GÖBEKLİ TEPE´Yİ KİM İNŞA ETTİ?

Sofistike avcı-toplayıcılar olarak adlandırabileceğimiz bu insanlar, uzun ömürlü yerleşimlerde, geniş, yerleşik topluluklar halinde bir arada yaşayan ve buğday ve arpa ekip biçmeye başlayan dünyadaki ilk insanlardı.

Göbekli Tepe, yirmi yıllık araştırmalardan sonra bile halen gize- mini koruyor. Alana gelen ziyaretçiler  anıtsal  yapılarla,  devasa T-biçimli dikilitaşlarla ve taşların üzerine kazınmış sıra dışı şekillerle ilk kez karşılaştıklarında, bunların yarattığı etki akıllara durgunluk verecek derecede oluyor. Burası hiçbir yere benzemiyor. Buradaki görsellik alışılmışın dışında ve tamamıyla özgün. Fakat ilk şok atlatıldıktan sonra akla sorular gelmeye başlıyor.

Arkeologlar birer dedektif gibi soruları cevapla- maya ve çözümler üretmeye çalışıyorlar. İlk önce bazı delillere ulaşmak zorundalar. Bazı ipuçları elde ettikleri ve bir soruyu cevapladıkları zaman biliyorlar ki cevaplanan ilk soru başka soruların ortaya çıkmasına neden oluyor. Göbekli Tepe’yi inşa edenlerin kim olduğu sorusuna yanıt vermek istiyoruz. Biliyoruz ki, onlar hakkında öğrenebileceğimiz herhangi bir şey, yaptıkları bu anıtları ve taşların üzerine kazınan şekilleri biraz daha anlamamıza yardımcı olacak. Bir mekanın ne zaman yapıldığını bilirsek, o tarihlerde orada kimlerin olduğu konusunda bazı tarihsel bulgulara hemen ulaşabiliriz.

Ve biz Göbekli Tepe’nin ne zaman yapıldığını biliyoruz. Alandaki bulgular üzerinde yapılan ve sayısı gitgide artan radyo karbon analizleri, bu anıtsal dairesel yapıların Neolitik Dönemin en erken yüzyıllarına, MÖ yaklaşık 9500-8800 yılları arasına tarihlendiğini gösteriyor. İçerisinde daha küçük boyutlu bir ya da iki dikilitaş bulunan daha küçük dikdörtgen yapıların inşa edildiği geç mimari evre, buranın hikayesini MÖ yaklaşık 8500’e doğru birkaç yüzyıl ileri taşıyor.  Bölgede bu tarihlerde yaşayan insanlar hakkında bir şeyler söyleyebiliriz: Sofistike avcı-toplayıcılar olarak adlandırabileceğimiz bu insanlar, uzun ömürlü yerleşimlerde, geniş, yerleşik topluluklar halinde bir arada yaşayan ve buğday ve arpa ekip biçmeye başlayan dünyadaki ilk insanlardı.

Birçok insan için, “avcı-toplayıcılar” terimi denince akla antropologlar tarafından yapılan tanımlamalar  gelir.  Afrika’nın kurak bölgelerin- de, Avustralya’nın taşrasında veya Kuzey Kutup bölgesinde hayatta kalma mücadelesi veren avcı toplayıcı topluluklara dair çizilen bu resim yanıltıcıdır.  Günümüz dünyasında avcı toplayıcı toplumların çoğu, doğal yiyecek kaynaklarının sadece küçük nüfuslara yeteceği yerlerde, daha sert ve marjinal ortamlarda yaşarlar.

Anadolu’da, Levant bölgesinde (Doğu Akdeniz ülkeleri) ve Kuzey Mezopotamya’da jeolojik Holosen’in başlangıcında, arkeolojik  olarak  Neolitik  dönemde Göbekli Tepe   yaşayan insanlar, televizyon belgesellerinde gösterilgibi değildi. Göbekli Tepe’de bulunan kalıntılar, bu alanı inşa eden insanların nasıl yaşadığına dair çeşitli bilgiler sunuyor. Bu kalıntılar arasında insanların yediği etten arta kalan birçok yabani hayvan kemiği, yüzbinlerce taş parçası, yontulmuş taş aletlerin yapımı ve kullanımından kalan molozlar var. Bu insanlar büyük olasılıkla zamanlarını haftalarını veya olasılıkla aylarını taşları çıkartmak, sütunları şekillendirmek, şekillendirdikleri sütunları yer- lerine taşımak ve anıtları yapmaya harcıyorlardı ve Göbekli Tepe’de sürekli olarak yaşamıyorlardı.

İlk bakışta Göbekli Tepe, Türkiye’nin, Levant bölgesinin ve Mezopotamya’nın bir ucundan diğer ucuna, hemen her yerinde görülebilen diğer höyüklere benziyor. Alana yaklaştığınızda, çıplak kayanın ufuk çizgisinde devasa bir tepe görülüyor. “Höyük”, insanların uzun süre boyunca kerpiç evlerde, kümeler halinde birbirlerine yakın yaşadıkları yerdir. Kerpiç evlerin bakıma ihtiyacı vardır ve zamanla yenilenmek zorundalar. Yan yana dizilmiş yerleşimlerde yaşayan insanlar, eski evi söker, eski evin kalıntıları üzerine yeni evler inşa ederler.  Bu şekilde, yavaş yavaş kerpiç molozlar ve diğer atılmış çöplerle, insan yapımı katmanlaşmış tepeler meydana getirirler.