İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE BİR ADAPTASYON ÖRNEĞİ: ANTİK HİNT UYGARLIĞI

Kendi çağımızdaki iklim değişikliği giderek belirgin hale gelirken, atalarımızın benzer çevresel koşullarla nasıl baş etmiş olabileceğini merak etmemiz doğaldır. Yeni araştırma yöntemleri ve teknolojileri, binlerce yıl önce gerçekleşen iklim modelleri üzerine ışık tutabilir ve iklimin zaman içinde kültürleri nasıl etkilediğine dair yeni bir bakış açısı kazandırabilir.

Yeni bir çalışma, Güney Asya’daki Antik Hint Uygarlığı (MÖ 3000-1300) örneği incelemesini kullanarak iklim değişikliği ve çevresel bağlamlar karşısında adaptasyonun dinamiklerini araştırıyor. Kuzeybatı Hindistan’da 2007-2014 yılları arasında yapılan bu araştırma, Kuzeybatı Hindistan’daki Hintlilerin çevreleriyle nasıl etkileşime girdiğine ve iklim değişikliği dönemlerinde o çevrenin nasıl değiştiği üzerine yoğunlaşıyor. 

 

Cambridge Üniversitesi Arkeoloji bölümü başkanı Dr. Cameron Petri, en eski karmaşık toplumlar için suyun kritik bir faktör olduğunu; suyun varlığının ve yönetilip kullanılmasının insan adaptasyonu ve geçim uygulamalarının esnekliği konusuna eleştirel bir bakış açısı sağladığını belirtti. İlk karmaşık toplumların çoğu, iklim parametrelerinin farklı olduğu bölgelerde gelişti fakat çeşitlilik göstermedi. Hint Uygarlığı da, kış ve yaz yağışı sistemlerinin çakıştığı belirli bir çevrede gelişti. 

 

Hint Uygarlığının en yüksek olduğu dönemde (MÖ 2500-1900) bu bölgenin iklim değişikliğine maruz kaldığını gösteren kanıtlar mevcut. Bu yüzden Hint Uygarlığı antik bir toplumun farklı ve toplumsal sorunlarla nasıl başa çıktıklarını ve çevresel parametrelerdeki değişimleri anlamak için eşsiz bir fırsat sunuyor.

 

Erken Holosen’de Hint Uygarlığı derin bir göl olan Kotla Dahar’a yakın bir konumdaydı ve bu konumu itibariyle buharlaşmayı dengelemek için düzenli ve tutarlı bir yağış imkânı vardı. Göl, muson yağışlarında iki çarpıcı azalmayı ve göl seviyesinde bir düşüş olduğuna dair kanıtlar gösterdi. Bunlardan ikincisi muson yağmurlarının aniden zayıflamasının bir sonucu olarak Kotla Dahar’ın MÖ 2 bin 200 – 2 bin yılları arasında geçici bir yer haline geldiğini gösteriyor. Muson yağmurlarının zayıflaması Umman ve Kuzeydoğu Hindistan’daki mağara çökeltileri kayıtlarında da görülür. Kotla Dahar’ın İndus popülasyonu tarafından doldurulan alana yakınlığı durumu (en azından kuzeybatı Hindistan ovaları bağlamında) İndus kentlerini kentsel niteliklerinden mahrum etme sürecine resmen katkıda bulunan bir parametre olarak görülmesi gerektiğini göstermektedir. 

 

Hintliler tarafından kullanılan geçim uygulamalarında farklılıklar olduğu ve bunun farklı ortamlarla baş etme temasıyla uyuştuğu uzun zamandan beri öne sürülmüştür.  Petrie, Hintlilerin iklim değişikliğine tepki olarak geçim uygulamalarını yoğunlaştırmak ya da çeşitlendirmek yerine, darı, pirinç ve tropik bakliyat kullandıklarına dair kanıtlarının olduğunu söyledi. Ayrıca bu kanıtın, Hint popülasyonlarının kentsel merkezlerin gelişmesinden önce çeşitli ve değişken çevre koşullarında yaşamaya uygun olduklarını gösterdiğini de ekledi.

 

http://popular-archaeology.com/