DOMUZTEPE

Doğu Akdeniz’de Bir Mezopotamya Geç Neolitik köy yaşamından Kalkolitiğin ilk merkezileşme sürecine geçişi temsil eden bir yerleşim olan Domuztepe kazıları umut vaadediyor.

Türkiye Doğu Akdeniz’i olarak tanımlanan coğrafyanın iç kesimlerinde;   Kahramanmaraş - Gaziantep il sınırına yakın bir konumda bulunan  Domuztepe  arkeoloji  çevrelerince 1993 yılından beri bilinir. Bir Amerikan- İngiliz heyeti tarafından Kahramanmaraş ili sınırları içinde başlatılan arkeolojik yüzey araştırması esnasında tespit edilen yerleşim, muazzam genişliği ve üzerindeki arkeolojik malzemesiyle heyet üyelerinin dikkatini çekmiş; iki yıl yürütülen yüzey araştırmasında etraflıca araştırıldıktan sonra sistemli kazılar aynı heyet tarafından 1995 yılında başlatılmıştır.

2006 yılına kadar California Üniversitesinden Prof. Dr. Elizabeth Carter başkanlığında yürütülen kazılar 2008 yılında Manchester Üniversitesinden Prof. Dr. Stuart Campbell tarafından devralınmış ve 2012 yılına kadar aynı heyet tarafından sürdürülmüştür. İngiliz heyeti bazı finansal ve bürokratik nedenlerle kazılara devam edemeyeceğini ve kazıları devretmek istediğini bildirmesinin ardından, Kültür ve Turizm Bakanlığı  bu talebi uygun bulmuş; ancak kamulaştırma sorunları çözülünceye kadar kazıların Kahramanmaraş Müze Müdürlüğü başkanlığında Hacettepe Üniversitesine mensup bir heyet tarafından yürütülmesi kararlaştırılmıştır. 2013 yılında bürokratik işlemler ve lojistik çalışmalara ağırlık verilmiş; 2014 yılında ise yeni kazı heyeti ilk kez arazi çalışmalarına başlamıştır Üzerindeki  yaban  domuzu  yuvalarının  çokluğundan dolayı yerel halk tarafından Domuztepe olarak adlandırılan yerleşim, Kahramanmaraş ili, Pazarcık ilçesi, Narlı beldesi, Emiroğlu köyü sınırları içinde; Aksu Nehri’nin küçük bir kolu olan Mizmilli Çayı’nın kenarında yer alır. Yaklaşık 20 hektarlık bir genişliğe sahip oval görünümlü hö- yüğün biri güneyde, diğeri kuzeyde olmak üzere iki konisi vardır ve bunların ovadan yüksekliği 15 metre civarındadır.

Domuztepe’nin bir Mezopotamya yerleşimi olduğu ilk kazı sezonunda tespit edilmiş; özellikle höyük yüzeyinin tümünü kaplayan Halaf boyalılarına ait parçalar dikkat çekmiştir. Eski kazı heyeti  tarafından  yürütülen  çalışmalar  daha çok höyüğün güney yükseltisindeki “Operation 1” olarak tanımlanan alanda yoğunlaştırılmış; bunun yanı sıra yerleşimin farklı yerlerinde de sondaj niteliğinde kazılar gerçekleştirilmiştir. Bu alanın orta kesiminde bir derinlik sondajı ile ana toprağa kadar inilmiş ve yerleşimin en alt katmanının MÖ 7000’lerde, yani Geç Neolitiğin en erken aşamasında başladığı saptanmıştır. Alanın hiç kuşkusuz en dikkat çekici buluntuları Ölüm Çukuru olarak tanımlanan bölümden gelmiştir. Çok sayıda insan ve hayvan iskeletinin yanı sıra bunlarla ilintili ritüel nitelikli arkeolojik bulun- tular bu alanı özel kılar.