HİTİTLERİN BİN TANRILI YOLCULUĞU

“Ertesi gün kral Hattuša’dan iner (ve) Zippala[nda] kapısından [Har]anašši’ye (gider). Ve Harranašši’de [festivalini] kutlar.”

Hititler insanların başına gelen bütün felaketlerde, hastalıklarda, hatta ülkeler arasındaki düşmanlıklarda bile tanrıların rolü olduğuna, ancak tanrıları memnun ettikleri takdirde kötülüklerden uzaklaşacaklarına inanıyorlardı. Tanrılara karşı görevlerini ise, onların tapınaklarını ziyaret ederek, onlar için ziyafetler düzenleyerek, merasimler sırasında müzik, dans ve akrobatik hareketlerle tanrıları eğlendirerek, en taze yiyecek ve içecekleri tanrılara sunarak yerine getirmekteydiler. Krallar bu sebeple yılın belirli zamanlarında düzenlenen bayramlar sırasında çeşitli merkezlerde bulunan tanrı ve tanrıçaların tapınaklarını ziyaret etmekteydiler. İşte buna kült gezileri deniyordu ve bu mecburi geziler sırasında kral, dar anlamda Hatti Ülkesi’nin belli başlı kentlerine hac ziyaretinde bulunuyordu. Kral ve beraberindekiler ise yılda birkaç kere tekrarladıkları bu geziler ile bir nevi‘hacı’ mertebesine yükseliyordu. Hitit Ülkesi’nin en önemli kült merkezlerinde yapılan ayinler, panteonda bulunan bütün tanrıları kapsamaktadır: “Kral nuntarriyašhaš bayramı için Arinna’dan Hattuša’ya gelirken ve ilk gün (sırasıyla) Fırtına Tanrısı tapınağı, halentuwa ve tanrılara ait bütün mabetleri dolaşırken” .
 
Elbette Halpa (Halep) Şehri Fırtına Tanrısı da, Zippalanda Şehri Fırtına Tanrısı kadar önemlidir. Fakat birçok geçerli nedenden ötürü, sadece belirli bir sınır hattı içinde geziler gerçekleştirilmekte, bu sınır hattı dışında kalan diğer önemli tanrıların ise Hattuša’daki tapınaklarına sembolik ziyaretler yapılmaktadır. Örneğin; nuntarriyašhaš bayramı sırasında ya sınır hattı dışında kalmasından ya da düşman işgalinde olmasından dolayı Nerik şehrine giden yol üzerinde merasimler yapılmıştır. Bu sayede Nerik şehrinin hac gezisi sembolik olarak canlandırılmıştır.
İlke olarak kült gezilerine sivil, askerî ve dinî devletin tüm erkânı katılmaktaydı. Bazı yerlere kral ve kraliçe birlikte giderlerken, bazı yerlere ayrı ayrı gitmekte ve aynı anda farklı şehirlerde kutlamaları başlatmaktaydılar. Ziyaret edilen tapınaklarda çok sayıda dini görevli, memur ve köle çalışmaktaydı. Hititçe metinlerden kralın kült gezileri sırasında tapınaklarda hizmet edenlerin sayısının arttığı ve hepsinin merasimler sırasında hazır bulundukları anlaşılmaktadır. Ayrıca kral ile birlikte seyahat eden krali konvoydaki üst düzey yetkililer, kralın özel hizmetkârları, ülkeyi ziyarete gelmiş yabancı ülke temsilcileri de merasimlere katılmaktaydı. Bunlar ilgili hayvanın maskesini giyerek ayinlerde görev yapan kişilerdir. Ayrıca bu bayramda yer alan diğer meslek grupları da şunlardır. Savaşlardan tutsak olarak getirilen ve çiftliklerde çalıştırılan insan toplulukları da (LÚarnuwala- /NAM.RA) merasimler sırasında görev yapmaktadırlar. Bu kadar geniş bir yelpazede katılımın gerçekleştiği geziler, halkın her tabakasını kuşkusuz yakından ilgilendiriyordu. Çivi yazılı metinlerde halkın bayramlara katılımı ile ilgili maalesef yeterli bilgi bulunmamaktadır. Ama kral ve erkânının uğradığı şehirlerde halkın aktif rol almaması mümkün değildi. Zira tapınaklarda ve görkemli tören alaylarında görev yapanlar halkın ta kendisiydi. Ayrıca metinlerde kralın ziyaret ettiği şehirlerde halk tarafından karşılandığı da bilinmektedir: “Ertesi gün Kral Tahurpa’ya giriş yapar, O Hišurla kentine vardığı zaman, halk ırmağın önünde toplanır.” Hac ziyaretleri sırasında kült merasimlerini yöneten krala çeşitli hediyeler verilmekteydi. Envanter metinlerinden öğrendiğimiz üzere ziyaretlerin gerçekleştiği yerlerde yaşayan halk, imkânları elverdiği ölçüde yiyecek, içecek ve çeşitli adak eşyalarını hediye olarak sunmaktaydı. Kültsel bağış yapmakla sorumlu kentlerin halkından bahseden birçok metin bulunmaktadır. Her ne kadar hediye veya bağış kılığına girse de, bunlar zoraki haraç niteliğindedir. Örnek bir metin yerinde Karahna halkı her yıl kentlerinde tapınım gören 26 tanrıya adak vermek zorundadır: “Yıl içinde onlara 4 sığır, 39 koyun, 24 ölçek un, 25 kap bira, Karahna kenti halkı verirler.” Kült gezilerinin yapıldığı bayramlar sırasında gidilen şehirlerde, “büyük oturum/ toplantı” adı verilen “šalli ašeššar” yapılmaktaydı. Büyük oturum, kral ve kraliçenin tahta oturma töreni olarak da önemli bir yere sahiptir. Kült merasimlerini konu alan metinlerden büyük oturumun Éhalentuwa’da yapıldığını öğreniyoruz. Kült merasimleri sırasında Éhalentuwa’da yapılan “šalli ašeššar” şöyle başlamaktaydı: “Kral ve Kraliçe (ayin tahtına) otururlar. Saray oğlanı içeri girer ve (onun elinde) merasim mızrağının kumaştan kılıfı vardır. O kumaşı krala verir. O kılıfı taht üzerine koyar. Saray oğlanı merasim mızrağını tutar ve geri geri gider. Ve taršanzipa- ’nın önünde durur. O “kašmiša” diye haykırır. İki saray oğlanı krala ve kraliçeye törensel el yıkama suyunu altın testide getirirler.”
 
Özlem SİR GAVAZ