ÇEVRE VE ORMAN BAKANI SAYIN PROF. DR. VEYSEL EROĞLU İLE SÖYLEŞİ

Barajlar ve Arkeoloji Üzerine Söyleşi

Aktüel Arkeoloji Dergisi        : Devletin baraj politikası nedir? Bugüne kadar kaç adet baraj işletmeye açılmıştır?

 

Veysel EROĞLU                      : Ülkemizde bugün itibariyle 669 adet baraj işletmededir. Bilindiği gibi ülkemiz Dünyanın yarı kurak coğrafyasında yer almaktadır ve yağış rejimi dengesizdir. Doğu Karadeniz’de yılda m2’ye 2 500 mm yağış kaydedilirken, Orta Anadolu’da bu değer                   250 mm’ye kadar düşmektedir. Mevsimlere göre farklılık da büyüktür. Bu da su potansiyelimizin tamamının etkin yönetimini zari kılmaktadır.. Suya en çok ihtiyaç duyulan yaz aylarındaki yağış, kış aylarına nazaran çok cüzi’dir. Yağış rejiminin mevsimlere ve bölgelere göre çok değiştiği ülkemizde; yağışlı zamanlarda düşen yağmur sularının, yaz aylarında kullanılabilmesi için suyun biriktirme yapılarında yani baraj göllerinde depolanması bir mecburiyettir. Ülkemizin bundan vazgeçmesi mümkün olmadığı gibi başka seçeneği de yoktur.

 

Aktüel Arkeoloji Dergisi        : Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali projesi ilk olarak ne zaman gündeme geldi? Projenin kapsamında ne vardı?

 

Veysel EROĞLU                      : Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Bayındırlık Bakanlığı’na bağlı Su İşleri Reisliği’ne;  “Fırat ve Dicle nehirlerinin sularını ölçelim, ileride gerek olur” talimatıyla, önce Fırat nehrinde, daha sonra Dicle nehrinde su ölçümlerine başlanmıştır. 1954 yılında DSİ Genel Müdürlüğü ve aynı yıl DSİ Diyarbakır 10.Bölge Müdürlüğü kurularak ülkedeki toprak ve su kaynaklarını geliştirme çalışmalarına hız verilmiştir. DSİ Diyarbakır 10.Bölge Müdürlüğü’nde, Fırat Planlama Amirliği’nin kurulması ile yaklaşık 40 mühendis Fırat ve Dicle nehir havzaları üzerindeki planlama ve proje çalışmalarına başlamıştır. 1954 yılından 1980 yılına kadar devam eden bu çalışmalarda yapılacak tesislerin planlamaları tamamlanarak, projeleri hazırlanmıştır. 

1975 yılında EİE tarafından hazırlanan “Mühendislik Jeolojisi Raporu”nda bu baraj yerlerinin teknik ve ekonomik değerlendirmesi yapılmıştır. Jeolojik sebeplerden ötürü, alternatifler arasından Ilısu Baraj yeri seçilmiştir. Uluslararası bir danışmanlar konsorsiyumu, Ilısu Projesi’nin Yapılabilirlik Raporu’nu ve Nihai Proje’sini hazırlamak üzere EİE tarafından görevlendirilmiştir. Bu çalışmalar 1982 yılında tamamlanmıştır ve Ilısu Projesi’nin gerçekleştirilmesi gerektiği ve Cizre Projesi’nin yapılmasının aşağı Dicle akımlarının daha iyi regüle edilmesi açısından uygun olduğu neticesine varılmış ve Ilısu Projesi, 1998 yılında DSİ’nin genel inşaat programına alınmıştır.

 

Aktüel Arkeoloji Dergisi        : Baraj kararı 1954 yılında alınmış. Aradan geçen 56 sene içerisinde Türkiye için alternatif projeler geliştirilemez miydi?

 

Veysel EROĞLU                      : Ilısu Projesi hazırlanırken “baraj yeri alternatiflerinin karşılaştırılması” çalışmasında 1971 yılında belirlenen 10 baraj yeri içinden dokuzunun topografik olarak vadinin dar kesimlerinde yer aldığı, birinin ise vadinin oldukça geniş bir kesiminde yer aldığı tespit edilmiştir. Bu alanların tamamında ayrıntılı jeolojik çalışmalar ve sondajlar yapılmıştır. Bu sondaj çalışmalarının hedefi, baraj yerinde yamaçlardaki ve temeldeki mevcut jeolojik koşulların daha kapsamlı olarak incelenmesi, projenin teknik yapılabilirliğini etkileyen geçirimsizlik durumunun belirlenmesidir. Ilısu Projesinde de aynı çalışmalar yapılmıştır. Nihai Proje olarak seçilen Normal Su Seviyesi 525 m olan alternatif, mevsimlik su regülâsyonunun ve yıldan yıla su regülâsyonunun iyileştirilmesi açısından avantaj sağlamaktadır. Böylelikle, yıl boyunca ve özellikle de zaman zaman birkaç yıl sürebilen kurak dönemlerde, optimum düzeyde enerji üretimi mümkün olacaktır. Ayrıca, 495 ve 510 Normal Su Seviyeleri için baraj kret kotunun alçaltılmasının neticeleri de incelenmiştir. Bu çalışmalarla, söz konusu alternatiflerin enerji üretiminde önemli ölçüde azalmaya yol açacakları ve olumsuz hidrolojik şartlarda yıldan yıla su regülâsyonu açısından çok daha az elverişli oldukları neticesine varılmıştır.

Alçak baraj yükseklikleri, aynı zamanda, dolusavaktan daha fazla su bırakılmasına ve dolayısıyla daha az yıllık enerji üretimine sebep olmaktadır. Bunlara ek olarak, depolama kapasitesindeki azalma, yıllık ve aylık mevcut güç miktarındaki değişkenliği de arttırmaktadır. Bunun neticesinde, aynı seviyede şebeke güvenilirliğinin sağlanabilmesi için başka güç üretim üniteleri kurulması gerekmektedir.

Normal Su Seviyesi 495 m olan optimize edilmiş projede kurulu güç 600 MW ile sınırlıdır, ancak projenin puant güç sağlama yeteneği hemen hemen hiç yoktur ya da çok azalacaktır. 495 m’de güvenilir enerji üretimi, 525 m’lik Nihai Proje’deki üretimin yaklaşık yarısına kadar düşmektedir.

 

Aktüel Arkeoloji Dergisi        : Bulgaristan Sofya kentinde yapılması planlanan, baraj altında kalacak olan Seuthopolis antik kenti için hazırlanan kurtarma kalkanı projesi modeli Türkiye’ye uygulanamaz mı? Baraj alanları içindeki höyükler ve arkeolojik alanlar için korumaya yönelik bir model geliştirmesi yapılmış mıdır?

 

Veysel EROĞLU                      : Yortanlı Barajı’nda ve Ilısu Projesinde bilim adamlarının önerileri doğrultusunda bu tür çalışmalar yapılmaktadır. 

 

Aktüel Arkeoloji Dergisi        : Ilısu Baraj Projesi raporunda baraj yapımının öneminden bahsedilirken, “Ülkemizin; refah, çağdaşlık ve gelişmişlik adına hayati bir projesidir” tabiri kullanılıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütçe açıklamasına göre örneğin Efes Antik Kenti’ni bir yılda toplam 1.756.336 kişi ziyaret etmiştir. Gaziantep 155.330, Mardin 48.831, Şanlıurfa 76.693 kişi ziyaret etmiş ve bu sayı ülkemize önemli bir gelir sağlamıştır. Bu durum göz önünde bulundurulursa bir ülkenin gelişmesi için binlerce yıllık geçmişe sahip antik kentlerimizi yok eden barajlar mı yoksa ülkenin turizmi için çok önemli bir unsur olan antik kentlerin kendisi mi daha önemli?  

 

Veysel EROĞLU                      : Tarihi ve kültürel varlıklar bir ülkenin zenginliğidir ve turizm açısından da büyük öneme sahiptir. Aynı şekilde özellikle de kalkınmakta olan ülkeler için enerji üretimi, tarımsal sulama, içme ve kullanma suyu temini hususları da hayati önemdedir. Bu sebeple Bakanlığımız koordinasyonunda bağlı kurum ve kuruluşlar, tarihi ve kültürel varlıklarımız ile hayata geçirilen projeler arasında bir denge kurmaya çalışmaktadır. Bu açıklamadan sonra soruda bahsi geçen projelerin ülkemize katkılarına göz atmak yerinde olacaktır.

Ilısu Projesi tamamlandığında enerji üretim faydası yılda yaklaşık 400 milyon Dolar olacaktır. Proje 1990 yılında tamamlanabilmiş olsaydı 20 yılda elde edilecek enerji geliri 6,7 milyar Dolar olacaktı. Ayrıca üretim artışından beklenen yıllık 100 milyon Dolar tarım geliri de heba olmaktadır.

Birecik Barajı ile enerji üretimi yapılmakta, tarımsal sulama ve içmesuyu ihtiyacı karşılanmaktadır. Baraj inşaatı sırasında çıkarılan Zeugma Antik Kentine ait pek çok tarihi eser Gaziantep Müzesine taşınarak ziyarete açılmıştır. Yeni yapılan müze ise dünyanın en büyük mozaik müzesi olarak hizmet verecek ve daha çok ziyaretçiyi çekecektir.

Yortanlı Barajı yöre ekonomisine yılda 52,5 milyon TL net gelir artışı sağlayacaktır. Bu miktar gelir, Bergama’nın 2004 yılı turizm geliri olan 954 312 TL’nin 55 katıdır. Bergama’ya 2004 yılında 91 527 kişi yerli, 287 305 kişi yabancı olmak üzere 378 832 kişi gelmiş olup, 954 312 TL gelir elde edilmiştir.

Ayrıca barajlar pek çok tarihi eserlerin ortaya çıkmasına vesile de olmaktadır. Kaldı ki çıkan eserler müzelerde sergilendiğinden turizme katkı da sağlamaktadır.

 

Aktüel Arkeoloji Dergisi        : Yine aynı raporda “Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tamamının kalkınmasına katkıda bulunacaktır - bölge huzurunu tesis edecek, enerji problemine çare olacaktır” açıklaması geçiyor. Bölge halkının çoğunun yer değiştirdiği ve baraj ilerledikçe de değiştireceği gerçeği göz önünde bulundurulursa bu kalkınmadan en çok kimlerin faydalanması bekleniyor?

 

Veysel EROĞLU                      : Ilısu Baraj projesi birçok kamu kurumunun katılımı ve koordinasyonu ile gerçekleştirilecek, ülkeye ve dünyaya örnek bir proje olacaktır. Projenin toplam maliyeti yaklaşık 1,2 milyar Avro olarak tahmin edilmektedir. Söz konusu bu para bölgenin ve yöre halkının kalkınmasına doğrudan veya dolaylı olarak olumlu etki yapacaktır.

Ilısu Barajı’nın inşa edilmesi ile elde edilecek faydalar özetlenirse:

 

  • Ilısu Barajı’ndan yılda ortalama 3,8 GWh (3,8 milyar kilowatt saat /yıl) enerji üretimi gerçekleştirilecektir. Bu enerjinin ekonomiye katkısı yılda yaklaşık 400 milyon Amerikan Doları olacaktır. 
  • Baraj inşaatı sırasında inşaat alanında yaklaşık 4000 kişi çalışacak, yöre insanına iş temin edilecek, bölge ekonomisinde gözle görülür bir gelişme olacaktır.
  • Baraj inşaatı sözleşmesine göre şantiye alanında çalışanların %60’sı yöre halkından temin edilecektir.
  • Baraj inşaatı bittikten sonra işletme, bakım-onarım ve enerji üretimi için 400 kişiye devamlı iş sağlanacaktır,
  • Ilısu Barajı inşaatından sonra inşa edilecek Cizre Barajı ile Cizre Ovası’nda 130 000 hektar (1 300 000 dekar) alan sulu tarıma açılacaktır. 
  • Cizre ovasının sulanması ile yaklaşık 500 000 kişiye ilave iş imkânı sağlanacaktır (sulu tarımda hektara 3-4 kişi istihdam edilmesi gerekmektedir),
  • İklim koşullarının çok elverişli olduğu Cizre Ovası’nda yılda iki ürün alınabilecek, örtü altı sebze tarımı yapılabilecek, yöre halkının kısa sürede kalkınması ve gelişmesi mümkün olacaktır.
  • Ilısu Baraj gölünde yapılacak etüt neticelerine göre ekonomik değeri yüksek olan türlerle balıklandırma çalışmaları yapılacaktır. Göl çevresinde oturanlar kooperatif kurarak, su ürünleri üretimi (balıkçılık) yapabileceklerdir. Ilısu Baraj gölünde göl alanının %1’inde kafes balıkçılığı yapılabileceğinden, göl alanı içerisinde arzu eden girişimcilere kafes balıkçılığı yapma imkanları sağlanacak, gerekli izinler verilecek, yörede yaşayanlara iş imkânı sağlanacak, halkın protein ihtiyacı ve daha iyi beslenmesi temin edilecektir.
  • Batman, Botan ve Garzan Irmaklarına doğru içeri giren, en uzun yerinde göl uzunluğu             130 kilometreyi bulan göl çevresinde rekreasyon (eğlenme ve dinlenme) alanları meydana gelecek, insanların yaşam düzeyleri yükselecektir.
  • Baraj çevresinde yer alan Diyarbakır, Batman ve Siirt illerinin atıksu arıtma tesisleri iyileştirilecek, Avrupa Birliği standartlarına uygun kriterlerde boşaltım sağlanacaktır. İl ve ilçe merkezlerinde gelişi güzel atılan katı atık çöp toplama alanları ıslah edilecek, baraj havzasının kirlenmesi önlenecek, kentlerde ve kırsal kesimde daha sağlıklı ve yaşanabilir bir çevre oluşturulacaktır.
  • Baraj su toplama havzasında ağaçlandırma ve erozyon kontrolü yapılacak, bu çalışma yöre insanına iş sağlarken, erozyon ve sediment hareketi azaltılacaktır. Gelir getirici tarımsal ve sosyal faaliyetler artırılacak, kırsal kesimde yaşayanların yaşam düzeyleri yükselecektir.   
  • Baraj gölalanı içerisinde kalacak olan 8 ada üzerinde av turizmi geliştirilecektir. Baraj gölü göçmen kuşlar için iyi bir barınma ortamı oluşturacak, su kuşları artacaktır.  Göçmen kuşlar için yeni kuş cennetleri oluşabilecektir.
  • Baraj inşaat alanında içme suyu olmayan köylere (Temelli, Kartalkaya, Karabayır ve Ilısu) içme suyu temin edilmiştir.
  •  

    Aktüel Arkeoloji Dergisi        : Hasankeyf’i sular altında bırakacak olan Ilısu Baraj Projesi’ne finansal destek sağlayan Alman, Avusturyalı ve İsviçreli finansörler neden çekildiler?

     

    Veysel EROĞLU                      : Ilısu Barajı ve HES Projesinin bir önceki finansmanını temin eden İsviçre Avusturya ve Almanya İhracatçı Kredi Kuruluşları (İKK) ile 2006 yılında, çevre, kültürel varlıklar ve yeniden yerleşim ile alakalı görev tanımlarına ilişkin proje kapsamında yapılması gereken faaliyetlere dair bir protokol imzalanmıştır. Bu protokol uyarınca ilgili kurum ve kuruluşlarca yürütülen faaliyetler yerli ve yabancı uzmanlardan oluşan ve tarafsız olarak çalışmalarını yürüten Uzmanlar Komitesi ve Harici İzleme Komitesince izlenerek raporlanmıştır. Bu raporlarda, inşaat faaliyetlerine başlanılabilmesi için gerçekleştirilmesi öngörülen görev tanımlarının Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin ilgili kurumlarınca gerektiği şekilde yerine getirildiği belirtilmiştir. Buna rağmen, söz konusu faaliyetlerin gerçekleştirilmediği gerekçe gösterilerek, İKK tarafından 07.07.2009 tarihinde ilgili kredi anlaşmaları tek taraflı olarak feshedilmiştir.

     

    Aktüel Arkeoloji Dergisi        : 1999 yılında Türkiye Cumhuriyeti tarafından imzalanan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen, Malta-Valetta Sözleşmesi’ne göre, arkeolojik mirasın tahrip edilmesi muhtemel olan yapılanma planlarının değiştirilmesi maddesi yer almaktadır. Baraj Projesi Bölgesi’nde Anadolu’nun en eski tarihinin yatmasına rağmen, neden bu sözleşmeye uyulamamaktadır?

     

    Veysel EROĞLU                      : Bilindiği gibi günümüze kadar bütün uygarlıklar su kenarında kurulmuştur. Günümüzde ise enerji, içme suyu, sanayi ve tarımsal maksatlı suya olan ihtiyaç da bellidir. “Avrupa Arkeolojik Kültür Mirasını Koruma Sözleşmesi”ne göre kalkınma projeleri ile kültürel mirasın korunması arasında bir optimum nokta bulunması önerilmektedir. Kuruluşumuz da bu sözleşmeye uygun olarak projelerini geliştirmektedir.

     

    Aktüel Arkeoloji Dergisi        : Gerek baraj, gerek rafineri inşaatı, gerek boru hattı gerekse diğer imar planları dört aşamada yapılıyor. Biri proje aşaması, ikincisi fizibilite, üçüncüsü uygulama, dördüncüsü ise işletme. Henüz proje aşamasındayken Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın görüşünün alınması gerekiyor. Baraj bölgesi için Bakanlık planlamanın hangi aşamasında devreye girdi? Görüşleri alınmadı mı?

     

    Veysel EROĞLU                      : Kazı ve arkeolojik araştırmaların yanı sıra, Baraj gölü yerleşim yerinin rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri ile restorasyon (sağlamlaştırma, bütünleme, yenileme, yeniden yapma, temizleme, taşıma) işlerinin yapılması konusundaki çalışmalar, diğer bütün projelerimizde olduğu gibi, ilgili kurumlarla koordineli olarak yürütülmektedir.

     

    İmzalanan uluslararası sözleşmelere uygun olarak hareket etmekte olan Bakanlığımız çalışmalarını konunun uzmanı olan bilim insanlarından oluşan “Bilim Komisyonları”nın kararlarına uygun olarak Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Müdürlükleri ve ilgili müze müdürlükleri ile ortaklaşa sürdürmektedir.

    Misal olarak Ilısu Baraj Gövdesi ve Baraj Gölü altında kalacak olan alanlardaki kültür varlıklarının tespiti, belgelenmesi, kurtarılması, taşınabilir kültür varlıklarının devlet müzelerine naklini gerçekleştirmek üzere;  1998 yılından itibaren Kültür ve Turizm Bakanlığı ile birlikte gerekli çalışmalar yapılarak sistematik kazılar başlatılmış ve bu kazılar halen devam etmektedir.

    Yine aynı şekilde Yortanlı Barajının ihalesi yapılmadan önce Bergama Kaymakamlığına ve Müze Müdürlüğüne, İzmir 1 ve 2 Nolu Kültür ve Tabiat varlıkları Koruma Kurulu Müdürlükleri ile diğer ilgili kamu kuruluşlarına 10.08.1993 tarihinde ve D.381-7931 sayılı yazıyı göndererek baraj gövdesi altında ve gölalanı içinde kalacak tesisler ile eski eserlerin kurtarılması konusunda çalışma ve protokol yapılmasını talep etmiştir. Bu karar üzerine 04.05.1994 tarihinde “İzmir –Bergama Yortanlı Baraj Alanı İçinde Kalacak Eski Eserlerin Kurtarılması ile ilgili Protokol” DSİ Genel Müdürlüğü ile Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü arasında imzalanmıştır.