KARADENİZ TARİHİ

Konuk Sevmeyen Deniz

Türkiye’nin Kuzey Anadolu sahil kesimi, günümüzde, adını aldığı denizden dolayı “Karadeniz” adıyla anılmaktadır. Antik Çağda Anadolu’nun bu kuzeydoğu kıyı kesimi Hellenler tarafından, Πόντος “Pontus”; deniz ise önceleri Πόντος Ἄξεινος “Konuksevmeyen Deniz”, sonraları ise “Konuksever Deniz” anlamına gelen Πόντος Εὔξεινος olarak adlandırılmaktaydı. Romalılar da Pontus Eukseinos kelimesini Hellenlerden almışlar, Pontus Euxinus şeklinde kullanmışlardır. Antik Yunan mitolojisinde Aither ile Gaia’nın çocuğunun adı olan ve Hellence “deniz” anlamına gelen Pontus’a bölge adı olarak ilk kez MÖ 5. yüzyılda Herodotos’un ünlü eseri Historia’da rastlamaktayız. Ünlü coğrafyacı Amaseialı (Amasya) Strabon da Pontus’un sınırlarını, Türkiye’nin Karadeniz’e kıyısı olan kuzeydoğu Anadolu sahilleri ve onun hinterlandı ile çizmektedir. Bölge sınırları konusunda Antik Çağdan zaman zaman farklı anlatımlar bilinse de, genel olarak doğuda Kolkhis (Gürcistan), batıda Paphlagonia (Kastamonu) ve güneyde Kappadokia arasındaki bölgeye verilen isimdir.  Sinop, Samsun, Ordu, Çorum, Amasya, Tokat illerini kapsayan Orta Karadeniz Bölgesi’nde yapılan yüzey araştırmaları ve kazılarda ele geçen arkeolojik buluntular bölgenin Paleolitik Dönemden itibaren yerleşim gördüğünü göstermektedir. Orta Karadeniz’de kesintisiz bir yerleşim ise, Kalkolitik Çağda başlamıştır. Boğazköy metinlerine göre, Eski Hitit Çağında (MÖ 1750 – 1500) Kaškalar tarafından işgal edilmiş olan Sinop, Samsun ve Ordu illeri bölgesi, I. Hattuşili’den itibaren Hitit Devleti için sürekli bir sorun haline gelmiştir. Hitit Devleti, yıkıldığı tarihe kadar, Orta Karadeniz’de yaşayan ve sürekli olarak Hatti ülkesine saldıran Kaškalarla uğraşmak zorunda kalmıştır. Kaynaklarımızın bilgi vermemesinden dolayı, uzun bir süre karanlığa gömülen bölge, MÖ 7. yüzyılda Kimmerlerin istilasına uğramıştır.  MÖ 7. yüzyıldan itibaren Hellen kolonistlerince ilgi gösterilmeye başlanan Pontus Bölgesi’nde aynı yüzyılın sonunda koloniler kurulmaya başlamış ve bu durum MÖ 6. yüzyılda da devam etmiştir. Kolonistler, başta Sinope (Sinop) olmak üzere Amisos (Samsun), Kotyora (Ordu), Kerasos (Giresun) ve Trapezos (Trabzon) gibi, kıyıda yeni kentler kurmuşlardır. Ionialılar tarafından gerçekleştirilen bu kolonizasyonun başını, edebi metinlere göre Miletoslular (Balat) çekmektedir. Ancak, arkeolojik veriler, Miletosluların yanı sıra, Samos (Sisam), Ephesos ve Khios (Sakız Adası) gibi diğer Ionia kentlerinin de bu kolonizasyona katıldıklarını göstermektedir. Hellenler bölgeyi belki de Troia Savaşı’ndan önce, daha MÖ 1200’lerde tanımaktaydılar. Mitolojiye göre, Iason ve Argonautlar, Kıta Hellas’tan Hellespontus’u geçerek Kolkhis’e “Altın Postu” almaya gitmişlerdi; bir diğer mitolojik hikâyeye göre ise, Zeus, insanlara ateş yakmayı öğrettiği için Prometheus’u Kafkas Dağları’na zincirlemişti. Her ne kadar sözü edilen bu iki hikâye birer mitos’tan ibaret olsa da bunların arkasında bir gerçeklik payı olabileceğini göz ardı etmemek gerekir. Hüseyin S. ÖZTÜRK Marmara Üniversitesi Eskiçağ Tarihi