GLADYATÖRLERİN KENTİ

GEZİ / STRATONIKEIA   Gladyatörlerin Kenti               Muğla İli, Yatağan ilçesi, Eskihisar Köyü’nde bulunan Stratonikeia Antik Kenti’ni son zamanlarda ziyaret ettiniz mi? Eğer etmediyseniz, öncelikle bu satırları okumanızı tavsiye ederim. Çünkü bu bölgedeki yolculuğunuzda, Yatağan-Milas karayolu üzerinde, bir mola vermek kadar kolay ziyaret edebileceğiniz yerlerden birisidir bu kent. Her zaman, yol üstünde antik bir yerleşime dair tabelanın olması, arkeologların orayı ziyaret etmesi için yeterli bir sebeptir. Bu; arkeoloji, tarih ve kültür seven dostlar için de aynıdır, bu konulara yeni yeni merak duyanlar için de…           

Yatağan ilçesinden 7 kilometre sonra, Milas ve Bodrum yönüne giderken, Kurukümes Dağı’nın devamı olan Kadıkulesi Tepesi’nin kuzey yamacında tatlı bir rampa başlar. Bu rampada, yokuş yukarı çıkarken aracınız hafif yavaşladığında, kendi kendinize “Ben Stratonikeia Antik Kenti sur duvarı içinde ilerliyorum” diyebilirsiniz. Rampanın tam çıkışına yakın, yolun güney kenarında bulunan su bendi, Roma Dönemi’ne ait kent içindeki yapılardan sadece birisidir. Bu rampa, her zaman insan üzerindeki kötü etkilerinin konuşulduğu Yatağan Termik Santrali’nin dışında, konuşulması ve yazılması gereken pek çok güzelliklerin varlığının insanlığa haykırıldığı yerdir. Bunları düşünürken önünüzde bir düzlük başlar ve sanki kenti geride bırakmış gibi bir izlenime kapılabilirsiniz. Hiç meraklanmanıza gerek yok. Çünkü rampanın bitmesinden yaklaşık 500 metre sonra yolun doğu kenarında; Yatağan Atatürk İlköğretim Okulu’nda görev yapan, Görsel Sanatlar Öğretmeni Gürol Aytepe’nin Stratonike ile Antiokhos’un 2290 yıldır anlatılan aşkını konu alan resminin olduğu kocaman bir tabela, sizi kent içine davet eder. Bu resmin Antiokhos ile Stratonikeia’nın aşkını anlattığını, yıllarca Fransız ünlü ressamların çalıştığı ama 300 yıl sonra bir Türk ressamı tarafından yapıldığını düşündüğünüzde etkilenirsiniz ve sonrasında kent ile ilgili merakınız ve heyecanınız daha da artar.

            Karayolundan Stratonikeia tarafına döndüğünüzde, dallarının hışırtısı ile sizi davet eden, yol kenarlarındaki sıra sıra dizisi ile size yol gösteren, zakkum çiçekleri ve çam ağaçları; sizi ayakta karşılayan ve size alkış tutanlardandır.

            Yaklaşık 600 metre sonra önce Stratonikeia’nın sur duvarları, hemen yanında 15. yy Türk Hamamı, 19. yy Şaban Ağa Camii ve köy evlerini görürsünüz. Bunlar kentteki tarihi süreci gösteren; “biz hep buradaydık”, “biz hep buradayız”, “biz hep birlikteyiz” diye haykırarak ayakta duran yapılardır. Yan yana duran iki yapıdan; Şaban Ağa Cami’nin neşesi, Muğla Valiliği’nin desteği ve GELİ Müessese Müdürlüğü’nün malzeme yardımı ile restore edilmiş olmasındandır. Türk Hamamı’nın mahzunluğu ise restore edilerek daha çok tahrip olmasının önlenmesini beklemekte olduğundandır. Bu yapılar; her durumda kendi dönemleri ve tarihi süreçleri ile ilgili olarak ziyaretçilerine alabildiğince bilgi vermektedir. İlk yapıldığında ağzına kadar doluydular ve kendilerine gelen insanlara yer bulamadıklarından üzüntülüydüler. Şimdilerde ise mutluluğu, ziyaretçileri gördükçe yaşıyorlar.

            Caminin hemen doğusunda bulunan Köy Meydanı; karşılıklı duran kahveleri, sıralar halinde farklı mesleklere ait dükkânları, yıllarca sıcacık ekmekleri için insanların önlerinde sıra olduğu fırınların bulunduğu yerdir. Sadece bunlar mı? Tabi ki hayır! Önünde tuvaletleri ile Köy Odası, iki katlı düzenlemeleri ile depoları ve önlerinde geniş bahçeleriyle evleri görebilirsiniz. Hepsinden daha da yukarılarda duran ve köy meydanında kenti ziyarete gelenleri ayakta alkışlayan tarihi çınarları da var. Köy meydanında köy kahvesinin birisi Muğla Genç İş Adamları tarafından, Köy odası ise Yatağan Kaymakamlığı’nın girişimi ve yakın ilgisi ile Yatağan Belediyesi ve Eskihisar Köy Tüzel Kişiliği tarafından sağlamlaştırılmış ve kullanılabilir hale getirilmiştir.

Size bahsedilmeyen sadece tarihi yapılar mı? Hayır. 1977 yılında Prof. Dr. Yusuf Boysal’ın başlattığı, ancak son zamanlarda Pamukkale Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü’nden bir öğretim üyesinin başkanlığındaki ekibin yürüttüğü kazı, araştırma ve restorasyon çalışmaları da var. Çalışanlar en ince detayları görme, bunu tam olarak kayıt altına alma ve belgeleme uğruna; yazın bunaltıcı sıcağına, yerine göre kışın soğuğuna aldırmadan çalışan fedakâr bir ekip. “Bu fedakâr insanlara selam vermeli ve insanlık için yaptıklarının ne kadar önemli olduğunu söylemeliydim” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Bu sabırlı ve özverili insanların ülkemizde çalıştıkları yerler farklı ama yaptıkları hep aynı diye düşünüyorsunuz! Haklısınız. Hepimiz başta Stratonikeia’yı sevenler olmak üzere, bu çalışmalara gönül verenleri, gönlü tarih ve kültür aşkı dolu olanları selamlıyoruz.

            Güzellikler; insanlar tarafından, görüldükçe, yaşandıkça ve söylendikçe güzeldir. O zaman; bu güzellikleri yaşayarak mutlu olmaya devam etmelisiniz, değil mi? Şimdi Milas’a yaklaşık 30 km uzaktasınız. Yolunuz açık olsun.

 

Doç. Dr. Bilal SÖĞÜT

Stratonikeia Kazı Başkanı

Pamukkale Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü