandır. Hallan Çemi ve Jerf el-Ahmar’da duvarlara yerleştirilen yaban öküzü kafatasları ile Mureybet, Halula, Tell ‘Abr 3 ve Ginnig’de sekilerin ve duvarların ya da zeminin altına gizlenen boynuzlarda görüldüğü gibi öküz kafatasları ve boynuzları büyük önem taşımıştır.

Yazı Nerissa Russell