IŞİD’İN ANTİK ESERLERİ YAĞMALAMASI, KAÇIRILAN ESERLERİN İADE EDİLMESİ POLİTİKALARININ SORGULAMASINA NEDEN OLUYOR

Son zamanlarda, Orta Doğu’da ve Kuzey Afrika’da bulunan ve tarihsel anlamda büyük önemi olan bazı uygarlıklara ait eserler teröristler tarafından yok ediliyor. Bu da bazı müzelerin, kaçırılan antik eserlerin Irak´a iade edilmesi konusunu sorgulamasına neden oluyor.

Son zamanlarda, Orta Doğu’da ve Kuzey Afrika’da bulunan ve tarihsel anlamda büyük önemi olan bazı uygarlıklara ait eserler teröristler tarafından yok ediliyor.

Kendisini İslam Devleti olarak adlandıran IŞİD’in Irak ve Suriye’de gerçekleştirdiği yağmalamanın ve yıkımın fotoğrafları bütün dünyada şok etkisi yaratıyor. Bu yıkımlar müze yöneticileri, akademisyenler ve arkeologlar arasında bu eserlerin  nasıl korunması gerektiğine odaklanan oldukça ciddi ve ivedi tartışma platformlarının kurulmasına neden oluyor.

Yüzyıllar boyunca, orijinal yerlerinden uygunsuz bir şekilde alınan ve kaçırılan tarihi eserler, Londra ve New York’ta bulunan müzeler gibi müzelerde tutulmaya ve sergilenmeye devam etti. Fakat son on yıllık sürede müzeler yasal olmayan yollardan elde ettikleri bu eserleri orijinal yerlerine iade etmeye başladılar.  

Bununla birlikte, Orta doğu’da son zamanlarda ortaya çıkan durumlara bağlı olarak, Los Angeles’ta bulunan Getty Müzesi’ni ayakta tutan vakfın başkanı olan James Cuno gibi kişiler, bu antik eserlerin Irak gibi savaş halinde olan orijinal ülkelerine iade edilmesinin ne kadar doğru olup olmadığını tartışmaya başlamış durumdalar.

Cuno, UNESCO tarafından 1970'de ortaya koyulan politikanın kusurlu olduğunu savunuyor. 1970 toplantı kararlarına göre ülkeler kültürel mirasın yasal olmayan yollardan kaçakçılığının yapılması ve satılmasını gönüllü olarak engellemek; yabancı müzeler de başka ülkelerden yasal olmayan yollarla gelmiş olan ve ellerinde bulunan eserleri orijinal ülkelerine geri göndermek zorunda. Fakat Cuno UNESCO’nun eserlerin orijinal ülkelerinden yasal olmayan yollarla ya da uygunsuz bir şekilde alındığı için değil orijinal ülkenin geri alma talebi olduğu için eserlerin geri dönüşünü desteklediğini söylüyor.  

Cuna,  IŞİD’in bu konuda bir paradoks oluşturduğuna, çünkü eserleri yağmaladığına ya da para elde etmek için yurtdışına yasa dışı yollardan sattığına dikkat çekiyor. Sorumluluk sahibi hiçbir müzenin Suriye ya da Irak’tan gelme olasılığı olan hiçbir eseri kabul etmediğini belirten Cuna, bu durumun doğruluğunu ve uygunluğunu sorgulamaya başladığını söylüyor. Bu eserlerin savaş halindeki ülkelerine geri verilmesindense, eserlerin bu ülkeler güvenli ve uygun hale gelene kadar sorumlu müzeler tarafından koruma altına alınmasının daha olumlu sonuçlar vereceğini düşündüğünü de ekliyor.

Cuna, antik uygarlıklara ait eserlerin dünyadaki herkese ait olduğunu savunuyor ve “biz dünya kültürüne karşı sorumluyuz ve bu sorumluluk bunu gelecek için korumayı da içeriyor” diyor. “Dünyanın artistik mirasına karşı olan merakı desteklemek ve canlı tutmak, dünyada çeşitliliğe karşı olan anlayışı da desteklemek ve canlı tutmaktır” diye de ekliyor.

Cuna'ya göre bu antik eserlerin korunması Getty gibi müzelerde gerçekleşebilir. Birçok arkeolog ve müze yöneticisi bunun “yeni sömürgecilik” anlayışının değişik bir formu olduğunu savunsa da Cuna “eğer bütün müzeler bu eserleri korumak için birlikte hareket edebilirse onları kaybetme oranımız da oldukça azalır” diyerek eserlerin tamamen yok olmakla karşı karşıya kalmasından dolayı duyduğu endişeleri yeniden dile getiriyor.

 

Kaynak: http://www.pri.org/stories/2015-04-08/isis-destroying-priceless-artifacts-iraq-some-museums-are-hesitant-return-looted