HİTİT ÇAĞINDA KURAKLIK

Su, insanlık tarihi boyunca hayatın kaynağı olarak görülmüştür. Bu nedenle medeniyetler su kıyılarında ya da su kaynaklarına yakın bölgelerde kurulmuştur. Avcı toplayıcı insanlar, av hayvanlarını daha çabuk avlamak için su kaynaklarına yakın mağaraları barınak olarak seçmişler ve buraları toplanma ve avlanma mekânları olarak tercih etmişlerdir. Bu nedenle su kaynaklarını kullanmak, paylaşmak ve kontrol altına almak zorunluluğu toplumların bilimsel ve teknik açıdan gelişmelerine, düzenlemeler çıkararak sosyal hayatı şekillendirmelerine, hatta savaşların çıkmasına neden olmuştur. Kültür kavramının çok fazla tanımı olmakla birlikte konumuzla ilgili olarak kültür için “Bir toplumun ya da bütün toplumların birikimli uygarlığıdır” tanımlaması yapılmıştır. Bu birikimleri oluşturan en önemli etkenlerden biri de yerleşimin, dolayısıyla o toplumun yaşadığı coğrafya ve bu coğrafyaya bağlı iklimsel yapısıdır.

Genellikle yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlıdır. Burada incelenen alan, belirgin karasal özellikleri olan İç Anadolu’nun tipik iklim bölgesidir. Yarı kurak bir yayla iklimidir. En yağışlı mevsimi ilkbahar, en kurak mevsim yazdır. Günlük sıcaklık farkları fazladır. En sıcak ay Temmuz ayı, en soğuk ay ise Ocak ayıdır. İç Anadolu’nun coğrafi durumu, kuzey ve güney kesiminin dağlarla çevrili olması bol yağış almasını önlemektedir. İlkbahar mevsiminde konvektif yağışlar meydana gelir ve kısa sürede bol yağış bırakır.

 

Çorum-Alaca Höyük için yağış rasadı yapan istasyonlara ait özet bilgiler içinde yıllık ortalama yağış 388,98 mm’dir. İç Anadolu yaylaları için yıllık ortalama olan 300-500 mm yağış, normal bir durumdur. Buna karşılık, kıyı sırtlarının dağlık bölgelerinde 2000 mm’ye kadar toplam yıl ortasında yağış kaydedilmiştir. İç kısımda yağışlar önemli ölçüde düşüş gösterir. Toplam yağışın üçte ikisi kış ve ilkbahar aylarında görülür. Kışın, yağış genellikle kar şeklinde görülmektedir. Öte yandan, az miktarda yaz yağışları taşınımdan kaynaklanmaktadır. Bunlar sağanak şeklinde yağmurlardır. Basit bir ifadeyle, yağışlar yatay olarak dar hava kütlelerinin sıcak, koşullandırılmış yükselişlerine dayanırlar. Bu nedenle zaman içinde ve bölgesel olarak farklılık gösterirler. Çok sık peyzajın oluşumuna önemli katkı yapan şiddetli yağmur olayları vardır. Anadolu’nun merkezinde şiddetli yağışlar toplam yağışların daha büyük bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu da kıyı bölgelere göre daha düşük yağışa rağmen erozyonun artmasına neden olmaktadır.

 

Tüm bu iklimsel özelliklere sahip olan bölgede hüküm sürmüş önemli uygarlıklardan biri olan Hititler, MÖ 2000 dolaylarında Anadolu’da yaşam alanları kurmaya başlamışlardır. Hititlerin, tarım ve hayvancılığa dayanan ekonomileriyle gelişmiş bir siyasi yapıları vardır. Siyasal iktidarın dinsel unsurlar üzerine kurulan bir düzeni temsil eden Hititler, kentlerini ve tapınaklarını sadece yaşamsal açıdan gerekli olduğu için değil, aynı zamanda dini açıdan da önem arz eden su kaynaklarının yakınlarına kurmuşlardır. Çünkü su, yaşamın olduğu kadar arınmanın da ilk şartıdır. Anadolu’da önemli bir konuma sahip olan Hitit Uygarlığı’nın inşa etmeyi başardığı baraj, su toplama havuzu ve su anıtları gibi su yapıları Hititlerin yaşadıkları şartlar içinde bilim, teknoloji ve mühendislik alanlarında hangi düzeyde olduklarını göstermektedir.

 

Yazı: Aykut Çınaroğlu, Duygu Çelik

 

Yazının tamamına Aktüel Arkeoloji Dergisi´nin 68. sayısından ulaşabilirsiniz.

 

 

 

Diğerleri