ÇİN EXPO 2010 FUARI

TÜRKİYE - MEDENİYETLERİN BEŞİĞİ ÇİN EXPO 2010 Fuarında Türk Pavyonu’nun ana fikri / teması, dünyada bilinen en eski yerleşim yerlerinden biri olan ve şu anda Orta Anadolu’da yer alan Çatalhöyük’ten esinlenilmiş. Neolitik / Cilalı Taş Devrinde dünyanın bilinen ilk yerleşim merkezi konumundaki Çatalhöyük’te bir evde bulunan duvar fresklerinden yola çıkarak pavyonun dışının çizimi gerçekleştirildi. Duvarda bulunan fresk, Çatalhöyük’teki volkanik Hasandağı’nı ve evleri simgelemekte. Bu, dünyanın ilk yerleşim merkezi planını veya şehrin görüntüsünü resmetmektedir. Bu freskten yola çıkarak dış cephe yorumlanmıştır. Bu neolitik freskonun bugünkü mimari trendlere de ne kadar uygun olduğu ilgi çekicidir. Resim, mevcut expo - konteynerini, basit bir beyaz kutuyu, çağdaş bir mimari tasarıma dönüştürmüştür. Üç boyutlu görüntü; av sahnelerinin, şu anda soyu tükenmiş sığır ve geyiklerin kırmızı renkli görüntülerinin ve bir zamanlar Çatalhöyük’ün duvarlarını oluşturan soyut figürlerin üzerine inen kartalların tasvirini sunmaktadır. Kırmızı ve bejden oluşan iki renkli dış cephe kaplaması, söz konusu duvar resimlerinin orijinal renklerinden ödünç alınmıştır. EXPO’nun teması “Daha iyi şehirler, daha iyi yaşamlar”dır. Anadolu da tarih boyunca daha iyi şehirlerin ve daha iyi yaşamların kaynağı olmuştur. Bu da Çatalhöyük ile başlamaktadır. Çatalhöyük, Piramitlerden 4500 yıl öncesine dayanan binalardan oluşmaktadır. Sadece sanatsal anlatımı ve kıdemi değil, aynı zamanda şehir sakinlerinin hünerleri de Çatalhöyük’ü dünyanın en eski yerleşim yeri olarak eşsiz kılmaktadır. En yüksek mertebesinde, deniz kabuğu, çakmaktaşı gibi mallarını takas eden, ziraatta ve hayvanların evcilleştirilmesinde yeni teknikler geliştiren ve ileri bir sosyal yaşam oluşturan 10.000’den fazla insan yaşamaktaydı. Evlerin tipleri birbirleriden farklı özellikler ihtiva etmeyen basit yapılardan oluşurken, belli sosyal sınıflardan oluşan ancak sosyal yaşamda nispeten eşit olan statülerin izlendiğini bir yaşam tarzı ortaya konulmuştur. Yakın zamandaki bulgular da, kadın ve erkek açısından eşit değerlere erişildiğini, yaşamda ve ölümde eşit sosyal statüye sahip olunduğunu ve cinsiyete göre şekillenen bir sosyal ayrımın bulunmadığını göstermektedir. GEÇMİŞİN HAYALİNİ KURMAK Obsidiyen araçların üretimi, Çatalhöyük sakinlerinin gelecek medeniyetlerin gelişimine yönelik sağlamış oldukları en büyük katkı idi. Bundan dolayı da pavyonun girişi obsidiyen taşı ile simgelenen refahı temsil etmek üzere siyah camlı yüzeyle kaplanmıştır. Taşın parlak pürüzsüz yüzeyi, bir zamanlar yaşanan “iyi yaşam”ın saklı sırlarını yansıtmaktadır. Karşılama rehberi, geçmişimizin karmaşık yapısını çizmenin ne denli güç olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle geçmiş, mimarlar tarafından bir “ rüya” olarak yorumlanmakta, görüntü ve objelerden anlık enstantaneler sunulmaktadır. İlkel barakadan daha sofistike barınaklara doğru gerçekleşmiş evrim, inşaat malzemelerinin ve tekniklerinin gelişmesi, ibadet yerlerine duyulan acil ihtiyaç, dairesel olarak planlanmış barınaklar, yerel malların ilk örnekleri, mobilya ve aletler, ilk defa planlanan yerleşim yerleri, gösterinin ilk bölümü için başlıca ilham kaynaklarını oluşturmaktadır. Ziyaretçiler Anadolu’nun hatıraları içinde ilerlerken “ tarihteki ilkleri” öğrenecektir. Bilgilerin yer aldığı üç duvar, bazen yan yana gelmekte bazen de çeşitli medyadan geçmişe ilişkin hikâyeleri sunmak üzere birbirinden uzaklaşmaktadır. Tarihteki ilk ayna ya da ilk termostan başlayan, insan eliyle yapılan ilk baraj veya ilk planlı şehre kadar uzanan ‘’Anadolu’daki İlkler ’’, ileriki kazı ve araştırmalara ilham vermek üzere sunulmaktadır. Türkiye, sonunda küresel güçlere dönüşmüş olan çok sayıda yerel krallığı bünyesinde besleyen medeniyetlerin beşiği olarak bilinmektedir. Roma İmparatorluğu ile başlayan ve ardından Bizans, Selçuk ve sonunda Osmanlı İmparatorluğu ile devam eden bu süreç Türkiye Cumhuriyeti ile noktalanmıştır. İstanbul üç imparatorluğun; Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu (Doğu Roma) ve Osmanlı İmparatorluğunun başkenti olarak öne çıkmıştır. Pavyonun bu bölümünün genel teması, İstanbul ‘ un halk kütüphaneleri, su kemerleri ve sarnıçlarıyla temsil edilen entelektüel ve fiziksel altyapısını vurgulamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin yaşadığı değişimler, Anadolu’daki değişiklikleri vurgulayan basit bir “öncesi- sonrası” formatında temsil edilmektedir. Bugünü Beslemek- Günümüz; pavyonun ortasında yer alan ve İpek Yolunun iki devasa şehri olan İstanbul ile Şanghay arasında çağdaş bir bağlantı kuran 360 derecelik bir sinema ile tasvir edilmektedir. İstanbul sokaklarından sahneler, 2010 yılı Avrupa Kültür Başkenti olarak şehrin gururunu yansıtmaktadır. GELECEĞİ ARZULAMAK Geleceğe yönelik arzu, Anka Kuşunu çağıran sembolik bir figür ile temsil edilmektedir. Efsanevi kuş, alevler arasında ölen ve küllerinden yeniden doğan Anka Kuşu, günümüzde barış, refah ve özgürlük ile beslenen sanatı sembolize etmektedir. Kuşun değişen renkleri Türk ve Çin mitlerinin temsilcisidir ve Anka Kuşu, kendisinde barındırılan başka bir güçlü bağ olarak, Türkçede Zümrütü Anka, Çincede ise Fenghuang ("鳳凰") olarak ifade edilmektedir. Kuşun alevler içindeki kanatlarının altında yer alan Türkiye’deki şehir geliştirme projelerinin somut görüntüleri, Türk şehirlerindeki “ daha iyi bir yaşam”ın muhafaza ve inşa edilmesini vurgulamaktadır. Özetle ifade etmek gerekirse, Türk pavyonu ilerde insanlar tarafından hatırlanmaya değer şeyler arasında yer alacak bir rüyalar/hayaller labirentine dönüşmüştür. Bu anının objeleri mermercilik, porselen sanatları, ebru ve hattatlık gibi bu kültürlerde yer alan, insan eliyle yapılan sanatlarla zenginleşecektir. AKTÜEL ARKEOLOJİ DERGİSİ 14. SAYI