HİTİT DÜNYASINDA HAYVANLAR

Anadolu’nun yüksek arazileri, Tunç Çağının sonunda (yaklaşık MÖ 1600-1200) hayvan çeşitliliği bakımından günümüze göre daha zengindi. Aslanlar, leoparlar, ayılar, kurtlar, yaban domuzları, dağkeçileri, ceylan ve özellikle geyik, Geç Tunç Krallığı Hitit İmparatorluğu’nun merkezi olan Orta Anadolu’da hala gezinmekteydi. Kartal ve doğanların da içinde bulunduğu çok çeşitli kuş türleri de bu bölgede yaşamaktaydı.

Anadolu’nun yüksek arazileri, Tunç Çağının sonunda (yaklaşık MÖ 1600-1200) hayvan çeşitliliği bakımından günümüze göre daha zengindi. Aslanlar, leoparlar, ayılar, kurtlar, yaban domuzları, dağkeçileri, ceylan ve özellikle geyik, Geç Tunç Krallığı Hitit İmparatorluğu’nun merkezi olan Orta Anadolu’da hala gezinmekteydi. Kartal ve doğanların da içinde bulunduğu çok çeşitli kuş türleri de bu bölgede yaşamaktaydı. Yabani hayvanların bolluğuna karşın, 2. binyıl sonunda avlanma artık ana besin bulma yöntemi değildi. Bölgedeki köylerde ve kent merkezlerinde yaşayanlar besin kaynağı olarak sığır, koyun ve keçi yetiştiriyordu. Hayvancılık ve tarım Hitit ekonomisinin bel kemiğini oluşturuyordu. Çiftlik hayvanlarının yanı sıra, köpek ve domuzlar da ev ekonomisinin bir parçasıydı. Bir kaynakta Tanrıça Kamrusepa’nın, bir kişinin evini ve ocağını, arazisini ve ona bağımlı olanları, sığırlarını ve koyunlarını ve hatta yavru domuz ve köpeklerini arındırdığından bahsedilmektedir. Ağırlıklı olarak askeri işlerde kullanılan atlar, zenginlerin mülkiyetindeydi. Evcilleştirilmiş kedi ve tavuklar ise Anadolu’da henüz bilinmiyordu. Hitit yasalarında, hayvancılık üzerine, özellikle hayvanların çalınması ve sakatlanması durumunda ciddi para cezalarını içeren maddeler yer alıyordu. Hititlere ait bu yasalar ve diğer belgeler hayvan dünyasını iki değişik grupta toplamıştı: Suppala yani insan kontrolünde yaşamış evcilleştirilmiş hayvanlar ve Huitargimras “arazi hayvanı” yani insanların yaşadığı yerlerden uzakta, insan kontrolünde olmadan yaşayan yabani hayvanlar. Bu temel ayrım sadece hayvanların nasıl kullanıldığına göre değil -biri besin kaynağı olarak, diğeri değil- insanlar tarafından nasıl görüldüklerine göre de oluşmaktaydı. Bir şenliğe ait metinde belirtildiği gibi ve Hititlerin dini ideolojilerinde sahip oldukları özel rollere göre yabani hayvanlar “tanrıların hayvanları” (siunashuitar) idi. Hayvanlar ve Krallar Bu döneme ait bilgilerimizin tamamı, Hitit saraylarının kalıntılarından (ikonografik ve arkeolojik) ve yazılı kaynaklardan edinilmektedir. Bu nedenle Anadolu’daki Geç Tunç Çağı yaşamını anlamak ve cevaplar bulmak için Hititlerin dünya görüşlerini anlamak ve onların bakış açısıyla bakmak gerekir. Hitit tarihinin başından beri kullanılan krallık simgeleri olan aslan ve kartalın Hitit ideolojisinde önemli bir yeri vardır. MÖ 17. yüzyılda özellikle I. Hattuşili kendini büyük bir aslan olarak tanımlamıştır. Kendi emri altındaki bir krala yazdığı bir mektupta onu “aslanın (Hattuşili’nin) tarafını tut ve tilkinin (düşmanın) tarafını tutma” diye uyardığı görülür. Hattuşili’nin yönetimde olduğu süre boyunca pek çok benzer aslan tasviri görülür. Hitit tarihinin büyük bir kısmı boyunca büyük başkent Hattuşa’nın girişinde bulunan Aslanlı Kapı, ziyaretçileri etkilemek ve buranın krallık şehri olduğunu belirtmek için yapılmıştır.

Yazan:  Billie Jean Collins