FAS’TA KEŞFEDİLEN 300 BİN YILLIK HOMO SAPİENS FOSİLLERİ TÜRÜMÜZÜN KÖKENİNİ 100 BİN YIL DAHA GERİYE İTİYOR

Almanya’nın Leipzig şehrinde bulunan Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsünden Jean-Jacques Hublin ve Fas’ta bulunan Ulusal Arkeoloji ve Miras Enstitüsünden Abdelouahed Ben-Ncer liderliğindeki araştırmacı ekip, Fas’ın Jebel Irhoud köyü yakınlarında taş aletler ve hayvan kemikleri ile birlikte Homo sapiens’e ait fosil iskelet kalıntıları buldu. Bulunan bu kalıntılar uzmanlar tarafından 300 bin yıl önceye tarihlendirildi. Bu tarih, en eski Homo sapiens fosillerinden 100 bin yıl daha eski. Nature dergisinde yayınlanan iki makale, tüm Afrika kıtasını ilgilendiren karmaşık bir evrim tarihini ortaya koyuyor.

 

Bulgular Türümüzün Kökenlerini 100 Bin Yıl Daha Geriye İtiyor

 

Günümüz insanlarına ait genetik veriler ve fosil kalıntıları, kendi türümüz olan Homo sapiens’in Afrika kökenli olduğuna işaret eder. Daha önce en eski tarihli Homo sapiens fosilleri Etiyopya'daki Omo Kibish sitesinden biliniyordu ve bunlar 195 bin yıllıktı. Etiyopya’nın başka bir bölgesinde bulunan Homo sapiens fosili ise 160 bin yıl öncesine aitti. Bugüne kadar çoğu araştırmacı, modern insanların yaklaşık 200 bin yıl önce Doğu Afrika’da yaşayan bir nüfustan geldiğine inanıyordu. Paleoantropolog Jean-Jacques Hublin, Doğu Afrika’nın insanlığın beşiği olarak düşünüldüğünü, ancak yeni verilerin Homo sapiens’in 300 bin yıl önce tüm Afrika kıtasına yayılmış olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.

 

Yeni fosillerin ortaya çıktığı bölge, 1960’lardan beri insan fosilleri ve Orta Taş Çağı eserleriyle tanınıyor. Ancak Irhoud homininlerini, jeolojik yaşlarındaki belirsizlikten ötürü açıklamak zordu. 2004'te başlayan yeni kazı projeleri yeni Homo sapiens fosillerinin keşfedilmesine ve sayılarının altıdan 22'ye çıkmasına neden oldu. Bu buluntular Jebel Irhoud bölgesini, türümüzün en erken safhasını belgeleyen en eski ve en zengin Afrika Orta Taş Çağı sitesi olarak tasdik etti.

 

Jebel Irhoud'un fosil kalıntıları en az beş bireyden gelen uzun kemikleri, kafataslarını ve dişleri kapsıyor. Araştırmacılar, bu buluntular hakkında kesin bir kronoloji sağlamak için çakmaktaşları üzerinde termolüminesans yöntemini kullandılar. Sonuçta bu çakmak taşları yaklaşık 300 bin yıllık çıktı ve bu durum türümüzün kökenlerini yüz bin yıl geriye itti.

 

Evrimsel Antropoloji Enstitüsünün jeokronoloji uzmanı olan Daniel Richter, çakmaktaşları üzerinde uygulanan termolüminesans tarihleme yöntemlerinin yeni hominin fosilleri ve üst katmanlar için tutarlı bir kronoloji oluşturduğu belirtti. Ekip, 1960'larda Jebel Irhoud’da bulunan 3 mandibulanın doğrudan yaşını yeniden hesaplamayı da başardı. Bunlar daha önce farklı bir teknik uygulanarak 160 bin yıl önceye tarihlendirilmişti. Bu fosillerin yeni hesaplanan yaşı ise, termolüminesans yaşlarıyla uyumlu ve daha önce hesaplanandan daha eski.

 

Yüz Şekilleri Modern İnsanların Yüz Şekillerinden Neredeyse Ayırt Edilemez Derecede

 

Günümüzde yaşayan modern insanların kafatası, bizi fosil akrabalarımız ve atalarımızdan ayıran özellikler ile karakterize edilir: küçük ve zarif bir yüz ve yuvarlak kafatası. Jebel Irhoud'un fosilleri ise, modern görünüşlü bir yüz ile dişleri ve daha büyük ama daha arkaik görünümlü bir kafatası görüntüsü sergiliyor. Hublin ve ekibi, Jebel Irhoud fosillerinin yüz şeklinin bugün yaşayan modern insanların yüzünden neredeyse ayırt edilemez olduğunu göstermek için çeşitli analizler kullandı. Modern yüz morfolojilerinin aksine, Jebel Irhoud kafatasının beynin arkaik şeklini koruduğu gözlendi. Leipzig'deki Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü'nden paleoantropolog Philipp Gunz, “Kafatasının iç şekli, aslında beynin şeklini yansıtır” ifadesini kullandı. Gunz’a göre bulgular, beynin şeklinin ve işlevinin Homo sapiens soyundan evrimleşmiş olduğunu gösteriyor. Son zamanlarda, Neandertallerden ve Denisovalılardan gelen antik DNA'ların günümüz insanının DNA'sı ile kıyaslanması, beyin ve sinir sistemini etkileyen genlerdeki farklılıkları ortaya çıkardı. Beynin evrimsel şekil değişiklikleri, organizasyonu ve gelişimi etkileyen bir dizi genetik değişiklik muhtemelen Homo sapiensleri soyu tükenmiş atalarımızdan ve akrabalarınızdan ayırıyor.

 

Jebel Irhoud'ta ortaya çıkarılan fosillerin morfolojisi ve yaşı, Güney Afrika’daki Florisbad'da bulunan kafatasının da Homo sapiens'in erken bir temsilcisi olarak yorumlanmasını doğruluyor: ilk Homo sapiens fosilleri tüm Afrika kıtasında bulunur: Jebel Irhoud, Fas (300 bin yıl), Florisbad, Güney Afrika (260 bin yıl) ve Omo Kibish, Etiyopya (195 bin yıl). Bu durum, muhtemelen tüm Afrika kıtasını kapsayan, türümüzün karmaşık bir evrim tarihini gösteriyor.

 

Abdelouahed Ben-Ncer yaptığı açıklamada şunları kaydetti, “Kuzey Afrika, türümüzün kökeni ile ilgili tartışmalarda uzun süredir ihmal edilmiştir. Jebel Irhoud'un muhteşem keşifleri, Homo sapiens'in ortaya çıkışı sırasında Maghreb’in Afrika kıtasının geri kalanıyla olan sıkı bağlantılarını göstermektedir.”

 

Sitede Ayrıca Hayvan Kemikleri ve Taş Aletler de Bulundu

 

Sitede hayvan kemikleri de bulundu. Bunlar arasında en sık rastlanan ceylan kemikleriydi. Bu fosiller ile ilişkili taş aletler Orta Taş Çağına aittir. Jebel Irhoud aletleri, Levallois çekirdek tekniği kullanımını gösterir ve sivri formlar en yaygın olanıdır. Çoğu taş aleti, siteye ithal edilen kaliteli çakmaktaşlarından yapılmıştır. Daha eski sitelerde yaygın olarak bulunan Handaxes aletleri, Jebel Irhoud'da bulunmaz.

 

Max Planck Enstitüsünden arkeolog Shannon McPherron, Jebel Irhoud'un taş eserlerinin Doğu ve Güney Afrika’dakilerle benzerlik taşıdığını ve Afrika'daki Orta Taş Çağı teknolojik yeniliklerinin muhtemelen Homo sapiens'in ortaya çıkışı ile bağlantılı olduğunu kaydetti.

 

Jebel Irhoud'un yeni bulguları, Homo sapienslerin evrimini aydınlatmakta ve türlerimizin önceden düşünülenden çok daha erken geliştiğini göstermektedir. Homo sapiens'in Afrika'da 300 bin yılda civarında dağılması, hem biyolojide hem de davranışta meydana gelen değişikliklerin bir sonucudur.

 

https://phys.org