GÖBEKLİ TEPE VE ARKEOLOJİ

Klaus Schmidt: Göbekli Tepe’ye ilk adım attığı gün, hayallerinin kazı alanını bulduğunu biliyordu. Yüzeyde görünen şekilli taşların, Prof. Harald Hauptmann ile birlikte çalıştığı Fırat Vadisi’ndeki Nevali Çori Höyüğü’nde bulunan eşsiz taşlara benzediğini fark etti.

Prof. Schmidt, Göbekli Tepe’nin olağanüstü önemini fark edebilecek dünyadaki sayılı arkeologlardan biriydi. Alandaki araştırmalarına 1994 yılında, Urfa Müzesi ve Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından ortak yönetilen araştırma projesi ile başlayan Prof. Schmidt’in ortaya çıkarttıkları, Neolitik Dönemle ilgili tüm bildiklerimizi alt üst etti.
Neolitik Döneme ait olan Göbekli Tepe’de yapılan radyo karbon analizleri, Göbekli Tepe’nin 12 binyıl önceye tarihlendiğini ve en az 1400 yıllık bir süre boyunca kullanıldığını gösterdi. Böylesine çok sayıda insanın alandaki aktivitesinin kalıntıları, 300 metre çapında ve 15 metre yüksekliğinde dev bir höyük oluşturdu. Göbekli Tepe bugün, üzerinde bulunduğu beyaz kireç taşından oluşan çıplak dağlık araziyle tam bir zıtlık içerisinde kahverengi topraktan oluşan yuvarlak bir tepe görünümündedir. Arkeologlar uzun bir süre boyunca Neolitik Dönemi, Güneybatı Asya bölgesindeki insanların tarım ve hayvancılığa başladıkları dönem olarak görüyorlardı. Göbekli Tepe’nin bulunduğu bölge de, avcı-toplayıcılıktan tarıma geçiş döneminin yaşandığı yerin tam ortasında yer alıyor. Göbekli Tepe’nin aktif olduğu dönemde, yani Neolitik Dönemin ilk başlarında, Türkiye’nin güneydoğusu ve Suriye’nin kuzeyinde yaşayan avcı-toplayıcı topluluklar, büyük oranda yabani bitkiler yiyerek ve avlanarak yaşıyorlarsa da, ilk kez buğday yetiştiriciliğine başladılar.
 
Klaus Schmidt’in Ardından
Bu yazının aslında Klaus Schmidt tarafından yazılması planlanmıştı ancak ne yazık ki kendisini 20 Temmuz Pazar günü aniden kaybettik. Arkeoloji dünyası bu ani kayıpla sarsıldı ve Göbekli Tepe’de bu zamanlarda başlaması planlanan kazı sezonu şimdilerde başlamak için mücadele veriyor. Prof. Schmidt, 2 yıldır, kazılmış olan alanın hava koşullarından korunmasını öngören bir koruma çatısı projesi üzerine çalışıyordu. Koruma çatıları, çelik ayakları kazı alanlarının dışında kalacak şekilde tasarlandı. Koruma çatısının çelik ayaklarının ana kayaya kadar indiği kısımda yürütülen kazıların önümüzdeki sonbaharda bitmesi ve yeni koruma çatılarının 2015’te inşa edilmesi planlanıyordu. Klaus Schmidt, eğitim hayatını ilkin Erlangen daha sonra ise Heidelberg Üniversitesinde Prehistorya bölümlerinde tamamladı. Heidelberg Üniversitesinde, Harald Hauptmann’dan eğitim aldığı sırada ilk kez Türkiye’ye gelen Prof. Schmidt, Keban Barajı’nın yapımı öncesinde Norşuntepe kazısında Prof. Hauptmann’ın ekibinde yer aldı. Norşuntepe malzemesi üzerine hazırladığı doktora tezini 1983 yılında tamamladı. Ardından, Atatürk Barajı’nın yapımı öncesinde bir diğer kurtarma kazısı olan Nevali Çori Neolitik yerleşmesinde Prof. Hauptmann ile birlikte görev aldı. Schmidt, Nevali Çori kazısında görev aldığı sürede Türkiye’ye duyduğu sevgiyi kanıtlamış ve Neolitik Dönemin sunduğu sorularla büyülenmişti. Nevali Çori’de çalışma deneyimi, hayatının geri kalanı için bir yol çizdi. Nevali Çori kazılarında, normal konut yapılarının yanında, ortada bir çift dikilitaş ve çevresinde bir taş duvar ve seki içerisine yerleştirilmiş dikilitaşlar bulunan özel bir tür yer altı yapısına rastlandı. Anıtsal taş çemberlerinin her birinin merkezinde, bir çift, daha büyük boyutlu serbest duran dikilitaş yer alır.
 
 Nevali Çori’de bulunan stilize T biçimli dikilitaşlar ve sıra dışı taş heykeller, Klaus Schmidt’in Şanlıurfa bölgesinde benzer yapılar aramasına ve Göbekli Tepe’yi keşfetmesine yol açtı. Yüzeyde görünen Erken Neolitik Döneme ait heykel parçaları ve büyük T biçimli dikilitaşların tepeleri, onu bu alanın sıradan bir yerleşim yeri olmadığına ikna etti. Klaus Schmidt Göbekli Tepe’ye ilk geldiği gün, bu alanın onun bir arkeolog olarak hayatının geri kalanını meşgul edeceği yer olduğunu söylemişti. Gerçekten de öyle oldu!
 
Klaus Schmidt’in Göbekli Tepe’de yaptığı keşifler arkeoloji dünyasında duyulduğunda, pek çok arkeolog kendi gözleriyle görmek için alanın yolunu tuttu. Klaus Schmidt her seferinde ziyaretçilerle birlikte alanı gezerek, onları kazı hakkında bilgilendirdi, sorularını yanıtladı. Göbekli Tepe dünyaca ünlü bir alan haline geldiğinde, Klaus Schmidt dünyanın dört bir yanında konferans vermeye ve her türden dergi ve gazetede Göbekli Tepe hakkında yazmaya davet edildi. Göbekli Tepe’de bir belgesel çekiminde yönetmen, Klaus Schmidt ile bir saatlik bir röportaj yapmak istemişti. Klaus Schmidt daha sonra, bunun o sezon Göbekli Tepe’ye gelen beşinci belgesel ekibi olduğunu ve hepsinin de çekimde kendisinin de yer almasını istediklerini söylemişti.
 
Göbekli Tepe’nin ünü her geçen gün daha da arttıkça, sıra dışı keşifler de gitgide çoğaldı. Böyle bir arkeolojik kazının başkanlığını yapmanın baskı ve sorumlulukları da gitgide fazlalaştı. Bize böylesine eşsiz bir arkeolojik alanı kazandırdığı için hepimizin Klaus Schmidt’e büyük bir şükranlık borcu var. Koruma çatıları tamamlandığında, Göbekli Tepe’deki kazılar devam edecek. Şüphesiz yeni sürprizler, yeni heyecanlar ve yeni sıra dışı keşifler olacak. Ancak Göbekli  Tepe her zaman Klaus Schmidt’in, onun prehistorya aşkının ve Türkiye’nin bir eseri olacak.

Trevor WATKINS