ESKİ ANADOLU VE HİTİT DİNLERİ

Din kavramı, birçok dünya dil ve tasavvuruna damgasını vuran Latince “religio”dan gelir

 

Hitit dini her şeyden önce çok tanrılı bir dindir; daha MÖ 4. binyıl sonunda Sümer çivi yazısının doğup gelişmesi sırasında tek tek adlandırıldıkları ideogramlarla anılırlar. Panteonun (tanrılar sistemi) içinde binlerce tanrı ve tanrıça vardır ve bunların pek çoğu “millî” dinden değil, diğer kavimlerin dinlerinden alınmış yabancı kökenli tanrılardır, çünkü Hititlerin kendi Hint-Avrupa anavatanlarından getirdikleri bir tanrı, din veya başkaca bir dogma yok gibidir. Hitit dilinde tanrı anlamına gelen ve belki de yanlışlıkla Latince deus veya Grekçe Zeus ile mukayese edilen šiu-‘nun rolü araştırmalarda abartılmakla birlikte din tarihi açısından yeni bir şey getirmemekte, Hitit tanrılarının ya yerli Anadolu, ya da Mezopotamya kökenli olduğu gerçeğini değiştirememektedir. Herkesin dilinden düşürmediği “bin tanrılı”  (LĪM DINGIRMEŠ) Hitit panteonu deyimi de keza abartılıdır. İster kral, ister sıradan birisi olsun, aynı anda bin tanrıya tapınmaya   imkân olamazdı. Tanrıların gerçek sayısı yaklaşık 600 kadardır. Zaten metinlerde bu kadar tanrının hepsinin adları bile yazılmış değildir. Sayının kabarık olmasında kuşkusuz, birçok nesne ve eşyanın tanrılaştırılmış olması etkendir. Buna ilâveten zaten birçok tanrı da tam bir tanrı statüsüne sahip değildi ve ne tapınakları, ne de muntazam kültleri vardı. Bunların kült yerleri, çoğu kez ḫuwaši-taşı denen basit stellerdi. Doğanın tam ortasına, su, pınar ve ırmak kenarlarına dikilirlerdi. Ilgın yakınlarındaki Köylütolu’da ve Emirgazi’de ele geçen hiyeroglif yazıtlı taşlar, böyle bir ḫuwaši-taşına örnek teşkil edebilirler. Son yıllardaki kazılarla genişletilen ve bütün heybetiyle ortaya çıkarılan Eflatunpınar Anıtı ise, daha görkemli bir ḫuwaši-‘nin örneği olabilir. Kült ve ziyaretleri sorun yaratan bu stelleri IV. Tutḫaliya Hattuša’da toplamakla uzun ve meşakkatli kült gezilerinde tasarruf sağlamıştır. Yer darlığından ötürü pek çoğu büyük tapınakların avlusuna konmuştur. Kalabalık tanrılar belirli dönemlerde 10-15’e kadar indirgenebiliyordu. Azalmada benzer özellikler taşıyan tanrıların birbirleriyle eşitlenmesi de (synchretismus) önemli etken olmuştur. Benzer tanrıların eşitlenmesi için Hititler MÖ 13. yüzyılda Hurri-Kizzuwatnalı bir kraliçenin, yani Puduhepa’nın Hatti’ye gelmesini beklemek zorunda kalmışlardır.