EDESSA MOZAİKLERİ

Edessa nekropol mozaiklerinde doğu tarzı giysili yerel figürler ve portreler kullandı. Mozaiklerinin çoğunda figürler sosyal içerikli olup, giyim kuşamda yerel giysiler görülmektedir. Edessa’da (Urfa) günümüzde bilinen en erken tesseralı mozaik Roma İmparatorluğu’nun vasal krallığı olan Osroene Krallığı Dönemine (MS 194 yılına) tarihlenen Orpheus betimli mozaiktir.Edessa’nın Osroene Krallığı Dönemi Mozaikleri Edessa’nın Osroene Krallığı Dönemi mozaiklerinden bilinenler nekropol mozaikleridir.

Erken Hellenistik Dönemde kurulan Edessa antik kenti, taban döşemesi ve mozaik geleneğinin harmanlandığı coğrafyada yer alır. Yeni Taş Çağında (Neolitik) ilk taban döşemesinin (terazzo) görüldüğü Göbeklitepe ve Nevali Çori Edessa’nın yakınındadır. Güney Mezopotamya yerleşimlerinden Eski Tunç Çağında ticaret yoluyla gelen konik çivi mozaik geleneğiyle de Edessa yakınında Hassek Höyük ve Hacınebi yerleşimlerinde mimari bezenmiştir. Yeni Assur Döneminde çay taşıyla yapılan mozaik döşeme Tille Höyük ve Ziyaret Tepe’de bulunur. Hellenistik Dönemde taşınkırılmasıyla yapılan tesseralı mozaik ise kuş uçuşu Edessa’nın yaklaşık 75 kilometre uzağında Kommagene Krallığı’nın başkenti Samosata’da (Samsat) ve kralın yazlık sarayının olduğu Arsameia’da izlenmektedir. Samosatalı mozaik ustası Zosimos’un Fırat manzaralı Roma evlerinin tabanını döşediği rengarenk mozaiklerin bulunduğu Zeugma, Edessa’nın merkezliğini yaptığı Osroene Krallığı’nın batı sınırını oluşturmaktaydı. Doğu-batı ve kuzey-güneyden gelen yolların kavşak noktasındaki Edessa kenti, bulunduğu konum itibariyle bir dönem Part Krallığı ile Roma İmparatorluğu arasında yer almaktaydı. Osroene Krallığı’nın başkentliğini yaptığı dönemde Roma’nın vasal krallığı gibi görünse de zaman zaman Partlara da yakın durmaktaydı. Yaşantısı ve kültürü de bulunduğu coğrafyaya göre şekillendi. Yazılarını Süryanice harflerle yazdı. Giyim kuşamında doğulu tarzı benimsedi. Roma İmparatorluğu’nun Grekçe veya Latince harfli yazısı, kültürü ve giysisi genel olarak Fırat Nehri’yle sınırlandı. Yazımızın konusunu oluşturan Edessa, Osroene Krallığı mozaikleri de doğu-batı kültürünün birleştiği, fakat doğu kültürünün daha ağır bastığı bu coğrafyada el sanatı olarak ortaya çıkarak gelişmiştir.Çevresindeki diğer Roma kentleri Samosata, Zeugma ve Palmyra ile iletişim halinde olan Edessa, mozaik sanatında kendi üslubunu geliştirdi. Anılan kentlerden Zeugma Roma İmparatorluğu’nun kültür etkisinde kalıp, mitolojik konulu ve batı tarzı giysili figürlerin betimlendiği mozaikleri tercih ederken, Edessa özellikle nekropol mozaiklerinde doğu tarzı giysili yerel figürler ve portreler kullandı.Mozaiklerinin çoğunda figürler sosyal içerikli olup, giyim kuşamda yerel giysiler görülmektedir. Edessa’da (Urfa) günümüzde bilinen en erken tesseralı mozaik Roma İmparatorluğu’nun vasal krallığı olan Osroene Krallığı Dönemine (MS 194 yılına) tarihlenen Orpheus betimli mozaiktir.Edessa’nın Osroene Krallığı Dönemi Mozaikleri Edessa’nın Osroene Krallığı Dönemi mozaiklerinden  bilinenler nekropol mozaikleridir. Günümüzde Şanlıurfa’nın Eyyubiye, Şehitlik (Çamlık) mahallelerinde yer alan bu nekropol alanları antik Edessa kentini güney ve güneybatı ile kuzey ve kuzeybatıdan kuşatmaktaydı. Edessa’da nekropolü oluşturan ana kayaya oyulmuş tek veya ön odalı kaya mezarlarının tabanında mozaik döşeme geleneği mevcuttu. “Sonsuzluk Evi” olarak adlandırılan bu kaya mezarları, Edessalı yerel mozaik atölyeleri tarafından figürlü ve geometrik desenli mozaiklerle bezelidir. Mozaikler, canlı renklere sahip taş tesseralarla opus tesellatum tekniğinde yapılmıştır. Figürlerde ve Süryanice yazılarda az oranda vermiculatum tekniğinin de kullanıldığı görülür. Mozaikler, 19. yüzyılın sonlarından itibaren araştırmacıların dikkatini çekmeye başlamıştır. 1950’lerden itibaren parçalar halinde sökülen bu mozaikler, 1980 sonrasında ise düzgün şekilde kesilerek Şanlıurfa’dan uzaklaştırılmıştır. Günümüzde Edessa mozaiklerinin birkaçı Şanlıurfa Arkeoloji Müzesinde, biri in situ, birkaçı il dışında yurtiçi müzelerinde, bazıları yurtdışında, bazıları da kayıp olup, nerede oldukları bilinememektedir.