KAUNOS Kazı-Araştırma-Onarım ve Projelendirme Çalışmaları

Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Başkent Üniversitesi adına yürüttüğümüz Kaunos örenindeki bilimsel araştırmalara yönelik arkeolojik çalışmalarımız bu yıl da multi disipliner bir ekiple gerçekleştirilmiştir. Kazılar, yayına yönelik araştırmalar, onarım ve yeni restorasyon projelerinin hazırlanması bu yılın yürütülen projeleridir. Biz, “haber” amaçlı bu yazı içinde kısa da olsa kazılarımızdan ve de yeni bir çalışma alanımızdan bilgi vereceğiz.

Akropol Kazısı: Bir yandan Büyük Kale’nin batı yamacı üzerinde belirlenen Arkaik Çağdan Orta Çağ içlerine kadarki yoğun yerleşimin mimari kalıntılarının belgelenmesi ve tarihlendirmeye yönelik seramiklerin değerlendirilmesi çalışmaları sürdürülürken, diğer yandan da bu alandaki yerleşimin kültürel dokusunu ve bunun tarihsel süreç içindeki yerinin belirlenmesi adına bu yıl iki ayrı alanda çalışmalara başlanılmıştır: Batı Orta Teras ve Mağara.

Batı Orta Teras üzerinde açılan üç sondaj çukuru, terasın batı duvarına paralel inşa edilmiş bir yapının kalıntılarını gün ışığına çıkartmıştır. Yaklaşık 7. 40 metre uzunluğa kadar korunmuş olan bu duvar, ancak iki sıra yüksekliğine kadar günümüze ulaşmıştır. Gerek blokların formatı ve gerekse cephe yüzlerindeki özenli bosaj işçiliği, zamanında bu alanda inşa edilmiş çok önemli bir yapıya işaret etmektedir. Yapı, doğu yöne doğru yükselerek devam eden anakayanın yüzeyinde meydana getirilen bir temel düzlem üzerinde yükselmektedir. Temel, kısmen anakayanın düzeltilmesi ve kısmen de yapısı gereği aralarındaki boşluklara üst yüzeyi tıraşlanmış polygonal iri taşların yerleştirilmesi ile oluşturulmuştur. Kinayeli bir kelime ile anlamlaştırılan kurşun sapan taşları bu alanın şimdilik en dikkat çeken buluntusudur.

Zirvedeki olası Açık Hava Kutsal Alanı’nın güneyinde kalan dik yamacın üzerindeki doğal mağara ağzı, çok uzun zamandan beri hep dikkatimizi çekmişti. Çekmişti, çünkü Kutsal Alana yakınlığı nedeniyle beklentimiz, stratigrafiyi de verebilecek yoğunlukta adak eşyalarının burada depolanmış olabileceğiydi. İlk kazı derinliğinde ele geçen malzeme hemen her döneme işaret ettiğinden bu tabaka kültür katmanı olarak kabul edilmemiştir. Bunun altından gelen yoğun kiremit ve tuğla, muhtemelen zirve terasındaki önemli bir yapının ve belki de Basileus Kaunios adına inşa edilmiş bir kutsal mekanın buraya düşmüş çatı malzemesidir ki, hemen önündeki yamaçta tespit edilen düzgün tıraşlanmış iki blok da, böylesine bir yapının varlığını desteklemektedir. Alt katmanın malzemesi içinde bizi sonuca götürecek en önemli buluntu ise, bir Arkaik Çağ pithosu ile üçayaklı bir mutfak kabına ait parçalardır. Mağara tavanından kopmuş ve bu katmanın üzerine düşen iri kaya kütlelerinin kaldırılmasına hazırlıklı olmadığımız için bu alanda daha derine inilememiştir.

Apollon Kutsal Alanı Kazısı: Bu alandaki kazılarımız da bu mevsim iki soruya cevap aramak üzere programlanmıştır. Cevap aranması istenilen sorulardan ilki, geçen yıl açığa çıkartılan alanın Doğu Stoası’na agora yönünden nasıl ulaşılmış olduğunun belirlenmesi; diğeri ise, kuzey yönden de “Ziyafet Binası” nın çevrelediği bu kutsal açık hava mekânının merkezi alanının ne amaçla ve nasıl kullanıldığının anlaşılmasına yöneliktir. Kazılarımız sonrasında özellikle ilk sorumuz kesin cevabını bulmuştur: Stoa, güney dar kenarına açılan mermerden anıtsal merdivenli bir girişle bağlanmaktadır agora düzlüğüne. Her iki yandan mermer duvarlarla çerçevelenmiş olan 6.50 metre genişliğindeki bu anıtsal giriş iki ayrı bölüm olarak tasarlanmıştır. Yükseklikleri 22–25 santimetre arasında değişen alt bölüm, agora yürüme zemininden itibaren 4 basamaklıdır. Dördüncü basamak sonrasında toplam genişliği 101 santimetreyi bulan iki bloktan oluşturulmuş genişçe bir platforma; buradan da mevcut izlerden üzerine sütunlu giriş kapısının monte edildiği daha geniş bir platforma geçilir (2.50 m.). Stoa yürüme zeminine ise bu sütunlu anıtsal giriş platformundan sonraki yedi basamakla ulaşılır. Gerek bloklar üzerindeki detaylı inceleme ve gerekse her iki çerçeve duvarı ile arasındaki ilişki dikkate alındığında bu basamaklı girişin kutsal alanın en erken Geç Helenistik Dönem sonrasında inşa edildiğini ortaya koymaktadır. Çünkü “Ziyafet Binası” nın alanın da doğusunu sınırlayan doğu teras duvarı uzantısı, aynı zamanda hiçbir organik bağı olmayan bu basamaklı çıkışın batı çerçevesini oluşturmaktadır.

Merkezi alan üzerindeki bu yılın kazı çalışmaları sonunda gün ışığına çıkartılan kalıntılar, ancak bu alanın kenti en son kullanan Kaunoslular tarafından inşa edilen süfli yapılarının en fazla birkaç taş sırasına kadar korunmuş temelleridir. Ve anlaşılmıştır ki, Kaunos’un baş tanrısı, tanrı kral Basileus Kaunios adına sunulan adakların yerleştirildiği bu alan tümüyle bu dönemin iskân mahalli olarak kullanılmıştır. Birbirine geçişler de veren bu yapı grubunun inşasında yalnızca toplama taşlar değil, tıpkı öncesinden bildiğimiz Protogenes Eksedrası gibi bu kutsal alana dikilmiş diğer anıtların blokları da kullanılmıştır. Bunlardan en önemlilerinden biri, Gaius Scribonius C.f.Curio ve ailesi için yarım yuvarlak formunda bir eksedra. Yaklaşık MÖ 1. yüzyılın ortalarındaki bu ünlü siyasi kimliğin kendisine ve ailesine ait bu yarım yuvarlak oturma grubunun altı metre çapa ulaşan gövde kalıntıları ile her biri yazıtlı postament ve postament altlıkları gün ışığına çıkartılmıştır. Şüphesiz en büyük sürpriz, yine bir duvar malzemesi olarak kullanılmış olan bir mermer yontudur. Erken Helenistik Dönem’in, MÖ 300 yıllarının özenli kalem izlerini taşıyan bir genç kız heykelidir bu. Kuşkusuz bu genç kızımız da zamanında bir adak olarak bu alana bırakılmıştır. ‘Diğer adak heykelleri nerede?’ sorumuzun cevabını ise, alanda inşa edilmiş bir kireç çukuru vermektedir.

Korinth Tapınağı: Yukarı kentin önemli yapılarından Hamam Binası’nın hemen arkasındaki höyük karakterli yükseltinin üst noktasında bizlere yılardan buyana “merhaba” diyen tapınak üzerindeki detaylı bilimsel çalışmalara bu mevsim başlanılmıştır. Proje, bir taraftan tapınağın ve çevresinin ilk kapsamlı dokümantasyonuna yönelik hazırlanmışken, diğer taraftan da kentin Arkaik Çağ sonrası dönemlerde, özellikle Hekatomnidler ve Helenistik Çağlardaki yayılımı ile bağlantılı olarak nasıl bir merkezi kent konumuna geldiğinin ipuçlarını aramaya ilişkin yol haritasını vermektedir bize. Çevresindeki geç dönem yapılarına ait duvarların hemen tamamı kendi orijinal malzemesi kullanılarak örülmüşken, mabedin batı ve kuzey duvarı çatı seviyesine kadar korunabilmiştir. Tapınak, büyük bir teras üzerine (94 x 69 metre boyutunda) kuzeybatı-güneydoğu yönünde inşa edilmiştir. Peristasis sütunları korinth tipi başlık taşırken, Opisthodomos’a açılan kapının iki yanındaki pilaster ve in antis sütunlar ion tipi başlıklarla taçlandırılmıştır. Yerel kireç taşından kesilmiş olan yapı bloklarının yerleştirilişinde dübel ve kenet kullanılmamıştır. Çatı seviyesine kadar korunmuş batı duvarı üzerinde gözlemlenen altı adet ok atma penceresi; ikinci kata açılan kapı; ahşap kiriş delikleri ve Cella batı duvarı üzerindeki büyük bir kapı ve pencere, tapınağın daha sonra başka amaçlar için kullanıldığının belgeleridir. Özellikle de pencere ve kapı, bu görkemli yapının Hıristiyan Kaunoslular tarafından bir kiliseye döndürüldüğünün belgesi olarak çıkmaktadır karşımıza. Öyle ki bu dönemde mabedin kullanım aksı doğu-batı yönüne çevrilmiştir. Bu bağlamda tapınağın yıkık doğu duvarı kendi farklı mimari malzemesiyle yeniden, ama bu defa apsis formunda inşa edilmiştir.

Tiyatro: Onarılmayı bekleyen Kaunos Tiyatrosu’nun restorasyon projesine, Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinden ve aynı zamanda ekibimizin yıllardan buyana bir üyesi olan Doç. Dr. Yasemen Say Özer tarafından hazırlanan “Kaunos Tiyatrosunun Mimari Tasarım İlkelerinin İncelenerek Yeniden Kullanımına Yönelik Gerekli Koşulların Belirlenmesi” başlıklı proje önerisi doğrultusunda bu mevsim başlanılmıştır.

Onarım: Yukarıda, “Apollon Kutsal Alanı” çalışmaları içinde değinilen Gaius Scribonius C. F. Curio’a ait eksedra bloklarının büyük bir çoğunluğu zamana yenik düşmüş ve tahrip olmuşlardır. Bu blokların konservasyonları kaçınılmaz olduğundan hemen yerinde onarılmışlardır.