DİVRİĞİ ULUCAMİ VE ŞİFAHANESİ

Anadolu’da Selçuklulardan kalma en korunmuş ve tasarım açısından en görkemli yapıtlardan biri Sivas Divriği Ulucamii ve Darüşşifası…

Anadolu-Türk kültür ortamında Mengücekoğuları’ndan Ahmet Şah ve eşi Turan Melik tarafından yaptırılan 1228/9 tarihli bu cami ve darüşşifa İslam mimarisinde başka eşi olmayan bir üslupla gerçekleştirilmiş, İslam ve Türk sanat tarihinin yontusal nitelikte en büyük taşoyma bezeme örneğidir. Ayrıca cami ve darüşşifa Anadolu’da Selçuk döneminden kalan en korunmuş ve tasarım açısından en görkemli yapılardır. Bu yapının, özellikle taçkapılarının taşoyma bezemesi, İslam’ın figüratif sanata karşı olan sanat geleneği içinde, dünyanın diğer kültürlerindeki özgün yontu geleneklerine eşdeş bir nitelik taşıyan, üçboyutlu bir yaratma’dır. Bu taş oymaya yerleşmiş toplumlarla göçer toplumların simbiyotik yaşamlarından kaynaklanan bir kültürel çok kaynaklılığın en önemli gösterilerinden biri olarak bakmak gerekir. Divriği Ulucamisi’nin taç kapılarını süsleyen bezeme çok küçük boyutlu, hepsi birbirinden farklı, ve bir bölümü tamamlanmamış, yontucunun doğaçlama ile yaptığı, daha çok bitkisel üsluplaşma nitelikli bir kompozisyondur. Bu bezemenin motifleri üçboyutlu, değişik derinliklerde, geometrik tasarımı temelde dışlamış, düzgün olmayan yüzeylerden oluşur. Taşın erimesi nedeniyle oluşan bozukluklar da vardır. Kompozisyonlar 3-5 cm’ye kadar inen boyutlarıyla bitmiş ya da bitmemiş motifler, küçük delikler, hassas bir dizilişle çok narin öğelerden kurulu yazıtlar, ana formlar belirtilmiş, fakat tamamlanmamış motiflerin tek çizgi ile belirtilen konturları gibi ayrıntılar içerir. Tam bir doğaçlama yaklaşımı ile hiçbir çizgi, bir başkasını yinelemez (Burada sözünü ettiğim Hürremşah’a ait olduğunu düşündüğüm taş oymalardır.). (...)