HİRBEMERDON TEPE

Dicle Nehri’nin kaynağı yakınlarında bir yerleşim Hirbemerdon Tepe’nin, MÖ 4. binyıl ortalarına tarihlenen en erken yerleşme evresi Dışarı Kent’te yer alır. MÖ 3. binyılın başlarına tarihlenen küçük bir köy yerleşmesi ise Yukarı Kent’te tespit edilmiştir. Yukarı Kent’in güney tarafında yer alan bu yerleşme evresinde ortaya çıkarılan konut mimarisi dahilinde bir evin köşesinde bulunan ve içerisinde onlarca pişmemiş kil hayvan figürinleri ile hayvan kemiklerinin ritüel amaçlı bir arada konduğu bir buluntu ortaya çıkarılmıştır.

Diyarbakır’ın yaklaşık 120 kilometre güneydoğusunda ve Dicle Nehri’nin batı kıyısında uzanan Hirbemerdon Tepe’yi ilk ziyaret ettiğim gün 2002’nin sıcak bir Kasım günüydü. Yerleşimin bulunduğu tepeye çıkan yol, çevredeki pamuk tarlaları nedeniyle tamamen çamurla kaplıydı, ancak uzun bir yürüyüşün ardından hem Dışarı Kent’te (Dicle’nin alüvyonlu ovasının terasları üzerinde bulunan), hem de Yukarı Kent’te (nehir terasının batısındaki yüksek kayalıklar) MÖ 2. binyılın başlarına tarihlenen çanak çömleğin yoğun olarak bulunduğu bir bölgeye rastladım. Ardından, Ilısu Barajı Kurtarma Projesi kapsamında, Diyarbakır Arkeoloji Müzesi ile işbirliği içerisinde yürütülecek bir arkeolojik araştırma için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na izin başvurusunda bulundum. Talebimi samimi bir şekilde kabul eden Kültür ve Turizm Bakanlığının destekleri sayesinde, Hirbemerdon Tepe’deki çalışmalarımı 2013 yılına kadar sürdürdüm. İki yıllık bir keşif ve jeofizik yüzey araştırması (2003 ve 2004) ile başlayan proje, yerleşmenin, Dışarı Kent ve Yukarı Kent’teki yerleşme yerleri de dahil olmak üzere, 2,5 hektarı geçmeyen küçük boyutlu bir yerleşim yeri olduğu varsayımını doğruladı. Böylece, daha sonraki yıllarda (Grand Valley State Üniversitesinden Prof. Mark Schwartz ile Türkiye, İtalya, ABD, Fransa, İngiltere ve Danimarka’dan çeşitli akademisyenlerin katılımıyla) başlatılan uluslararası proje, Yukarı Kent ve Dışarı kentte yapılan arkeolojik kazılar aracılığıyla elde edilen arkeolojik verilerin ortaya çıkarılması, çalışılması ve yorumlanması ile yerleşmeyi çevreleyen 48 kilometrekarelik alanda Prof. Jason Ur (Harvard Üniversitesi) tarafından yürütülen bir yüzey araştırması yapılmasını hedefledi. Hirbemerdon Tepe’nin, MÖ 4. binyıl ortalarına tarihlenen en erken yerleşme evresi Dışarı Kent’te yer alır. MÖ 3. binyılın başlarına tarihlenen küçük bir köy yerleşmesi ise Yukarı Kent’te tespit edilmiştir. Yukarı Kent’in güney tarafında yer alan bu yerleşme evresinde ortaya çıkarılan konut mimarisi dahilinde bir evin köşesinde bulunan ve içerisinde onlarca pişmemiş kil hayvan figürinleri ile hayvan kemiklerinin ritüel amaçlı bir arada konduğu bir buluntu ortaya çıkarılmıştır. Yerleşmenin daha sonraki evresinde, evlerin höyüğün orta kısmına taşınmış olduğu tespit edilmiştir. Bu kısımda, kare planlı bir odalar serisi ve farklı kısımları birbirine bağlayan iki adet basamaklı sokaktan oluşan, yerleşmenin bu evresinin en önemli mimari kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Bu odalarda ortaya çıkarılan buluntular Erken Tunç Çağı II dönemine (yaklaşık MÖ 2750-2500) tarihlenmektedir.