‘İZNİK GÖLÜN’DEKİ BAZİLİKADA YENİ KEŞİFLER’ BAŞLIKLI YALAN HABERLER BÖLGEYİ DEFİNECİLERE HEDEF GÖSTERİYOR

13 Şubat 2017 tarihinde basında çıkan, daha sonra çeşitli arkeoloji ve haber sitelerine de yayılan “İznik Gölü’ndeki Bazilikada Yeni Keşif” başlıklı haberlerde yer alan bazı bilgilerin doğru olmadığı ortaya çıktı.

 

Pazartesi günü (13 Şubat 2017) basında;

 

 

“İznik gölünün 2 metre altında tesadüfen bulunan bazilikanın tarihi araştırılırken, daha eski bir tarih ile karşılaşıldı. Kilise kalıntılarının doğusunda mezar odaları bulundu. Mezarlar Yahudi geleneğini işaret ediyor. Dalgıç arkeolog, antropolog ve sanat tarihçileri tarafından 2 yıldır su altında incelenen bazilikanın doğu yönünde kiliseden bağımsız bir duvar ortaya çıktı. MS 3. yüzyıla ait olduğu düşünülen kalıntı bazilikadan daha eski. Araştırmasını daha da derinleştiren uzman ekip, duvarın altında yaptığı sondaj çalışması sonucu bir sürpriz ile karşılaştı.

 

YAHUDİ GELENEĞİ İLE AYNI

 

Bulunan duvar kalıntısının altında sondajı derinleştiren uzman ekip, mezar odaları ile karşılaştı. Raf tarzı üst üste dizilmiş oda mezarların kollar halinde yayıldığı görüldü. Gördükleri karşısında şaşkınlık yaşayan sualtı arkeologları, bazilikanın tarihinden önce bir tarihin burada gömülü olduğunu saptadı. Ortaya çıkan oda mezarların Türkiye’de başka bir benzeri olmazken, İtalya ve Fransa’da benzerlik gösterdiği öğrenildi. Arkeoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin ve ekibi ortaya çıkan bu daha eski tarihi araştırıyor.”

 

 

şeklinde bir haber girilmiş, bu daha sonra çeşitli arkeoloji ve haber sitelerine yayılmıştı. İznik Gölü’ndeki sualtı çalışmalarına bilimsel danışmanlık yapan Prof. Dr. Mustafa Şahin’den bilgi alan ekibimiz, haberlerde yer alan bu içeriğin doğru olmadığını öğrendi.

 

2014 yılında Bursa’nın kuzey batısındaki İznik Gölü’nde bulunan ve ilk keşfedildiğinde yaklaşık olarak 1600 yıl öncesine tarihlendirilen bazilika kalıntıları, şehrin kültürel ve tarihi mekânlarının bir dökümünü oluşturmak amacıyla yapılan havadan fotoğraflama çalışması sonrasında keşfedilmişti.

 

Araştırmacıların 740 yılında meydana gelen deprem sonucu yıkıldığını tahmin ettikleri yapının, Hristiyanlara karşı cezalandırmaların ve yasakların fazla olduğu, Roma İmparatorları Dicoletian ve Galerius zamanında şehit edilen dindar Hristiyan azizleri arasında yer alan Aziz Neophytos onuruna inşa edildiği düşünülüyor. Kaynaklara göre Neophytos, Roma İmparatorluğu’nda Hristiyanlığa karşı dini anlayışın kalıcı olarak oluşturulmasından on yıl önce, MS 303 yılında Romalı askerler tarafından öldürülen bir aziz.  Prof. Dr. Şahin’in açıklamalarına göre kilise bu azizi onurlandırmak için onun adıyla onun öldürüldüğü yerde inşa edilmiş. İnşa edildiği tarih tam olarak bilinmemekle birlikte 313 yılından sonra inşa edilmiş olması oldukça muhtemel. 

 

Bazilikada gerçekleştirilen 2016 yılı çalışmalarında bazilikanın doğu duvarında çeşitli mezarlar ortaya çıkarıldı. Fakat bunlar haberlerde belirtildiği gibi Yahudi gelenekli mezarlar değildir ve bazilikadan ayrı dönem oldukları tam olarak kesinleşmedi.

 

Prof. Dr. Şahin’in geçtiğimiz ay yayınlanan bir yazısında yeni keşiflerle ilgili şu bilgiler yer alıyor:

 

 

“İlk raporlarımızdaki düşüncemiz, yapının herhangi bir şekilde yıkılmasından sonra, alanın kutsallığının devam ettiği ve bundan dolayı kilise ve çevresinin mezar kilise olarak kullanıma devam ettiği yönündeydi. Ancak 2016 yılında kazısı tamamlanan KM-04 numaralı mezarın bir bölümünün mevcut yapının temel duvarının içine doğru girmesi bu önerimizi tartışılır duruma getirmiştir.

 

Mezarın bir bölümünün temel duvarının altında veya içinde bulunması, mezarların bazilikal planlı yapının yıkılmasından sonra içine yapılmadığını, bilakis bazilikal planlı yapının mezarların üzerine inşa edildiğini düşündürmeye başlamıştır.

 

Mezarlarda sikke bulunması tarihleme konusunda büyük b ir avantaj sağlamaktadır. Sikkelere göre mezarlar Valens (MS 364- 378) ve II. Valentinianus Dönemlerine (MS 378-383), diğer bir ifade ile MS 4. yüzyılın 3. çeyreğine tarihlenmektedir. Bu durumda İznik Gölü’nde su altında bulunan yapı kalıntısı, düşünülenin aksine, ilk olarak Geç 4. - Erken 5. yüzyılda mı inşa edildi? 2017 yılında devam edecek kazılar, bu önemli soruya yanıt bulabilecek daha fazla belgeye ulaşmamıza yardımcı olacaktır.”

 

 

Böylece haberlerde kullanılan bir kısım bilginin ve kesin ifadelerin doğru olmadığı ortaya çıktı.

 

Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı (aynı zamanda İznik Gölü sualtı kazı çalışmalarının bilimsel danışmanı) Prof. Dr. Mustafa Şahin; basında çıkan bu tür haberleri üzüntüyle ve şaşkınlıkla karşıladığını belirterek, tam araştırılmadan ve bilimsel verilere dayanmadan yapılan bu tür haberlerin arkeolojiye zarar verdiğini ve bu alanın bakanlıktan izin almadan yapılan kaçak kazılara ve definecilere hedef gösterilmiş olduğunu söyledi.

 

Ayrıca bu tarz haberlerin projede çalışanları zor durumda bıraktığını da söyleyen Prof. Dr. Şahin, bu tür haberler yapılırken mutlaka araştırmayı yürüten uzmanların görüşleri alınarak yapılması ve belgelere dayandırılması gerektiğinin altını özellikle çizdi.

 

Bilgi ve teknoloji çağı olarak tanımladığımız 21. yüzyılda doğru bilgiye ulaşma imkânı ve hızı bu kadar kolayken ulusal basın ve özellikle “arkeolojiyi A'den Z'ye herkese tanıtmayı amaç edinmiş” arkeoloji sitelerinin de bu tip yalan haberlere araştırmadan yer vermesi özellikle üzüntü vericidir.

 

AKTÜEL ARKEOLOJİ DERGİSİ