KADEŞ’İN GALİBİ II. RAMSES

II. Ramses, gösterişli sözlerin bazen doğrusundan daha ağır basabileceğini biliyordu. Kadeş Savaşı’ndaki zafer masalı, buna mükemmel bir örnekti.

Levant yakınlarındaki Kadeş’te MÖ 1274’te bir mucize meydana geldi. Hatalı istihbarat nedeniyle güçlerinden ayrılan Mısırlı II. Ramses, tek başına Hitit ordusunu yok etti. Ona saldıran 2 bin 500 savaş arabasından hiçbiri kurtulamadı. Firavun, hemen akabinde sayısız düşmanı Asi Nehri’ne attı. Bu güçlü bir zaferdi ve gerçekle kurgunun bir karışımıydı.
 
Olayların bu şekilde anlatımına iki metinde rastlanmıştır: Resmi Kayıt ve Pentaur Şiiri. Firavun, Kadeş mücadelesinden sonra kendisini görkemli komutan olarak resmetmek için bu metinleri kullanmıştır: “Düşman tarafından korkulan ve tanrılar tarafından korunan komutan!”
 
Bu metinler öncelikle Abu Simbel, Karnak, Luksor ve Abidos’taki anıtsal tapınaklar gibi kraliyet mimarisinde görünmüştür. Yazıtlar ve ayrıntılı kabartmalar okuma yazma bilmeyenlerin bile anlayabileceği biçimdeydi.
 
Ramses tarafından aktarılan anlatıların kaç kopya üretildiğini ve kaçının korunmuş olduğunu göz önüne alırsak, MÖ 1274’ün vahim olaylarının hala ünlü olması şaşırtıcı değildir. Arkeolojik kanıtların dikkatli bir şekilde incelenmesi ve daha az bilinen metinler bunun abartı olmadığını bile gösterebilir: Metinler yenilgiden zafer yaratır.
 
Ramses, kazandığı bu zaferle Mısır egemenliğini Levant boyunca yaydığını iddia etmiştier. Eğer öyleyse, umarız MÖ 13. yüzyılda Levant bölgelerinde Mısır yönetiminin izleri, Mısır eserleri ya da yazıtları en kısa sürede bulunur. Fakat bölgedeki yerleşim yerleri, Hitit ve Mezopotamya’nın çivi yazılı metinlerini üretmişlerdir. Hatta çanak çömlek, mimari ve kült objeleri bile Mısır’dan değildir.
 
Böyle bir bölgede Mısır varlığına ait herhangi bir kanıt bulunmaması, yokluğunun kesin delili değildir tabii. Savaşın belirsizliğini gösteren en güçlü işaret Kadeş’ten 15 yıl sonraya, MÖ 1259 tarihine ait olan Mısır-Hitit anlaşmasından gelir. Bu, Mısır’da Teb’deki iki tapınağın duvarlarında ve Hititlerin başkenti Hattuşa’nın çivi yazılı bir tabletinde korunmaktadır. Antlaşma birbirlerini eşit kabul eden iki ülke arasında dostça ilişkiler kurar ve Kadeş bölgesinin Hititlerin elinde kalacağı şartını koyar. Görünüşe göre Ramses, bu metne dikkat çekmek için daha az heveslidir. Ancak bunlar Kadeş’teki Mısır başarısızlığının detaylı bir kanıtı da değildir. 15 yıllık boşluğu göz önünde bulundurursak, Ramses’in galip geldiği fakat kazançlarını elde tutmada başarısız olduğu hala akla gelebilir.
 
Kesin kanıt, Ramses ve III. Hattuşili arasındaki yüzden fazla özel mektubu barındıran ve Hattuşa’da bulunan bir arşivden gelir. Mektuplar, çağın uluslararası dili olan Akkad çiviyazısıyla yazılmıştır. Bir mektupta Hattuşili, Hititlerin “Mısır kralını mağlup ettiği” halde neden Ramses’in “Kadeş’i bir zafer olarak gördüğünü” sorar. Ramses savaşın zor olduğunu kabul eder. Onun kelimeleriyle “bir tanrı düşmanlığıydı ve sorunlar çıkardı”.
 
Hattuşa arşivi bize Kadeş’te yaşananlar hakkında daha iyi fikir vermektedir. Hattuşili tarafından kabul edilen Ramses’in mektubunda, Hitit ordusunun yüzlerce kilometre uzakta olduğunu söyleyen iki bedeviyi firavunun duyduğunu yazar. Bu nedenle firavun, ana gücünden ayrılır ve düşman gelmeden önce Kadeş bölgesinin güvenliğini umarak, küçük bir birlikle hızla ilerler. Ancak Hititler zaten Kadeş’tedir ve bedeviler Ramses’i aldatmıştır. Daha sonra firavun birçok savaş arabası ile donatılmış daha büyük güç tarafından saldırıya uğramıştır. Mısır ordusunun onu rahatlatmasıyla felaketten kurtulmuştur. Her iki tarafta da kayıplar ağırdır.
 
Elbette, bu arşivin keşfi kanıt avının sona erdiği anlamına gelmiyor. II. Ramses’in başkenti Pi-Ramses’de halen devam etmekte olan kazı sonuçları bekleniyor. Yapbozun başka bir parçası hala tarlada veya uzun süre müze bodrumunda unutulmuş bir halde ortaya çıkabilir.
 
Yine de Hattuşa mektuplarını, Ramses kayıtlarıyla kıyaslayarak, kraliyet propagandası ile ilgili olağanüstü bir görüş elde ettik. İç tüketim için tasarlanan anlatı bir öz çevresinde kurgulanmıştı: Firavun gerçekten ordudan koptu, bir saldırıyla karşı karşıya kaldı ve kayıp verdi. Kaybetti, ama ne oldu? Politika devam ettikçe, şüpheli başarılar bile, yeterli abartma ve yaymadan sonra zafer kazanabilir.