DASKYLEION’DA CEHRI MEYVESININ

Balıkesir-Bandırma havzasında Manyas Gölü’nün güneyinde uzanan Hisartepe; Frig, Lidya, Pers, Helen ve Bizans uygarlıklarına ev sahipliği yapmıştı. Tarihte Daskyleion olarak bilinen bu yerleşim, 20. yüzyıldan itibaren arkeologların ilgi odağı oldu.

Tepede, 2011 yılı arkeoloji çalışmaları sırasında, kazı başkanı Kaan İren ile arkeometrist Ali Akın Akyol’un dikkatini çeken çeşitli buluntular arasında, Hellenistik Döneme ait (olasılıkla MÖ geç 4. - erken 3. yüzyıl) bir mekanın tabanında bulunan kömürleşmiş meyveler de vardı. Bu meyve kalıntıları ile birlikte, Daskyleion’da daha önceki kazı sezonlarında gün ışığına çıkartılan arkeobotanik malzemeyi inceleyen arkeobotanikçi Emel Oybak Dönmez, 8-13 mm çapındaki bu yuvarlak meyvelerin cehri bitkisine (Frangula alnus) ait olduğunu belirledi. Diğer örnekler arasında, Bizans Dönemine ait bir pithos ile bir çukur içinde yine kömürleşmiş cehri tohumları bulundu. Cehri bitkisi, cehrigiller ailesinden, yaprak döken, 2-5 metre kadar boylanan çalı ya da küçük ağaçtır. Frangula alnus türü günümüzde, Kuzey ve Doğu Anadolu’nun dağlık kesimlerinde yetişmektedir. Yazılı kaynaklar ve etnobotanik kayıtlar, bazı cehrigil türlerinin Anadolu tarihinde tıbbi ve ekonomik açıdan önemli bir yer edindiğini gösteriyor. Cehrinin olgun meyveleri geçmişte çoğunlukla müshil ilacı, kurutulmuş ve bir yıl kadar bekletilmiş gövde ve dal kabukları romatizma tedavisi için ve idrar söktürücü olarak kullanılmıştır. Cehrigil meyveleri, İç Anadolu’da geleneksel olarak sarılık tedavisinde halen kullanılmaktadır. Kayseri  yöresi 19. yüzyılda cehrigil tarımı ve meyve üretiminde önemli rol oynamış ve özellikle köyleri için büyük gelir kaynağı olmuştur. Yün, kumaş ve halıların renklendirilmesi için boya maddesi olarak kullanılan cehri meyvesi üretimi, ilgili yüzyılda, yıllık ortalama 400 ton, bazı yıllarda ise 500 tonu aşmıştır. Ürünün çoğu İngiltere, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri’ne ihraç edilmiştir. Özellikle 20. yüzyılın ikinci çeyreğinden sonra yeni kimyasal boyaların piyasaya sürülmesi nedeni ile cehriye olan talep azalmış ve tarımı büyük ölçüde bırakılmıştır. Türkiye’de yapılan arkeoloji kazılarının bazılarında cehrinin şimdiye kadar sadece kömürleşmiş ahşap parçaları bulundu. Bunlar arasında Hallan Çemi, Cafer Höyük, Kurban Höyük, Aşvan Kale ve Gritille sayılabilir. Bu durum, bitkinin odunundan da çeşitli şekillerde yararlanıldığını göstermektir. Bitkinin meyve ve tohumları ise günümüze kadar sadece Daskyleion’da kaydedilebildi. Hellenistik ve Bizans Döneminde Daskyleion yerleşimcileri cehri meyve ve tohumlarını büyük olasılıkla halk ilacı ve/ya da boya maddesi olarak kullanmışlardı.